Köşe Gönderi

Üçten Gelim, Tümevarım

Geçtiğimiz hafta bu satırlarda yayımlanan yazımda 2. Lig’in son üç sezonunda ligin ilk altı haftasına iyi ve kötü başlayan takımlarla lig sonundaki sıralamanın kıyasını yapmıştım. Yazının sonunda ise iki soru belirmişti: Hep aynı takımlar ekseninde şekillenen playoff hattının sebebi neydi? Kulüplerin aradaki yirmi yedi hafta neticesinde gerçekleştirdiği atılımların kaynağı neydi?

Kolay sorudan, ikinciden, başlayalım.

Geçtiğimiz sezonun 6. haftadan 34. haftaya uzanan süreçte atılım yapan takımlarını ele alalım: Kocaeli Birlikspor 11. sıradan 4. sıraya, Kastamonuspor 1966 12. sıradan 3. sıraya yükseldi. Bir önceki sezona göz atacak olursak Gümüşhanespor sondan dördüncüyken ligi beşinci sırada bitirdi, yedinci sıradaki Bandırmaspor ise ligi üçüncü sırada tamamladı.

Bu örnekler, sadece geçen haftadan. Daha evveline uzanacak olursak birkaç örnekle daha çeşitlendirebiliriz bu durumu.

7 YILLIK HİKAYE

2010’dan bu yana şimdiki formatıyla oynanan 2. Lig’de ilk sezonunda, ilk altı haftada playoff hattında olmadığı halde ligi ilk beşte tamamlayan takımlar Eyüpspor, Ankara Demirspor, Bugsaş, Beypazarı Şekerspor ve Yeni Malatyaspor’du. 2011-2012’de aynı özelliği taşıyan takımlar ise Bugsaş, 1461 Trabzonspor, Adana Demirspor ve Fethiyespor’du. Hatta 1461 Trabzonspor o sezonun ikinci devresinde gösterdiği harikulade performansla sadece ilk beş sıraya girmekle kalmadı, şampiyon da oldu!

2012-2013 sezonuna geldiğimizde ise Yeni Malatyaspor, Bayrampaşaspor ve Fethiyespor; 2013-2014 sezonunda ise 2011’de 1461 Trabzon’un gösterdiği başarının bir benzerini şike soruşturması sonrası liglere güçlü dönen Giresunspor’da görüyoruz. Giresunspor hariç Kartalspor ve o dönemki adıyla Diyarbakır BBSK’den söz edebiliriz. Son olarak 2014-2015 sezonunda ise Menemen Belediyespor, 1461 Trabzonspor, Ümraniyespor, Hatayspor ve Sarıyer de bu istatistiğin son halkaları oluyor.

Bütün bu sıkıcı istatistikler sonrasında asıl hikayeye gelelim.

Playoffa girmek, şampiyonluğu ıskalamak ve benzeri ‘ölçümlenebilir’ bütün metaların temelinde esasında istikrar yatıyor.

Şanlıurfaspor örneğini ele alalım. Şanlıurfaspor 2010 yılında lige iddialı bir giriş yapıyor. Ancak sezonu ikinci bitiriyor. Fakat 2011 yılında şampiyon oluyor.

Tam tersi senaryolar da yok değil. İki sezon peş peşe lige çok iyi başlayan Kızılcahamamspor 2011’de son hafta maçıyla playoffa kalıyor, 2012’de ise playoffa bile kalmıyor. Kızılcahamamspor’un yerine şampiyon olan takımların başarısı kadar, Kızılcahamamspor’un bu istikrarsızlığı da istatistikte söz sahibi sözün özü.

Keza 2011-2012 sezonunda ikinci devre gösterdiği performansla şampiyonluğa dolu dizgin koşturmuş olan 1461 Trabzonspor, iki sezon sonra tekrar düştüğü 2. Lig’de ikinci devre sadece üç kez mağlup olarak playoffa girdi ve finalde İnegöl’ü yenerek tekrar 1. Lig’e yükseldi. Haliyle burada, Trabzon ekibinin sergilediği başarıyı tesadüfî olarak addedemeyiz.

Fakat bazı durumlar var ki golleri sahadaki futbolcular atmadığı gibi, yenilen gollerde de kalecinin hiçbir hatası olmuyor. Ankaragücü’nün geçtiğimiz sezon liderlik için yarıştığı Gümüşhanespor ile oynadığı maça Gümüşhane atkısı takıp gelen bir bakandan, 2. Lig’den 1. Lig’e yükseldiği 2011’de sırf iktidara yakın bir iş adamı başkan olsun diye mevcut başkana mali soruşturma gerekçesiyle Şanlıurfaspor tesislerinin polislerce zapt edilmesinden bahsettiğimiz ortamlarda; 27 haftanın lafı mı olur!

Evrensel Gazetesi | 14 Ekim 2017

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply

2 × one =