Kaçakspor

Diyarbakırspor’dan Espinoza ve Eskişehirspor’dan Youla aynı hafta içinde ülkeyi terk edince hafızalarımızı zorlayarak daha önce ülkeyi veya sadece takımını terk etmiş oyuncuları analım dedik.

Öncelikle araştırılırsa bu konuda zirveyi Trabzonspor’un çektiği görülüyor…

Son yıllardaki vakalarını düşünürsek:

Kiki Musampa, Fredrik Risp, Ömer Rıza, Miroslav Szymkowiak, Rune Lange, Karel Rada, Davor Vugrineç…

Hele bir de “yamyam” dedikleri için kenti terk eden bir Campbell vakası var ki, evlere ırak…

Bir de birkaç yıl arayla iki rakip takımı terk-i diyar eyleyen Yakın kardeşler var ki; Murat Yakın, Fenerbahçe’den deprem korkusu nedeniyle “ayrılırken”, Hakan Yakın da Galatasaray’ı bir sezonda sadece 22 dakika oynayabildiği için terk etti…

Fenerbahçe denince de durmak lazım aslında… Anelka, Ortega, Enke, Appiah gibi dünyaca ünlü yıldızları transfer ettiği kadar, kaçırdığı da malumunuzdur…

Bir diğer dünyaca ünlenen isim de pek çok Galatasaraylı’yı kahreden Ribery olmuştur. Galatasaray’dan kaçtıktan sonra yakaladığı popülarite, verilmesi gereken paranın misli misli halindeyken nasıl kahretmesin ki?

Bir diğer vaka ise daha önceki Felipe olayıydı. Üstelik Galatasaray haklı olduğunu düşünüp uluslararası yargıya bile taşımıştı olayı… Lakin, Felipe’nin dört aydır parasını alamadığı belgelenince de Felipe kaçtığıyla kalmıştı…

Fenerbahçe’yi, Galatasaray’ı, Trabzonspor’u saydık da; Beşiktaş’ın nesi eksik? Hayli sempatik ve formayla özdeşleşme yolunda giden Kleberson, karşılıklı anlaşmazlıklar neticesinde takımı terk etmişti…

Evet son olarak bir de ilginç bir hadiseyi tarihe not düşelim… Rıza Çalımbay‘a “Sahtekar” suçlaması yaparak Es-Es’i terk eden Youla’ya emsal teşkil eden bir olay var ki… Çaykur Rizespor’a transfer olan ancak tek maç oynamadan Milan’a “kaçan” İbrahim Ba da gitme sebebi olarak takımın hocasını yani Rıza Çalımbay’ı göstermişti…

Bir düşünelim.

Bu saydıklarımız 15 – 16 yaşında çocuklar değil.

Ergenlik çağının yıpratıcı gel gitlerinde, hangi takımda oynayacağına karar veremediği için kaprisle kaçabilecek olan insanlar değiller…

Neden kaçıyorlar?

Öncelikle bu grubun içinden sırf oynadığı maç süresi az diye kaçanları ayrı tutalım. Hakan Yakın, Fredrik Rispmaç oynamadan “kaçan” İbrahim Ba bu saydıklarımın arasında değiller. Onlar belki oynama iştahı, belki de beklentilerin karşılanmaması nedeniyle kaçmışlardır; bilemeyiz…

Ancak geri kalanlara baktığımızda, parasını alamadığı için hakkını ulusal mahkemelerde arayanları görüyoruz çoğunlukla…

Trabzonspor tayfasında ise artık o kadar büyük bir bezmişlik oluyor ki, Szymkowiak gibi direk futbolu bırakma kararı alanlar bile var…

Trabzon’u ele alalım…

Muazzam bir baskı.

Taraftar bir yanda, medya öte yanda… Zamanında alınmış şampiyonluklar…

Hepsi bir oyuncu için ağır külfetler…

Bunu kaldırabilmek kolay değil… Hiç değil…

Kaçmak çare mi?

Tabii ki hayır.

Profesyonel anlayış bunu gerektirmez.

Lakin bir tarafın profesyonel olması da yetmez!

Karşılıklı oturup anlaşma koşulları olmayacaksa, futbolcuların da bir emekçi; parasını oyundan kazanan bir işçi olduğu unutulmamalıdır.

Sonra “Türkiye’de maaşlar zamanında veriliyormuş, hayret” diye demeç verir Kamerun futbolunun efsaneleşen isimlerinden Rigobert Song, Galatasaray’la anlaşma imzalayamayıp Trabzonspor’a transfer olunca…

Siz de hala marka değeri falan dersiniz…

Berezilya | 25 Aralık 2009

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19 − 6 =