Genel, Köşe Gönderi

Tazminatsız Süper Lig

Milli takımda yaşanan hadise, hepinizin malumu. Dünyada emsali olmayacak şekilde, istifa ettiğini söyleyen sözleşmeli personele tazminatı ödendi. Burada meblağını, istifaya / kovulmaya giden süreci vesaire yazarak zaten ana akım medyanın günlerdir çiğnediği sakızın tadını vermeye gerek olmadığını düşünüyorum. Farklı bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Kafamızdaki “başarı” ve “başarısızlık” kavramlarına.

Normal şartlarda, başarı nedir? Futbol için konuşuyorsak kısa vadede şampiyonluk, uzun vadede bir futbol ekolü yaratabilmektir. Başarısızlık ise kısa vadede küme düşmeden, uzun vadede ise futbola pozitif hiçbir değer üretememekten ibaret olsa gerek. Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın son yıllarda düştüğü gaflet ve dalalet ortamı zaten cem-i cümlemizin gözünün önünde. Kampta takım arkadaşına silah çekenler, uçakta gazeteci yumruklayanlar, milli maçı terk edenler… Bakınız, bu net bir şekilde ekoldür ve son yıllarda üretilmiştir. Maalesef sorumlusu ise, bu işlere set koyması gerekirken kendi futbolculuk geçmişi ve teknik direktörlüğü ile özel hayatındaki yaşam tarzının milli takıma sirayet etmesini puhu kuşu gibi bir köşeden seyretmekten başka şey yapmayan Fatih Terim’dir.

Bir ekol üretti mi? Evet, üretti. Bu muazzam bir başarıdır ve evet, eğer sözleşmesinin altında imzası olan isimler kendisine tazminatı layık gördüyse bize de söyleyecek pek bir şey düşmez. Bu sene 2. ve 3. Lig başkanlarını yurt dışına eskisi kadar çok götürmezler, olur biter.

Ancak, Fatih Terim bu tazminatı hak ediyordu da; bazı teknik direktörler hak etmiyor muydu? Kafanızdaki başarı kavramını unutun! Bazıları, farklı şeyler istiyor teknik direktörlerden… Ama neler?

Süper Lig’e yükselen Yeni Malatyaspor, yeni sezon hazırlıklarına teknik direktörleri İrfan Buz’u göndererek başladı.

Keza bir önceki sezonda Karabükspor’u daha önce de Süper Lig’e çıkarmışlığı olan Yücel İldiz gene aynı başarıyı sağladı fakat takımı Süper Lig’e onsuz başladı. Adanaspor’u Süper Lig’e çıkaran Engin İpekoğlu da meslektaşıyla aynı kaderi paylaşarak liglerin başlamasına birkaç gün kala takımdan ayrıldı…

2015-2016 sezonunda ise Osmanlıspor, kendilerini Süper Lig’e çıkaran Uğur Tütüneker yerine Mustafa Reşit Akçay ile yola çıktı. Kayserispor ise, onları şampiyon yapan Cüneyt Dumlupınar ile değil de Tolunay Kafkas ile Süper Lig’de boy gösterecekti…

2014-2015 sezonunun yeni takımlarından Medipol Başakşehir, onları şampiyon yapan Cihat Arslan’ı Süper Lig’de tercih etmedi. Aynı sezonda Mersin İdmanyurdu da şampiyon apoletli teknik direktörleri Hakan Kutlu ile yola devam etmeyecekti.

2013-2014’te ise Kayseri Erciyesspor Osman Özköylü’yü, Çaykur Rizespor ise rica minnet göreve getirttikleri Mustafa Denizli’yi kendilerini şampiyon yapmasına rağmen Süper Lig’de tercih etmeyen takımlardı.

Gönderenler böyle de, kalanlar ne yaptı? Yani, insanların elinde nasıl bir istatistik var ki son beş sezonun on beş şampiyonundan dokuzu teknik direktörünü değiştiriyor? Buna cevap vermek zor ama kalanların performanslarına veya onlara gösterilen hoşgörüye bir göz atabiliriz.

Alanyaspor, şampiyonluğun mimarı Hüseyin Kalpar’ı 14 haftada 14. sırada olmasına rağmen taraftar ile sorun yaşadığı için göndermişti. Antalyaspor ise, Yusuf Şimşek’i 13. haftada 10. sırada olmasına rağmen gönderdi ve ligi dokuzuncu sırada tamamladı.

Balıkesirspor, İsmail Ertekin ile yola devam ediyordu; ta ki dokuzuncu haftada sonunculuğu sürdürene dek… Gene Konyaspor Uğur Tütüneker ile Süper Lig’de devam kararı almıştı fakat bu karar 15. haftaya dek sürdü. 13. sıradaki takımda teknik direktör değişikliği oldu; kulüp bu değişikliğin meyvesini yiyerek ligi 11. sırada tamamladı!

Başarıysa, kulübü 1. Lig’in keşmekeşinden sıyırıp Süper Lig’e çıkarmak en âlâ başarılardan olsa gerek. Hele hele son dönemlerde pek çok kulübün maddi sıkıntılar yaşadığı göz önüne alınırsa… Ancak bu dokuz teknik direktör Fatih Terim’in milli takımdaki başarılarını gösterememiş olsa gerek; hiçbirisine ona gösterilen sabır ve maddi müsamaha gösterilmedi. Demek ki futbolda başarının yolu, bir zamanlar ayağı Beyaz Toros’un gaz pedalında olanların yanında olmaktan geçiyormuş…

Evrensel Gazetesi | 29 Temmuz 2017

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply

18 − 4 =