Köşe Gönderi

Havuz Seviyesinde Türkiye Futbolu

Havuz medyası olarak adlandırılan, sermaye ve güç odaklı televizyon kanalları ile gazetelerin son yıllarda bizlere sunduğu magazinsel futbol figürlerinin iflasını seyrediyoruz birkaç aydır. Bu iflas, en sonunda siyahî futbolcular üzerinden yapılan çirkin göndermeleri de aşıp direkt sinkaflı bir söz sarf eden Rasim Ozan Kütahyalı’nın hem televizyon hem de gazeteden kovulmasıyla zirve yaptıysa da; biz bu ırkçılığa çok da yabancı değiliz spor camiasında…

Genelde güleç yüzüyle tanıdığımız Samet Aybaba’yı iyi hatırlamak lazım: Gençlerbirliği’nden gönderildikten sonra takımın Mısırlı savunmacısı El Saka’yı kast ederek “Beni bir Arap’a tercih ettiler” sözleri hâlâ aklımızda!

Neyse ki bu yazının konusu, spor camiasındaki faşist yaklaşımlar değil.

DEVAMINI OKU

Evrensel Kültür Sanat

Okuyucunun Dikkatli Olması Yazarı da Dikkatli Kılıyor

Yazar Alper Kaya’nın yeni polisiye romanı “Bütün Kuralları Yık!” Oğlak Yayınları’ndan çıktı. Alper Kaya ile yeni kitabını konuşurken bir yandan da polisiye romanlara dair merak ettiklerimi sordum.

Kaya, “Polisiyenin dahil olması gerektiği bir matematik var. Buna kurguyu da katabilirsin, kriminolojiden sosyolojiye dek pek çok bilim unsurunu da katabilirsin. Bu bağlamda, okuyucunun dikkatli olması yazarı da bir o kadar dikkatli kılıyor” dedi.

  • Bütün Kuralları Yık!, uzun bir aradan sonra okuduğum ilk yerli polisiye oldu. Kitabı okurken çok beğenmekle birlikte polisiye romanların Türkiye’de güçlü bir geçmişi olmadığını tekrar hatırladım… Sebebi size göre nedir?

Aslında Türkiye’de polisiyenin hayli ciddi bir geçmişi var. Öyle ki, cumhuriyetin ilanından önce 2. Abdülhamid’in çevirttiği yabancı polisiyeler ve Amanvermez Avni serisi gibi çalışmalar mevcut. Cumhuriyetin ilanından sonra da Peyami Safa’nın Server Bedi mahlasıyla yazdığı Cingöz Recai serisi başta olmak üzere, Kemal Tahir’in mahlas isimle yazdığı Mike Hammer serilerine dek pek çok güzel eserler var. Ancak genel kanaat, polisiyenin ve polisiye üretiminin hep az olduğu yönünde. Bu da aslında şaşırtıcı değil çünkü birkaç ay önce benim de oluşumuna naçizane katkı sunduğum Polisiye Yazarları Birliği kısa sürede altmışa yakın yazarın dahil olduğu bir oluşuma dönüştü ve polisiye yazarlarının bu kadar çok oluşu hemen hemen hepimizi şaşırttı. Yani soruyu biraz farklı ele almak gerekirse polisiyenin geçmişine, bugününe ve yarınına en azından nicelik bazında neden gereken ihtimam gösterilmiyor? Bunun cevabı da sanırım, edebiyat sektöründeki “çok satanlar” teröründe gizli.

DEVAMINI OKU

Köşe Gönderi

İzmir, Stadyum ve Bizim Çocuklar

İzmir, malumunuz olduğu üzere yıllardır bir stadyum bilinmezinin içinde yoğrulup gidiyor. Pek çok şehirde benzeri sıkıntılar var tabii ki ancak ülkenin sayılı büyükşehirlerinden birisinde bu problemin bir siyasi cezalandırmaya evrildiği söylentileri de yabana atılacak gibi değil!

Peki bütün bu karmaşa ortamında İzmir takımları ne âlemde?

Altay’la başlayalım…

Yıllardır yaşadığı kötü gidişatı, geçtiğimiz sezon 3. Lig play off finalinde dramatik bir şekilde kendi ‘kaderdaşı’ Kocaelispor’u eleyerek noktalayan siyah beyazlı İzmir temsilcisi; bu yıl 2. Lig’e futbolu özlemiş gibi döndü. 12 haftada sadece Niğde Belediyespor ve Kırklarelispor’a mağlup olan Altay; lider Gümüşhane ile aynı puanda fakat averaj ile ikinci sırada… İç sahada oynadığı altı maçta beş galibiyeti, bir beraberliği var üstelik.

DEVAMINI OKU

Çalışmalar

Ve bir fuar biter…

İlk kez İstanbul Kitap Fuarı’nda okurla buluşan yeni romanım “Bütün Kuralları Yık!” ile iki hafta sonu boyunca Oğlak Yayınları standında bulunduğum 36. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı 12 Kasım Pazar günü sona erdi…

Başta yayıncım Senay Haznedaroğlu ve editörüm Çiğdem Bakırcıoğlu olmak üzere Oğlak Yayınları‘nın harikulâde enerjik ekibine ve fuar ile yolculuğuna başlayan Bütün Kuralları Yık!’ı ve beni yalnız bırakmamış herkese teşekkür ederim.

Bütün Kuralları Yık! bu hafta sonuna doğru online kitapçılarda ve raflarda yerini alacak. Ancak dileyen, şimdiden Goodreads‘teki online kütüphanesine yeni romanımı ekleyebilir!

DEVAMINI OKU

Köşe Gönderi

‘Yeni’nin Görkemi

Albert Einstein, “Hayatında hiç hata yapmamış bir insan, hiçbir zaman yeni bir şey denememiş demektir.” der Henüz bunu yanıltacak bir tezle karşılaşmadığım için, bu sözü büyük ölçüde doğru olarak kabul edebilirim.

Yeni bir şey denemenin futbolda, en azından benim baktığım perspektifte, karşılığı ise amatör liglerden yükselip profesyonel statüde mücadele etmek olsa gerek. Bu bağlamda, 3. Lig’e bu sezon itibarıyla yükselmiş takımların ilk devrenin bitimine altı hafta kala elde ettikleri durumu ele almak istiyorum.

Şanlıurfa temsilcisi Karaköprü Belediyespor’la başlayalım. Penaltılarla yükseldiği profesyonel liglere pek de fena bir başlangıç yapmayan; dahası bir iç saha ekolü yakalamaya başlayan Karaköprü ekibi ilk 11 maçta üçer galibiyet ve beraberlik elde etti. İç sahada oynadığı son dört maçını kaybetmezken, iç sahadaki altı maçında sadece bir mağlubiyet almış olması da cabası…

DEVAMINI OKU