Sevan Nişanyan, Quaresma ve Robinho

Fıkralar, her ne kadar çoğu zaman küçümsense de; bir toplumun ahlakını ve yaşayışını ele veren ender sözlü kültür ögeleri arasındadır. Bilirsiniz, en meşhur fıkralarımız hep başka ülkelerin temsilcilerini alt eden Temel benzeri figürlerimizle inşa edilmiştir. Bu hafta, bir fıkra kadar komik olmayan ancak trajikomik bir benzerlik silsilesine değineceğim. Liberal sınıfın ahlak anlayışını da gözler önüne seren bu fıkranın da, ne tesadüf ki, üç farklı milletten unsuru var.

İlki, hemen hemen herkesin hayatında mutlaka bir kez hakkında yazılmış bir habere denk gelmişliği olan Sevan Nişanyan. Bir düşünür, mimar, dil bilimci… Ya da hiçbirisi mi? Bu konuda kararı tarih verecek olsa da, bizim de onunla aynı döneme denk düşmüş yaşamlarımız vesilesiyle bazı fikirlerimiz olması kaçınılmaz. Kendisine anıt mezar dikebilen, hapisten izinli çıktığı doğum gününde dansöz oynatan, karısının kafasından aşağı bir kavanoz dışkısını boca edebilen ve ne yaparsa yapsın liberal sınıfın hiçbir zaman tepkisini çekmeyen bu zatıalileri; geçtiğimiz günlerde “Biz bizi biliriz” dedirten bir paylaşım yaptı. Bu paylaşımında, cinsel saldırı suçlamasıyla 4 yıl 2 ay ceza alan Klinik Psikolog Murat Paker’i savundu ve üstün çalışmalarının neden cezalandırıldığını sorguladı. Klinik psikolog olan birisinin, 8 yıllık terapistliğini üstlendiği bir kadına cinsel uzvunu gösterse dahi bunun hoş görülmesi gerektiğini savunan Sevan Nişanyan; birkaç ay önce de çocuk tecavüzcülerinin de içinde olduğu bir grup için “buluğ çağı aşıkları” yakıştırmasını yapmıştı.

Nişanyan’ın ne yaparsa yapsın kendi sınıfından tepki çekmeyen bu yaklaşımlarının futboldaki bir tezahürü, Quaresma. Quaresma, bir zamanlar tıpkı Yattara’nın yaptığı gibi, hemen hemen ciddi tüm müsabakalarda sorumsuz tavırları nedeniyle ya kart gördü ya takımını eksik bıraktı… Yine de taraftar hiçbir zaman ona sırtını dönmedi. Peki ne oldu? Transferin son günlerinde sözleşme feshi konusunda anlaşamasalar da futbolcunun kulüpten ayrılmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Fakat sıkıntı yok. Türk futbolunda Sevan Nişanyanlar bitmez.

Real Madrid, Manchester City, Milan gibi dünya devlerinde forma giyen Brezilyalı bir futbolcu; geçtiğimiz yıl Sivasspor’a transfer oldu. 14 maçta forma giyen Robinho, bu sezon forma şansı bulduğu 16 maçta sekiz gol atınca zirvenin dikkatini çekti ve şampiyonluk mücadelesi veren Başakşehir’e transfer oldu. Ancak Robinho’nun bir kusuru var… Muhtemelen, hukukun çok aktif bir şekilde işlediği ve evrensel kararların yürürlükte olduğu hiçbir ülkede futbol oynayamaz. Çünkü kendisi hakkında kesinleşmiş bir ceza var…

Robinho, tescilli bir tecavüzcü. Milan’da oynadığı dönemde 22 yaşındaki bir kadına tecavüz eden altı kişiden birisi olduğu gerekçesiyle İtalya’da 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Tabii, biliyorsunuz ki Nişanyan gibiler için bu tarz cezalar kariyerlerin bitmesine gerekçe olamaz. Bu yüzden de Robinho gibiler bizim gibi ülkelerde futbol oynamaya devam edebilir.

Belki bir gün Sevan Nişanyan, Quaresma ve Robinho tıpkı o fıkralardaki gibi aynı barda buluşurlar. Nasılsa hepsinin birbiriyle, zihniyet bağlamında da olsa, en az bir ortak noktası var.

Evrensel Gazetesi | 5 Şubat 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 × 4 =