Evrensel Gazetesi

‘Süper’ Amatörler

Bölgesel Amatör Lig, bir üst lige yükselmenin veya il kontenjanı gibi antidemokratik uygulamalar sayesinde o ligde kalmanın hayli zor olduğu bir klasmanken; bir alt basamağı olan Süper Amatör Lig ise, barındırdığı hayli “süper” takımlarla göz dolduruyor.

İki haftadır, Bölgesel Amatör Lig’e yükselmek için klasman maçları oynayan takımların bazılarına göz atalım mı?

ALİBEYKÖY

1950 kuruluşlu turuncu mavililer, tarihlerinde Süper Lig, 1. Lig, 2. Lig tecrübeleri yer almasına rağmen 2009-2010 sezonunda önce Bölgesel Amatör Lig’e, 2010-2011 sezonunda ise Süper Amatör Lig’e düşmüştü. Beş sezondur Süper Amatör’de mücadele eden İstanbul temsilcisi, yükselme yolunda avantajı ilk iki maçta hanesine yazdırmış görünüyor…

BEYKOZ 1908

Süper Lig, 1. Lig, 2. Lig tecrübeleri olan asırlık çınar, son olarak 2007’de 3. Lig’de şampiyon olmuş; yükseldiği 2. Lig’den ise iki sezon sonra küme düşmüştü. Düştüğü 3. Lig’de de tutunamayarak ilk olarak BAL’a, en sonunda ise kaçınılmaz olarak SAL’a düşen sarı siyahlılar; en alt kademe olarak kabul edilebilecek bu ligde dördüncü sezonlarını dolduruyor…

İSTANBUL GÜNGÖRENSPOR

Alt ligleri takip edenlerin daha ziyade “Güngören Belediyespor” olarak hatırlayacağı bordo beyazlılar, 2008 yılında yükseldikleri 1. Lig’den 2009 yılında düşmüş, akabinde hiç sezon kaybetmeden tekrar 1. Lig’e yükselmişse de 2012’de tekrar 2. Lig’e düşmüştü. Bu ligde iki sezon kalabilen İstanbul ekibi, düştüğü 3. Lig’de de tutunamayıp ilk sezonunda Bölgesel Amatör Lig’e, bir sezon peşinden de Süper Amatör Lig’e düştü. Klasman grubuna kalmayı başarsa da, sonu pek parlak görünmüyor…

PEKİ BU ÜÇ TAKIM ARASINDAKİ ORTAK NOKTALAR NELER?

Beykoz ile Güngören, stadyum mağduru. Beykoz’un stadyumu yıkıldı. Tesisleri yok. Keza Güngören’in stadyumunun da belediyenin girişimleriyle bir nevi “kentsel dönüşüm” kapsamında yıkılması planlanıyor. Burada basit bir problem var aslında: Stadyumlar, projeler doğrultusunda yıkılıyor. Ancak yerine yenileri yapılmıyor.

Van depremi sonrası bir kısmı yıkılan stadyuma portatif tribün koymak için bile üç yılı aşkın süre bekleyen (?) federasyonun, ve bu işlerin altında kimlerin imzası varsa onların, Süper Lig’de dahi boy göstermiş olan; bundan birkaç sezon önce 1. Lig’de veya 2. Lig’de oynayan, hiçbirisi olmasa bile nice spor emekçisinin bir nebze de olsa ekmek teknesi olan bu mabetlere kast etmeye ne hakkı var?

GÜDÜLEN POLİTİKALARA ANLAM VERMEK İMKANSIZ!

Beykoz’dan başladık madem, oradan devam edelim. Beykoz Belediyespor adıyla bir anda ortaya çıkan takıma lüks, kaplamalı otobüsler hibe eden Beykoz Belediyesi neden asırlık bir değere yeterince sahip çıkmaz? Benzeri soruları pek çok takım için arttırabiliriz: İzmir’de İzmirspor, Çorum’da Çorumspor, Edirne’de Edirnespor, Erzincan’da Erzincanspor; bunlar hep o illerin, o şehirlerin en büyük markaları olmalıyken neden yıllardır kapanmama mücadelesi vermekteler?

Kimler, neyin hesabını güdüyor bu takımları dibe çekerek?Veya cevabı en basit sorudan başlayalım: Günü geldiğinde, bu saçma sapan intikam politikasının hesabı verilir mi? El-cevap: Hayır!

 Evrensel Gazetesi | 27 Şubat 2017

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply

9 + 9 =