Evrensel Pazar

Yedinci Gün

Fotoğraf: Alper Kaya

Sırt çantasını kontrol ettiğinde, ihtiyacı olan hemen hemen her şeyi içine koyduğunu kolayca anladı. Zaten fazla bir ihtiyacı da yoktu… İki şişe su, kendi hazırladığı ve moda tabirle ‘spesiyalitesi’ olan üç sandviç, kraker ve bisküviden ibaret birkaç paket hazır gıda ve bir şal vardı çantasının içinde.

Gündelik hayatın koşturmacasını geride bırakalı, tam bir hafta olmuştu. Bir haftadır sabahları cep telefonunun değil, bedeninin saatiyle uyanıyordu. Bir haftadır gece olduğunda uyuyabileceği maksimum saati hesaplamadan, bunun gerginliğinden uzak şekilde giriyordu yatağa.

İşinden istifa etmişti.

O çok bayıldığı, üniversite sıralarında dirsek çürüterek geçirdiği dört buçuk yılın mükafatı olarak kabul ettiği, büyük kariyer hedefleri taşıdığı işinden; beşinci yılı dolmadan istifa etmişti. “Dört buçuk yıl eğitime karşılık, dört buçuk yıl kariyer…” diye içinden geçirmişti ofisten son çıkışında.

DEVAMINI OKU

Evrensel Kültür Sanat

İstanbul’un Rüya Haritasını Çıkaracak

Mine Özfidan’ı Twitter’dan tanıdım. İstiklal’e rüya dinlemeye çıktığını söylüyordu attığı tweet’te. Aradan bir gün geçmeden, ona Kadıköy’de rastladım. Rüyalarından mesaj çıkarmaya çalışan insanlar gibi, bu tesadüfün bir şeylere işaret ettiğini düşünmek istedim ve bu ilginç fikrin sahibiyle bir röportaj yaptım.

Kısa ve uzun vadeli hedefleriyle, rüya dinleyiciliği projesi hakkında konuştuk Mine ile… Mobbing’in ve televizyonun rüyalarınızı yönettiğini biliyor musunuz? O biliyor! Şimdi ona kulak verelim.

  • Merhaba Mine! İlk olarak kısaca kendinden bahseder misin?

Merhaba, kendimden nasıl bahsedeceğimi bilmiyorum. Ben Mine; yemek yiyor, uyuyor, sevdiğim insanlarla konuşuyor, hayal kuruyor ve bolca gülümsüyorum. Hep gülümsüyor oluşum sizi aldatmasın, aptal ya da bir iyilik meleği değilim. Sadece yaşamaya çalışıyorum ve benim bir derdim var. O da sokakları güzelleştirmek, hayata yavruağzı bir renk bırakmak. Pembe değil. Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nü okudum ve sanırım, sinemaya tutkunum. Evet. Sinema kafamın içine bir terzi bıraktı. Onu kesiyor, biçiyor ve tekrar dikiyor. Sonra yeniden söküyor ve yeniden dikiyor.

DEVAMINI OKU

Evrensel Gazetesi

20 Gün Sonra Gelen Adalet: Amedspor Maçı İptal!

Amed Sportif’in, 1 Ekim 2017’de kendi sahasında oynadığı ve 2-2 berabere kaldığı Etimesgut Belediyespor maçı için başvurduğu Tahkim Kurulu’undan karar 20 gün sonra çıktı: Maç iptal edildi!

MAÇTA NE OLDU ?

Maçın ilk yarısında 1-0 öne geçen Etimesgut Belediyespor, ikinci yarıda üstünlüğünü 2-0’la pekiştirse de 70 ve 80. dakikalarda ev sahibi Amed Sportif’in attığı iki gole engel olamamıştı. Ancak maç sonrası kamera görüntüleri incelendiğinde maçın hakemi Celal Bayraklı’nın, deplasman ekibinden Caner Yılmaz’a iki sarı kart gösterdiği hâlde kırmızı kartla cezalandırmadığı ve haliyle bir kural hatasına sebep olduğu ortaya çıkmıştı.

Bu görüntülerle beraber Tahkim Kurulu’na başvuran Diyarbakır temsilcisine, 20 gün sonra cevap verildi. Tahkimden çıkan karar doğrultusunda maçın tekrarına, maçta sarı kart gören oyuncuların kartlarının geçerli olmasına, Caner Yılmaz’ın cezasını ise 10 günlük yasal itiraz süresi sonrası oynanacak ilk maçta çekmesine karar verildi.

DEVAMINI OKU

Köşe Gönderi

Gözüm Sizi Nereden Isırıyor?

İki haftadır, önce “Yalancı Aristo” ve sonrasında “Üçten Gelim, Tümevarım” yazılarımla bu köşede 2. Lig’in yükselme hattına dair bir seri yazıyorum. Bu hafta da üçüncü ve son yazıyı yazarak bu mevzuya şimdilik nokta koymayı umut ediyorum… Evet, ilk yazıyı iki soruyla noktalamış; ikinci yazıda bu sorulardan birisinin cevabını aramıştım. Şimdi ise ikinci sorunun cevabına dair biraz kafa yoracağız. Neydi o soru?

İkinci Lig play off hattında neden genelde aynı takımları görüyoruz? Bu soruyu, son dört yılı baz alarak cevaplayalım dilerseniz.

Son dört yılda Hatayspor ve Bandırmaspor üçer kez; Gümüşhanespor, Menemen Belediyespor, Amed Sportif ve Kocaeli Birlikspor ise ikişer kez play off’a kaldı.

Halihazırda yedi yıllık bir ligden bahsettiğimizi düşünerek, perspektifimizi biraz daha genişletirsek ilk üç yılın rakamları da dahil olduğunda yedi yılda Bandırmaspor’un beş, Hatayspor’un ise dört kez play off’a kaldığını görüyoruz. Tabii, yedi yılı baz aldığımızda Yeni Malatyaspor, Bugsaş gibi takımların da toplamda üç kez play off’a kaldığını fark etmemek çok zor.

DEVAMINI OKU

Okuduklarım

İnsomnia Café – M.K. Perker

Perker’in, yıllar evvel mizah dergilerinde denk geldiğim ancak düzenli takip edemediğim çizgi hikâyesi İnsomnia Café bir hafta önce KaraKarga Yayınları’ndan tekmili birden tam macera olarak çıktı. Hemen edindim tabii ki. Bir çırpıda da bitirdim. KaraKarga’dan çıkan bir başka çizgi romanı (Arakçı) çok beğenmemiş ve hatta Evrensel’de de yazmıştım. Fakat İnsomnia Café bambaşka bir şeydi!

M.K. Perker’in çizimlerine zaten diyecek bir şey yok. Sinema güzelliğinde çiziyor resmen. Öyle ki, onun herhangi bir çizimine denk geldiğin zaman sadece sırtını yaslayıp; önünden akıp giden bantları izlemek istiyorsun. Tabii, bu çok da mümkün değil. Sayfayı çevirecek birisi lazım.

DEVAMINI OKU