Başakşehir’in Senesi

Süper Lig’de zirveye yerleşen ve bu hafta oynayacağı Galatasaray maçı ile zirvedeki yerini güçlendirmeyi hedefleyen Başakşehir’in “en güzel” sezonu 2018-2019 değil aslında… Hatta ve hatta 1. Lig’de on maç peş peşe kazanarak şampiyon olduğu 2013-2014 sezonu da değil.

Başakşehir’in en güzel sezonu, 2008-2009’da gizli.

10 yıl önceki sezona geçmeden, son yıllarını kısaca özetleyelim dilerseniz.

Geçtiğimiz yıl üç puan farkla şampiyonluğu kaçıran, averajla lig üçüncüsü olan Başakşehir; Avrupa Ligi C grubunda da bir puanla gruptan çıkamamıştı.

Bir önceki yıl Türkiye Kupası’nı kazanmasının yanı sıra zirvenin dört puan altında, lig ikincisi olarak sezonu noktalayan Başakşehir daha önceki sezonda ise Türkiye Kupası’nda çeyrek final oynamış ve ligi dördüncü sırada bitirmişti.

Kopya sezonlar misali, 2014-2015’te de bir sonraki sezon yaşayacağı tabloyu sergileyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi destekli proje takımı Başakşehir, aynı puanı (59) toplamış; Türkiye Kupası’nda son 16’ya kalmıştı.

2013-2014’te ise, bir önceki sezon düştüğü 1. Lig’den şampiyon olarak yükselmişti…

Velhasılıkelam, her yıl kademe kademe artış göstererek en nihayetinde zirveye oynayan bir takım hüviyeti kazandı Başakşehir. Ancak kulüplerin, hep bir kırılma anları vardır. Başakşehir’in kısa tarihine bir göz attığımız zaman ise, bu kırılma anının en net ölçülebildiği ve adının bir nebze konabildiği detayları 2008-2009’da buluyoruz.

Hani, 38 puanla küme düşen Konyaspor’un üstünde 38 puanlı iki, 39 puanlı bir, 40 puanlı iki takımın olduğu; son haftalarının en azından küme düşme hattında ciddi karmaşa ile geçirildiği o sezondan bahsediyorum.

Başakşehir perspektifinden, çok kötü başlayan ve bir o kadar kötü devam eden bir sezondu. Öyle ya, 29. haftaya gelene dek sadece sekiz galibiyet, altı beraberlik ve on beş mağlubiyet alan; dahası 29. haftada karşılaştığı ve küme düşmesi garantilenen Hacettepe’ye 2-1 mağlup olan bir İBB vardı sahada.

Sonra ne oldu?

O sezon sadece iki kez, iki galibiyeti peş peşe alabilmiş olan İBB; dört maçı peş peşe kazandı ve ligi orta sıralarda bitirdi. Sırasıyla Gençlerbirliği’ni 3-1, Sivasspor’u 2-1, Kayserispor’u 1-0 ve Kocaelispor’u 3-2 mağlup ederek kümede kalmayı garantileyen belediye takımı; son hafta playoffa girmek için mücadele veren Bursaspor’a 1-0 yenilmekten kurtulamadı. (Bursaspor da playoffa giremedi, not olarak düşelim)

O dört maçta hakemlik yapan isimlerden Tolga Özkalfa, Selçuk Dereli ve İlker Meral hakemliği birer birer bıraktılar. Geriye tek bir hakem kaldı.

2008-2009 sezonunda Sivas maçında düdük çalan o hakem, bu sezon Başakşehir’in 1-0 kazandığı BB Erzurumspor ile 2-0 kazandığı Göztepe deplasmanlarında; 2017-2018 sezonunda gene aynı takımın 2-0 kazandığı Yeni Malatyaspor, 3-0 kazandığı Bursaspor ve 1-0 kazandığı Trabzonspor deplasmanlarında; 2016-2017 sezonunda ise 5-0 kazandığı Alanyaspor, 3-3 berabere kalınan Çaykur Rizespor ve 1-0 kaybettiği Fenerbahçe deplasmanları ile iç sahada oynanan 2-2’lik Antalyaspor maçında; 2015-2016 sezonunda ise deplasmanda 0-0 sonlanan Akhisar Belediye maçında düdük çalan Bülent Yıldırım’dan başkası değildi.

Bülent Yıldırım aynı zamanda, 2008-2009 sezonundaki Sivas maçının haricinde İBB’nin kendi sahasında Beşiktaş ile 1-1 berabere kaldığı maçın da hakemiydi.

Başakşehir, konsantre bir ‘başarı’ elde ettiği ve futbol literatürüne girebilecek kadar enteresan bir dönüş sergilediği 2008-2009 sezonunun üstüne hiç çıkamadı. Hep, başlangıcı ile öngörülebilir sonlara imza attı. O yüzden, değil bu sezon on sezon da şampiyon olsa peş peşe…

Dikkatli gözlerin nazarında en ‘başarılı’ sezonu hep 2008-2009 kalacak…

Evrensel Gazetesi | 15 Aralık 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 × two =