Okur ve Yayıncı Profili Dönüşüm İçinde

Alper Kaya, geride bıraktığımız yıl hem Polisiye Yazarları Birliği’nin ilk kolektif derlemesi “Kanlakarışık”ta yer alan öyküsüyle; hem de ‘Fotoğraftaki Kadın’ ve son olarak ‘Uykusuzlar İçin Hayatta Kalma Rehberi’ romanlarıyla bireysel yazarlık portföyünü genişletti. Onunla, son katıldığı TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’ndan ülkemizdeki polisiyenin durumuna dek geniş perspektifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

  • Merhaba, 2018 iyi geçti gibi görünüyor… İki roman, bir kolektif kitap. Nasıl oldu? Kısaca bahsedebilir misin?

Merhabalar, evet. Komiser Tahsin Serisi’nin dördüncü kitabı “Fotoğraftaki Kadın”, iki yıla yakın süredir taslak hâlinde bekliyordu. Çeşitli aksilikler sonrası basım süreci gecikmişti ancak Kent Kitap, onlarla iletişime geçtiğim andan itibaren verimli bir zaman yönetimi ile kitabı bastı. Ardından, son yazdığım “Uykusuzlar İçin Hayatta Kalma Rehberi” geldi. Onu da oldukça kısa sürede baskıya yetiştirerek İstanbul Kitap Fuarı’nda okurla buluşmasını sağladılar.

  • Aksilikler derken, ne gibi aksiliklerden bahsediyorsun?

Anlaştığım başka bir yayınevi vardı, başta Komiser Tahsin Serisi için oldukça hevesli görünmelerine rağmen sonrasında pek çok farklı sebeple işi yokuşa sürdüler. Ancak ben de serinin ilk üç kitabını bir buçuk yıl gibi nispeten kısa bir periyotta okurla buluşturan eski yayınevim Kent Kitap ile anlaşarak bu aksilikleri geride bıraktım.

  • Türkiye’de kitap bastırma konusunda zorluk yaşanabiliyor mu sence? Oysa pek çok yayınevi, basılan yüz binlerce kitap var…

Yaşanıyor. Özellikle isminiz duyulmamışsa, ilk dosyanızla kapı kapı geziyorsanız yaşıyorsunuz. Belli bir kitap sayısına veya satış rakamına ulaşırsanız pek çok kapı kendiliğinden açılıyor. Tabii bu durum, parayla kitap basan yayınevleri için geçerli değil. Basılan o yüz binlerce kitaba baktığımız zaman ise maalesef nitelikli eser sayısının ters orantılı olduğunu görebiliyoruz.

  • TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nda bu bağlamda bir gözlemin oldu mu?

Olmaz mı! Hem okur kitlesi hem yayınevi kitlesi bakımından en iyi gözlem bu tarz kitap fuarlarında yapılıyor. Maalesef önümüzdeki beş, on yıl büyük sıkıntılara gebe. Ortalıkta çocuğunun hangi kitabı aldığından bihaber ebeveynler, cinsiyetçi bir söylemle yazılmış ve kadının aşağılanmasını taçlandıran Wattpad kitapları, o kitaplara aşırı ilgi gösteren genç yaşta okuyucular ve cabası… Zaten bunların haricinde de üzerinde herhangi bir editör, grafiker, ve bunun gibi bir katkı olmadığı belli olan yığınla kitap bulunuyor. Sadece fuarlarda değil üstelik, en yakın kitapçıların raflarında bile onlardan başka bir şey kalmadı neredeyse…

  • Son çıkan romanına gelelim…

Uykusuzlar İçin Hayatta Kalma Rehberi, şimdiye dek yazdığım tüm kitaplardan farklı bir yapıya sahip. Korku ve gerilim, ancak ilk romanım 08.00’daki gibi psikolojik gerilim unsurlarının yer almasının yanı sıra apokaliptik bir hikâye. Dünyaya yayılan bir uykusuzluk salgınının üçüncü gecesinde İstanbul’da yaşanan olayları anlatıyor.

  • Bu romanında ilginç bir şey var bir de, uyku bandı…

Evet! Kitap fuarında yayıncımla sohbet ederken çıkan bir fikirdi, çok sevdik. İnternet siparişlerinde kitap, üzerine uyku bandı takılmış olarak gönderiliyor.

  • Bu senin sekizinci romanın. Ancak romanların arasında ağırlığı Komiser Tahsin Serisi taşıyor… Dördüncü kitabı iki yıl sonra çıkmıştı, beşincisi yolda mı?

Kaçak, Yüzüncü Haber, Tanrı Misafiri ve evet iki yıl aradan sonra çıkan Fotoğraftaki Kadın ile yazarlık kariyerimin yarısını Komiser Tahsin oluşturuyor. Beşincisi için okuyucuların fazla beklemeyeceğini söyleyebilirim, zira o da iki yıldır taslaklar arasında kapak çalışması dâhi bitmiş bir hâlde bekliyordu. Yayınevimin 2019 takviminde, bir aksilik olmazsa ilk çeyrekte basılacak gibi görünüyor.

  • Son olarak, yakın zamanda seni etkileyen polisiye romanlara dair bir tavsiye listesi alabilir miyiz?

Tabi ki… Dipnot Yayınları’nın bastığı polisiyeleri ilgiyle takip ediyorum. Adrian McKinty’nin “Soğuk Toprak” romanı oldukça başarılıydı. Eski kitaplardan ise Ümit Kıvanç’ın “Bekle Dedim Gölgeye” romanını yakın bir zamanda okudum, Gökhan Tosun’un “Sherlock Holmes: İstanbul’dan Gelmeyen Mektup” romanını ise bu yıl çıkan başarılı yerli polisiyeler arasında görüyorum.

Yurt Gazetesi | 3 Aralık 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two × one =