Percy Jackson & The Olympians: The Lightning Thief [2010]

12 yaşında hiperaktif bir genç olan Percy’nin hayatı bir anda değişecektir; vekil öğretmeninin bir canavara dönüşüp onu şimşek hırsızlığıyla suçlamasından sonra en iyi arkadaşının zorlamasıyla annesinin sürdüğü arabaya atlayan Percy, arkadaşıyla birlikte bir kampa gider… Yolda bir başka canavar gelip annesini yok eder, bu sinirle canavarla savaşan Percy canavarı öldürür, sonra “kamp”a girdiklerinde kendisinin bir yarı tanrı olduğunu öğrenir; deniz tanrısı Poseidon’un çocuğudur o… Onun gibi binlerce yarı tanrı vardır tabii hepsi iyi değildir…

Güçlerini kontrol etmeyi öğrenir Percy, suyun onu iyileştirdiğini öğrendiğinde ve daha da güçlendiğini fark ettiğinde rakiplerine karşı güçlerini kullanabileceğini fark eder…

Hades’in kampı “ziyareti”nden ve annesini esir tuttuğunu söylemesinden, annesini geri almak istiyorsa çaldığı şimşeği kendisine getirmesini istemesinden sonra bahsi geçen çalınmış şimşeği bulmak veya bulamasa da en azından şimşek hırsızının kendisi olmadığını söylemek amacıyla bir yolculuğa çıkar Percy… Tabii yanında yarı keçi olan kankası ve Athena’nın kızı zorla olsa da eşlik edecektir…

Yolda da tabii bir sürü mitolojik düşmanlarla mücadele edeceklerdir…

Öncelikle şu var, filmin amacını doğru tespit etmek lazım. Filme sırf aksiyon olsun diye giderseniz fazla zevk alamazsınız. Bahsi geçen mitolojik karakterler hakkında da az buçuk bilginiz olursa “tadından yenmez” bir film olduğunu anlarsınız… Üstelik keyifli bir film de! Yine de Harry Potter’da yapılan hatalar yapılmasın, çocuklar götürülmesin derim ben, nacizane…

Herkül’ü çoğu kişi bilir, çizgi filmi de vardı, bilgisayar oyunu da… İşte oradaki düşmanların hemen hemen hepsi de bu filmde arz-ı endam eyliyor birer birer ve görsellik muazzam… Keza oyuncu kalitesi de… Bilhassa Uma Thurman’ın kısa ama etkili rolü, Pierce Brosnan’ın da etkili oyunculuğu zor anlarda filmin sırtlanmasını sağlamış…

Filmin genel yapısına baktığımızda son yıllarda sıkça kullanılan bilgisayar efektlerini görüyoruz. Ancak çoğu filmde olduğu gibi sırıtmamışlar, filmin doğal yapısına eşlik etmekteler… Bu manada rahatsız edici bir film de değil… Keyif alıyorsunuz izlerken, özellikle yan rollerdeki oyuncuların da başrol kadar etkili yer bulmaları, diyalogların sıklığı filmi sürükletiyor…

Bir de ipucu; filmde jenerik başlar başlamaz salondan çıkmayın, ufak bir sürpriz var…

Movie Reviews | 23 Şubat 2010

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

17 + nine =