Ayın Teması

Blog Seyahatleri #1

arlktema

Malumunuz, hemen hemen tüm internet akımları kendilerini yenilemedikleri sürece çöplüğü boylamaya mahkum. Milyonlarca kullanıcıya sahip olduğu halde MSN’in sonu bile ortada. Tumblr gibi dinamik bir ortam bile çökmüşken, blogger’ın bu kadar sağlam bir şekilde ayakta kalabilmesinin ise tek bir açıklaması olmalı: Düzenli olarak artan kullanıcı sayısı.

Bu artış, elbette çoğunluğu gerçekten çer çöpten ve hatta dönemsel, geçici heveslerle açılmış olan bloglardan ibaret olsa da bilhassa kitap takipçilerinin, yahut “kitap kurtlarının” açtıkları bloglar arasında çok iyi örneklerle karşılaşabiliyoruz. Aralık ayında ben de her hafta bu iyi örnekler arasında yer alan ikişer blog hakkında bir şeyler yazmak istedim. Belki ilerleyen dönemlerde “gerçekten kötü” olan örneklere de değiniriz ama şimdilik, o kötülerin -benim nazarımda- iyi örnekleri görüp bir ihtimal kendi yollarını düzenlemelerine vesile olabiliriz diye umuyorum.

Evet, gelelim aralık ayının temasına: Blog Seyahatleri!

Bu kapsamda yazmak istediğim ilk blog “Kitaplık Kedisi“.

400stchBlog, görsel açıdan hayli profesyonelce yürütülüyor. Öncelikle bu hakkını teslim etmemiz lazım, ki emeğe saygı gereği de buna öncelik vermemiz en güzeli olur. Zira bloga girdiğinizde ilk izleniminiz, “sadeliğin ihtişamı” olacak.

Benim Kitaplık Kedisi’nde en sevdiğim kısım ise, çeşitli yayınevlerine özel olarak hazırladığı projeler. “Oğlak Yayınları ile Ruhu Doyuran Kitaplar”, “Delidolu Yayınları ile Her Aya Bir Kitap”, “Can Çocuk ile Büyülü Bir Yıl” gibi temaların haricinde “Reading Challenge”ları da takip edilesi doğrusu.

Gelelim kitap yazılarına. Hayli doyurucu, yan bağlantılar ile içeriğe dair kafaya takılabilecek detayların yazı içinde cevabının bulunabildiği, akıcı bir Türkçe ile yazılmış yazıları; görselliğin yanı sıra içerik için de ciddi bir mesai harcayan bir blogger ile karşı karşıya olduğumuzu kanıtlıyor halihazırda. Zaten sadece dış cephesi süslü bir evde, içi döküntüyse kim oturur ki?

İkinci blogumuz ise, “Madalyonun Öteki Yüzü“.

untitled-3Vakt-i zamanında son romanım Tanrı Misafiri hakkında yazdığı eleştiri yazısını sosyal medyada “Kitap eleştirileri fenomen olan Umut Çalışan” diye paylaşmıştım da, blogun sahibi biraz utanmıştı. Ancak az bile yazmış idim.

Zira, Umut Çalışan bu kitap eleştirisi olayını oturup ciddi bir vakit ve emek harcayarak yapıyor. Nitekim bu çabası, ortaya çıkan metaya da yansıyor. Her şeyin ötesinde, pek çok blogda ve hatta “normal” yayınevlerinin sitelerinde dahi göremeyeceğimiz kadar düzenli bir şekilde tasniflenmiş bir ‘yayınevleri’ ve ‘yazarlar’ menüsü var ki, kesinlikle kendiniz girip bakmalısınız.

Bloga dair, Umut Çalışan’ın kızı Ilgın ile çektiği yazı fotoğrafları haricinde, en sevdiğim şeylerden birisi çizgisinin oturmuş oluşu. Yani on küsur tane blog yazısı arasından gözüm kapalı bir şekilde Madalyonun Öteki Yüzü’nü seçebilirim. Bu aşinalık, yazıları okumaya başlarken insana güven duygusu da veriyor. Bunun haricinde, kitaplardan özenli ve vurucu seçkiler yaptığını söylemek mümkün. Yazılarının içine serpiştirdiği alıntılar, genelde eğer onunla aynı tür kitapları seviyorsanız sizin için de o kitabı okuduktan sonra aklınızda kalan en vurucu cümleler arasında yer alacaktır. Bunun haricinde üslubunun içten ve yalın oluşu da okuma sürecinize bir sohbet tadı katıyor.

You Might Also Like

1 Comment

  • Reply Umut Çalışan 7 Aralık 2016 at 21:07

    İlgin için teşekkür ederim. Her ne kadar, henüz Kitaplık Kedisi kadar popüler bir kitap yorum sitesi olamasam da çalışmaya, yorumlamaya, kitaplara madalyonun öteki yüzünden bakmaya devam…

  • Leave a Reply

    two × 5 =