Kapıdaki Sır (2018)

Yerli korku filmlerinin sayısı arttıkça ve artmaya da devam edecekleri belli oldukça insan umutlanmıyor değil ama 16 Şubat’ta vizyona giren Kapıdaki Sır gibi filmlerle karşılaşınca da o umutta biraz kırılma oluyor doğrusu.

Filmin konusu çeşitli sinema sitelerinde “Günümüzden 200 yıl önce köyde yaşıyan bir adam, kökü çok eskilere dayanan bir tarikatla yaptığı anlaşmaya uymayınca korkunç bir şekilde öldürülür. Karısının da oğlu elinden alınır ve bir kuyuya hapsedilir. Ama aradan geçen yüzyıllarda kadının ateşi sönmemiş, öfkesi giderek artmıştır. Cehennemin kapıları artık açılmıştır.” olarak belirtilse de; sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Filmin bir konusu yok.

Gerçekten yok!

Film, stok oldukları her hâlinden belli bazı görüntülerle bir giriş yaptıktan sonra “Acaba?” demeye kalmadan gerçekten stok görüntülerle ilerlemeyi sürdürüyor. Ancak yurt dışında envaî çeşit versiyonunu gördüğümüz ‘buluntu film’ çalışmalarından ve kurgusal derinlikten çok uzak bir şekilde ilerliyor. Sıkıntı da biraz burada başlıyor. Evet, arka planda bir hikâye var ve evet film ilerlemeye devam ediyor ancak normal çekimler de (ki bir filmdeki görüntüleri ‘normal’ çekim olarak nitelendirmek ne kadar üzücü, o ayrı bir yazı konusudur muhakkak) bir o kadar sıkıntılı olunca izleyici için ‘ilerlemiyor’ maalesef.

Öyle ki, pek çok kitapta ve filmde doğa döngüleri arka planda ciddi yer tutarken (ki halihazırda geçtiğimiz hafta vizyona giren Cebimdeki Yabancı filminde ay tutulması varken) buna benzer bir dokuyu kullanmak isteyen Kapıdaki Sır filminde on günlük macera süresince aynı dolunay görüntüsünün yer alması bile filmin sıkıntılı yönlerine işaret tutuyor. Hatta yetmiyor, gözlerim beni yanıltmadıysa Halka filmine ‘atıfta’ bulunan bir stok görüntü bile filmin bir yerine iliştirilmiş olarak karşımıza çıkıyor.

Gene de yetmiyor… 666 rakamından, oyuncak bebeklere; hamile kadından, cin / belirsiz yaratık figürlerine dek pek çok farklı korku unsuru da gelişigüzel bir şekilde film boyunca bizlere eşlik ediyor. Öyle ki bir ara, ilk olarak patlamış mısır ve kola satışlarını arttırmaya dönük kullanılmış olan 25. kare tekniğiyle zihne subliminal mesajlar vermeye çalıştıklarını sandım. Fakat o bile yoktu. Sanırım.

Sinema, tiyatro, edebiyat ve müzik gibi alanlarda üretimlerde bulunan herkese sergiledikleri emek için saygı duyulması gerektiği kanaatinde olsam da; ciddiyetin ve özenin de ne kadar önemli olduğunun en büyük göstergesi oldu bu film. Umarım, gösterime gireceği açıklanan diğer yerli korku filmleri çıtayı biraz olsun yüksek tutmuştur da umudumuz tekrar filizlenir…


Kapıdaki Sır (2018)

Senarist: Mehmet Ali Zaim

Yönetmen: Mehmet Ali Zaim

Oyuncular: Şiar Zaim, Melek Orhanoğlu, Asuman Zaim, Natali Kayova

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 × 2 =