Dermanı Kupada Arama Doktor

Mizahî pek çok unsurda yerini almış bir türkü klasiğimiz vardır, malumunuz: Halk türkülerinde tabiplere duyulan ‘güvensizlik’. İşbu güvensizlikten güç alan bir türkünün sözlerini devşirdiğim başlık ise, pek tabi ki Türkiye Kupası’nı işaret ediyor. Peki neden?

Geride bıraktığımız haftada oynanan Türkiye Kupası 4. Tur maçları, başta Bursaspor’u uzatma dakikalarında mağlup eden 1461 Trabzon olmak üzere ‘alt ligler’ olarak nitelendirilen 2. ve 3. Lig’de yer alan takımların sürprizlerini içeriyordu. Ancak bu sürprizler, şu fanî futbol ortamımıza ilaç oluyor mu gerçekten?

Yani, evet, bir dönemin Liverpool âşığı olan suya sabuna dokunmayan yerli futbol romantiklerimiz için hiç gitmeyecekleri stadyumların emekçilerine paylaşılan iki dakikalık gol videolarıyla ‘destek’ olmak güzel şey. Gol, pek âlâ, güzeldir. Kendi kalenize atmadığınız sürece.

Türk futbolunun tabibinin TFF olduğunu varsayarsak -ki bu komik bir varsayım, kabul ediyorum ancak teşbihten girdik, kendimizi tekziple ilerlemeyelim- problemli liglerin, dilsiz kulüplerini birkaç saatliğine de olsa canlı yayınla evlere taşıyarak, maç başına ödediği paralar ve kulüplerin karşılaştıkları ‘üst lig’ takımlarından güç alarak doldurdukları stadyumlarının süksesi… Neye yazılan reçetedir?

Havaya. Yahut, suya.

Misal, 2. Lig temsilcisi Kahramanmaraşspor’u ele alalım. Süper Lig takımlarından Atiker Konyaspor’u eledi 4. Tur’da. Maraş’taki iki stadyumun da (Hanefi Mahçiçek Stadı ve 12 Şubat Stadı) koltuklarının, gözlemciler tarafından ‘çürük’ olarak raporlandığını kaç kişi duydu?

Benzer şekilde, Bursaspor’u eleyen 3. Lig takımı 1461 Trabzonspor’un bir dönem Süper Lig’i zorlarken son yıllarda 2. ve 3. Lig arasında asansör takım hüviyetine bürünmesini…

Amatör kümeden arkasına aldığı rüzgâr ile yükselişteyken bir anda duraksamaya geçen, (4. Tur maçlarında Süper Lig takımlarından Sivasspor’u eleyen) 2. Lig temsilcisi Bodrumspor’u…

1. Lig’de mücadele eden Osmanlıspor’u eleyen 3. Lig temsilcisi Nazilli Belediyespor’da Nazilli Kaymakamı’nın dâhi hakkında demeç verdiği yüksek sayıda transferlerin akıbetleri (ve bu derece açılmanın kulübe uzun vadede getireceği olası maddî hasarlar)…

Hangimiz konuştuk?

Dermanı kupada arama doktor. Yara derin. Üstelik, misal Nazilli’ye dikilen devasa spor tesisinin ismi “Yıldırım Demirören” iken, derdimiz ‘doktorluk’ denemeyecek kadar vahim. En iyisi, Türk futbolu yıkılsın, yerine Türkiye Kupası dikilsin.

Böylece üzerinde konuşacak somut verilerimiz olur. Bol bol, Ferguson’un istatistik geyiğine gönderme yapar; Fatih Terim’in “İstatistik bir bilim değildir” sözünü yalanlayıp dururuz. Yoksa birileri dertlerini dile getirdiğinde, mesela geçen yıllarda Amed Sportif’in ‘Çocuklar ölmesin’ demeçleri, bir de ceza vermek zorunda kalıyorsunuz.

Ne gereği var ki, paralar şirketten; maçlar hafta içinden. Bahisler? Kasa kazanacak şekilde. Haliyle, yürüsün bu devran. Dönerse, sıkıntı büyük.

Gerçekleştirmeyi planladıkları bu tarz etkinlikler için meraklı gözlerin o bölgeye daha sık odaklanması tavsiyemdir.

Evrensel Gazetesi | 3 Kasım 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 × two =