Ayın Teması

NaNoWriMo Günlükleri – #2

nanowrimoGeçtiğimiz hafta çarşamba günü kasım ayının teması “NaNoWriMo Günlükleri” kapsamında ilk blog yazımı yazmıştım. Onu okumak isteyenleri şuradan alabiliriz. Gelelim bu haftaya…

NaNoWriMo’da maksat her gün, ama az ama çok mutlaka her gün, bir şeyler yazmak. Bu bağlamda, benim için ilginç bir tecrübe oluyor diyebilirim. Şimdiye dek yazdığım tüm romanlarda bazen araya iki – üç gün boşluk koymak zorunda kalabiliyordum. Fakat bu olay, beni de biraz disipline etti ve Celil Oker‘in tabiriyle ‘her gün dükkanı açmaya’ itti.

Geçtiğimiz hafta, ilk günün sonrasında yazmıştım blog yazımı ve 1707 kelimedeydim. Şu an ise, 9 kasımı saymazsak, toplamda 15614 kelimeye ulaştım ve sistemin ilerisine geçtim. Öyle ki, günde 1666’ar kelimeden 30 kasıma kadar sürmesi öngörülen süreç; benim profilimde “Bu hızla giderseniz şu tarihte bitecek” hanesini 26 kasıma çekti.

Rakamlar güzel, peki hikaye?

Sayılar başlı başına ciddi bir gösterge değil. Bunu Remzi Karabulut’un derlediği minimalist öykü kitabı için çalışmalar yaparken daha iyi anlamıştım. Bu yüzden rakamları kovalarken, kurgu için de kafamdakileri kağıda dökmeye çalışıyorum. Bir önceki yazımda, kitabın Komiser Tahsin Serisi’nin beşinci kitabı olacağını söylemiştim hatırlarsanız. Bu yüzden bazen dönüp basılmış olan ilk üç kitaba ve birkaç ay önce bitirdiğim dördüncü kitabın taslağına bakıyorum. Karakter – mekan – zaman üçlemesinde uyumsuzluk; serilerin kabusudur zira. Bunun olmaması için çaba göstermek bir yerde kötü. Bazen “geçip gidilesi” detaylar bile çok önemli olabiliyor ve diken üstünde hissediyorsunuz. Fakat bir yerde çok iyi. Hikaye, diğer kurgulara danışılmazsa şekillenemeyeceği bir doğrultuda şekillenip genişleyebiliyor ki bu kitap da böyle oldu.

“Nasıl gidiyor?” sorusu aklına takılanlar için, bir de tabii ilk üç kitabı okumuşlarsa, çok net bir cevap vereyim: Diğer kitaplara nazaran daha ‘derinlemesine’ gidiyor. Kelime saymanın beni hızlandıracağını düşünüyordum, yanılmışım. Yazarken bir nebze daha hızlandırmış olabilir ama hikayeyi ele alış konusunda biraz daha yavaşlattı, olduğundan daha da sindirerek yazmaya itti.

İkinci yazının ipucu da, bu minvalde gelsin o halde:

#2 – Kurgunuzdaki detaylar, yazarken bile sıkıcı gelip bazen lüzumundan fazla uzuyor olsa da içinize sinmesinin tek bir şartı olmalı: Ana hikayeyle örtüşmeli veya kesişmeli. Okuyucu, çok kötü bir kitabı affedebilir ama hiçbir işe yaramayacak detayları uzun uzadıya okumayı ihanet sayacaktır. Okura ihanet etmemeli!

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply

3 + twelve =