Türk Futbolunun Profesyonellik Fobisi

Ödümüz kopuyor profesyonel anlayışa geçeceğiz diye. Çağ atlarız mazaallah!

Vakt-i zamanında bir dergi araştırmıştı; 18 Süper Lig takımının altısının web sitesi yoktu, kalan on ikinin de dördününki güncel değildi, üç sezon evvelki oyuncular hala kadroda görünüyordu… E zaten dört takım da “dört büyük”, mecburen aktif olmak zorunda… Kaldı mı dört?

Bugün Türk futbolunda bir internet anlayışı varsa, o günkü o dört takım sayesindedir diyecektim ki, bir Süper Lig kulübünün “geçici” ibaresiyle yayına soktuğu güncellenme çabası içindeki web sayfasını görünce sözümü geri almak zorunda kaldım.

Korkuyoruz. İtiraf edelim bunu kendimize, bir takım çok ilerleyecek diye ödümüz kopuyor.

2000’li yıllarda Galatasaray’ın ilerleyişini durdurmak için Fenerbahçe medyası türetilmişti. Ha keza, sürekli bir anti Beşiktaşçılık oynayanlar da var… Ne için? “Güç dengesi”, hani şu malum fıkradaki gibi; cehennemde başında zebani durmayan tek kazan Türklerin kazanıymış ya hani, geri ittirilmelerine gerek olmuyormuş yukarı çıkanı aşağıdakiler çekiyormuş… O hesap…

Bir takım ilerliyorsa, durdurulur. İki çalım atana üçüncüyü attırmıcan yeğen, zihniyeti budur. Üç klansman aşağıdaki Zonguldakspor’a maddi yardım eden Gaziantep başkanının, kendisiyle aynı ligdeki Kocaelispor’a, Rize’ye yardım etmeyişinin sebebi de tam olarak budur.

Ha, ama biz müstehakız diye bunu peşinen kabul edeceksek, daha da bir şey söylemeye gerek yok. Fenerbahçe Avrupa’da tur atlarken korkuyoruz aynı başarıyı Gençlerbirliği gösterince ayakta alkışlıyoruz, neden? Çünkü korkuyoruz. Gençlerbirliği sıklet olarak daha düşük duruyor üç İstanbulludan, o yüzden ayar tutmuyor. Ancak üç İstanbullu arasındaki ölecekse su vermem durumu da, göz korkutuyor…

Sonuç ortada; yedi gün yirmi dört saat etkili “koruma”, mart ayı itibariyle Avrupa kupalarında sıfır takım, tek ölçüt Avrupa mı o da tartışılır muhakkak. Türkiye Kupası’nı ele alalım; yarı final itibariyle dört takımdan sadece birisi İstanbullu. Çeyrek’te ise, İBB hariç bir de Galatasaray vardı. Art niyetsiz olan kazandı, üç kağıt çevirmeyen kazandı, kuyu kazmayan ve Antalya kazandı.

Oyak reklamı gibi işte futbol, “iyiler her zaman kazanır”, kaypak bir şekilde her golden sonra çıkıyor olsa da, ki futbol iyilerin her zaman gol atmadığı bir oyun olsa da, haklılık payı var. Siz deneyin, bugün yanılsanız da bir gün haklı çıkacaksınız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seven + twenty =