Gezenti

ODTÜMİST’te Nuray Atacık Söyleşisi

Nuray Atacık, hem Türkiye Polisiye Yazarları Birliği‘nden hem de aynı yayınevi çatısında oluşumuzdan mütevellit tanıdığım bir isimdi. Ancak hiç yüz yüze gelmemiştik. ODTÜMİST’te söyleşisi olacağını duyar duymaz tarihi not etmiştim. Çünkü henüz ilk romanı yayımlanmış olmasına rağmen polisiye konusunda gerçekten iddialı bir konumda duran birisinin söyleyeceklerini merak ediyordum.

Söyleşiye geçmeden önce, Fener Balığı’ndan bahsedeyim size biraz. Fener Balığı, bir antikahraman hikâyesi. Barlas diye bir kötü karakterimiz var, bir de bir torbacının cinayetini aydınlatmak isteyen Murat Amir önderliğindeki polislerimiz. Fakat klasik ve rutinleşmiş bir iyi-kötü mücadelesi değil Fener Balığı. Çok daha ötesinde bir şey. Karakterlerin özenli işlenişi de bu yapıtı öteye taşıyan bir unsur bittabi.

ODTÜMİST nedir?

Gelelim ODTÜMİST’e. ODTÜMİST, İstanbul’da yaşayan ODTÜ mezunlarının kurduğu bir dernekmiş. Ben de yeni öğrendim. Sevimli bir yapısı var. Neyse ki söyleşiyi de, klasik bir sınıf ortamında değil de alelade bir kafede oturmuş olan dostların sohbeti havasında gerçekleştirdik. Güzel oldu.

Nuray Atacık ilk olarak kariyerinden ve yazarlığa nasıl başladığından bahsetti. Akademilerin faydası olup olmadığı konusunda hep çekimserimdir, ilk kez Nuray Hanım vasıtasıyla hak verdiğimi belirteyim. Bunun haricinde, söyleşiye gelenler Fener Balığı’nı okumuştu; ki bu da bir konuşmacı için büyük bir lütuftur. Röportaj yapmaya çalışanların bile soru sordukları kişilerin kitaplarını okumadıkları bir ülkedeyiz neticede. Haliyle, söyleşi (daha ziyade sohbet) kitap üzerine evrildi. Türkiye polisiyesi üzerine Nuray Atacık’a benzer üretimler arttığı taktirde daha çok yerli yazar, daha çok yerli kitap okunacak diye bir izlenime kapıldım. 1980’lerdeki yabancı polisiyelerde kalmış olan insanların dahi Fener Balığı’ndan övgüyle söz etmesi güzeldi.

Polisiye üzerine ise, en çok merak edilen detaylardan birisi de “Hiç araştırma yaptınız mı?” olur malum. Birkaç kez tesadüfen bazı polislerle muhabbeti haricinde bir araştırma yapmadığını ifade etti Atacık. Ki bence de olması gereken budur. Bir de pek tabii, ilginç iki noktayı iletti Fener Balığı hakkında.

İlki, romanın taslak hâlindeki ismi “Kabus” imiş. Sonradan Fener Balığı’na evrilmiş. Bence daha iyi olmuş. Klişe bir anlayış olacak ancak, piyasada -veya etrafta- benzer isimli çok yapıt/çalışma varken farklı isimler düşünmek yeğdir.

İkincisi, aslında bir üçleme olarak planladığı serinin ikinci kitabıymış eski ismiyle “Kabus”. Ancak ilk kitabı çekmeceden çıkarmamaya niyetli gibi geldi bana. Böylece, serinin ilk kitabı Fener Balığı olmuş. Yarın bir gün veya çok ileri bir tarihte belki ilk kitabı da okuruz, kim bilir?

Velhasılı kelâm, güzel bir sohbet oldu. Herhangi bir sınırlamaya, konu çizgisine bağlı kalmadan; katılımcıların yönlendirdiği bir söyleşi her zaman için o katı, ‘kurumsal’ söyleşilerden iyidir. Nuray Atacık’ın da keyif aldığını düşünüyorum. ODTÜMİST’in önümüzdeki dönem gerçekleştireceği etkinlikler de dikkatimi çekti. Siz de buradan inceleyebilirsiniz.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply

ten + 19 =