Gezenti

Hiç Kimsenin Öyküsü

Krops, henüz yeni bir tiyatro oluşumu. Özel tiyatroların, lanse edildiği kadar tiyatro ruhunu öldüren ‘profesyonel’ PR’ından uzak kalarak bir şeyler yapmaya gayret ediyorlar. Bunu da oldukça iyi şekilde yapıyorlar! Geçtiğimiz sezon izleyemediğim ve bu sezon da 8 Ekim’de Moda Sahnesi’nde sezonu açtıkları oyunları Hiç Kimsenin Öyküsü, izleme fırsatı bulduğum ilk oyunları oldu.

Dekorların hazırlanışından, ışık ve test ayarlamalarının yapıldığı anlara dek; hemen hemen sahnelenişinin tüm aşamalarına şahitlik ettiğim ilk oyun da Hiç Kimsenin Öyküsü oldu böylece. Kısaca oyundan bahsetmek istiyorum. Aynı tren kompartımanına tesadüfen düşmüş iki askerin, bir önceki gün ilan edilen barış sonrası ilk kez karşı cepheden bir askerle karşılaşma hikâyesi anlatılıyor 80 dakikalık oyunda.

İki kişilik bu oyun, belki seksen dakika olabilir ama oyun bittiğinde sahnede sadece iki kişinin olduğuna da, oyunun sadece seksen dakika sürdüğüne de inanmak çok zor. Zira tamamen duygu durumuna, psikolojik gel-gitlere ve insanoğlunun ezelden beri kanayan yarası olan militarizm kavramına dayanan bu oyun; hem fazla ağır bir metin, hem de oyuncular çok iyi. Birden çok duygu hâline o kadar hızlı bir şekilde bürünüyorlar ve bir aşamadan sonra insanın yüzüne yumruk gibi inen o kavramlar arasında o kadar iyi dans ediyorlar ki; sanki kendiniz oynamış gibi yoruluyorsunuz oyun bittiğinde. Bu yüzden de sahnede sadece iki kişinin olduğuna inanmak çok zor geliyor.

Barış, iyi bir şey midir?

Oyunda iki replik felaket derece akla kazınıyor. Bunlardan bir tanesi, “Dün seni öldürseydim bana kahraman diyecek olan insanlar, bugün seni öldürürsem cani diyecekler.”. İkincisi ise her ne kadar mütevazı bir tarzla söylenegelse de üzerinde geniş ölçekte düşünmeye değer bir kavram:

“Barış, iyi bir şey midir?”

Bunun cevabını siz de, oyundaki sorunun muhatabı asker gibi “Tabii ki!” diye verecekseniz sıkı durun.

“Her barış, bir savaşın yapıldığının göstergesidir.”

Bam!

Fotoğraf: Gazete Duvar

Daha ne söyleyebilirsin ki? Hele hele içinde bulunduğumuz bu iklimde, daha mantıklı bir oyun sahnelenemezdi. Öncelikle bu güzel oyunun yönetmeni Dilek Güven’e, ardından oyuncular Anıl Kır ve Ertunç Uygun’a ve Krops’a dahil bütün ekibi tebrik etmek gerekiyor. Ve tabii, bir sonraki oyunlarını dört gözle beklemek; Hiç Kimsenin Öyküsü’nün bir diğer sahnesi için de şimdiden ajandalara not almak…

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply

thirteen + 6 =