Köşe Gönderi

Suya Yazılan İddia: Şike

Ömer Hayyam, “Tarih, kainatın vicdanıdır” der. Türkiye futbol tarihi ise, vicdan sızlatan pek çok hadise ile doludur. Bunun başında geçtiğimiz hafta sonlanan lig akabinde Rizelilerin Trabzon camiasına isnat ettiği ‘şike’ suçlaması geliyor maalesef!

Gündeminin çok hızlı değiştiği bir ülkede az çok, iyi kötü bir şeyler karalıyorsanız en büyük handikabınız bulunduğunuz coğrafyadır. Geride bıraktığımız hafta, Süper Lig’in son düdüğü ile beliren ‘şike’ çığlıklarını da geride bırakmamıza neden olacak bir ton olaya sahne oldu. Ancak ben, sık sık suya yazılan bir iddia gibi görünse de zaman zaman belgelenmiş olan bu şike kavramından bazı satır başlarını düşmek istiyorum.

İLK ŞİKE

Bu toprakların liglerinde bilinen ilk şike, 1910’lu yıllara dayanıyor. İstanbul takımlarının yer aldığı Cuma Ligi’nde Anadolu Üsküdar, Beykoz, Fenerbahçe ve Galatasaray gibi takımların yanı sıra İttihat ve Terakki’nin kurucusu, Ermeniler için çıkarılan Tehcir Kanunu’nun ‘mucidi’ Talat Paşa’nın kurduğu Altınordu da var. Belirtmekte fayda var: Bu Altınordu, günümüzdeki İzmir takımı değil. Osmanlı’yı inisiyatif kullanarak Birinci Dünya Savaşı’na sokan Talat Paşa, aynı zamanda bir kanun çıkartarak Altınordu futbolcularını askerlikten muaf tutar. Tabii bu koşullar altında Altınordu 1916-1917 ile 1917-1918 sezonlarında şampiyon olur.

İLK ŞİKE SORUŞTURMASI

İlk resmi şike soruşturması içinse, 50 yıl bekleyecektik. 1963’te oluşturulan İkinci Lig sayesinde Birinci Lig adını alan Milli Lig’de Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, Fenerbahçe, Feriköy, Galatasaray, İstanbulspor, Kasımpaşa, Ankara Demir, Ankaragücü, Gençlerbirliği, Hacettepe, PTT, Altay, Altınordu, Göztepe, İzmirspor ve Karşıyaka yer alır.

Lig bitimine haftalar kala İkinci Lig’e düşecek son takım olmamak için mücadele eden 27 puanlı Feriköy, 26 puanlı Beykoz, 25 puanlı Hacettepe ve 24 puanlı Karşıyaka kalmıştı. (Kasımpaşa ve Beyoğlu küme düşmeyi garantilemişti) Feriköy, Karşıyaka’yı yenerek küme düşmekten kurtulurken Beykoz, Ankara Demirspor ile berabere kalarak puanını 27’ye çıkarıyor, Hacettepe de Galatasaray deplasmanından çıkardığı bir puanla 26’ya yükseliyordu. Hacettepe’nin kalan tek maçına karşılık, Karşıyaka iki maç daha oynayacaktır. İki puanlı sistemde Beykoz’u düşürecek tek ihtimal hem Hacettepe’nin hem de Karşıyaka’nın kalan maçlarını kazanmasıydı.

O tek ihtimal gerçekleşir: Karşıyaka ilk olarak küme düşmeyi garantileyen Kasımpaşa’yı 4-0, sonraki hafta da Gençlerbirliği’ni 2-0 yener; Hacettepe’nin de İstanbulspor’u 4-2 yenmesiyle Beykoz küme düşer. Fakat 27 Mayıs 1964’te Kasımpaşa yönetiminin ihbarı, işleri birazcık değiştirir.

4-0’lık Karşıyaka maçında kendi futbolcuları Özkay Kurtaran, Altuğ Soyak, Erol Yanık, Raşit Dağdeviren ve Sedat Kaçmaz’ın şike yaptıklarına dair yazılı beyanlarının olduğunu belirtir Kasımpaşa yönetimi! Olay ise, Ahmet Deniz’in aldığı 18 bin lirayı takımda bölüştürmesi esnasında hissesini reddeden Ali Çobanoğlu’nun olayı yönetime aksettirmesi, yönetimin ise futbolcuların yazılı itiraflarını almasıyla patlak vermiştir. Kasımpaşa Teknik Direktörü Renato Vignolini’nin aldığı 2000 lira artı bir sonraki yıl Altay’ı çalıştırmasının teklif edilmesi de bu yazılı beyana ek düşülmüştür.

Bu olaylar patlak verince 11 Haziran 1964’te İzmirspor, Karşıyaka, Göztepe ve Altay ortak bir açıklama yaparak Karşıyaka ceza alırsa liglerden çekileceklerini beyan eder. İşler biraz daha karışmaya başlamıştır… İki hafta sonra kararını açıklayan Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü Ceza Kurulu ise, maçtan Kasımpaşa’nın 14 futbolcusuna 1 ila 3 yıl arasında men cezası verirken; yönetimin haberi olmadığı gerekçesiyle kulübü cezalandırmamıştır. Peki Karşıyaka neden ceza almaz?

Kayıtlara göre anlaşmayı sağlayan, İstanbul’un amatör liglerinde futbol oynayan Rıdvan Kacamer’dir. Kacamer ile Karşıyaka arasında somut bir ilişki tespit edilemediği için İzmir takımı ceza almamıştır!

BAKAN DEVREDE

Sonrasında Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Malik Yolaç devreye girer. 1964 sezonunda Beykoz, Spor Toto Kupası’ndan, soruşturma devam ettiği halde kendilerinin 2. Lig kulübü olarak gösterilmesini gerekçe sunarak çekilir.

14 Kasımpaşalı futbolcu 15 Temmuz’da ortak bir açıklama yaparak paraların, Beykoz’un vadettiği primi alamadıkları için telafi maksadıyla Karşıyaka tarafından gönderildiğini söylese de 18 Temmuz 1964’te federasyon Karşıyaka ile bağlantısı olan Osman Kaymak’ın şike parasını temin ettiğini açıklayarak Beykoz’u 1. Lig’e alır, Karşıyaka’yı küme düşürür. Karar infiale sebep olur. İzmir karışır.

Hatta öyle ki, Karşıyaka’nın Fenerbahçe’den kiraladığı Basri Dirimlili’nin sözleşmesinde ismi 2. Başkan olarak geçmesine rağmen Karşıyaka Kulübü Osman Kaymak’ın kulüple alakası olmadığını iddia eder. İzmir takımlarının ligden çekilmeyi dillendirdiği sıralarda Devlet Başkanı Cemal Gürsel, “Karşıyaka çok kötü bir şey yapmış; benim müdahil olacağım bir durum yok” sözleriyle bir yerde son noktayı koyar olaya. Soruşturma ise uzadıkça uzar. Karşıyaka’nın yürütmeyi durdurma talebi 8 Eylül 1964’te reddedilir; 12 Ocak 1965’te de Danıştaydan ret cevabı gelir. 8. Dairenin verdiği ret kararı, nasıl oluyorsa bir anda Danıştay 12. Daireye gider; bu daire 1966’da davayı kabul eder; hakem raporlarında şikeden bahsedilmediği gerekçesiyle federasyonun kararını bozar. Bu durum sonrasında 1966-1967 sezonu 17 takımla oynanmak zorunda kalır.

Davanın muhataplarından Beykoz zaten 1965-1966 sezonunda küme düşmüştür… Karşıyaka ise, liglere alındığı sezonda 17. sırayı alarak küme düşer. Bu dava da, böylece biter gider.

Evrensel | 10 Haziran 2017

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply

7 − 7 =