Tarihin Yanılgısı

Futbolda, eğer ki başarı ve başarısızlık kıstaslarını yalnızca sezon sonunda beliren sıralamaya göre belirlerseniz hem ciddi bir yanılgıya düşersiniz, hem de o yanılgı ölçütünde bedel ödersiniz. Tıpkı devam eden 2018-2019 sezonunda bazı takımların ödemeye çok yaklaştığı gibi…

Çok uzun bir aradan sonra 2012 yılında profesyonel liglere dönüş yapan Silivrispor’u ele alalım. 3. Lig’de tecrübe kazanıyorken, ciddi görünen bir iş adamının (geçtiğimiz günlerde iflası açıklanan Ümit Kalko) kulübü devralması ve ardından o sezonu 2. Lig’e yükselerek tamamlamaları Silivri temsilcisinde bir heyecan yarattı. Ancak kulübü devralan iş adamı, gözünü siyasi tartışmalara dikince; bölgede ciddi anlamda sözü geçen siyasi odaklar kulübün olağanüstü seçim kararı almasına vesile oldu. En nihayetinde yönetim değişti, kulüp bir sezon mücadele edebildiği 2. Lig’den düştü ve şimdi de 3. Lig 1. Grup’ta sondan üçüncü sırada… Sezon sonunda tek tesellisi, bu sezon 1. Grup’tan sadece iki takımın düşmüş oluşu olabilir.

Aynı grupta sondan ikinci sıradaki ve haliyle küme düşme hattındaki kulüp ise çok enteresan bir yapıya sahip. Büyükçekmece Tepecikspor, 2006 yılında başladığı 3. Lig’deki macerasına 2007’de 2. Lig, 2008’de tekrar 3. Lig, 2009’da ise yeniden 2. Lig ve 2010’da ise 3. Lig görerek devam etti. 2011’de tekrar 2. Lig’e yükselen Tepecik; altı sezon aralıksız devam ettirdiği 2. Lig yolculuğuna 2016-2017 sezonunda nokta koydu. 3. Lig’de altı yıl aradan sonra başladığı mücadelesi ise bu gidişle sadece iki yıllık kalacağa benziyor zira kulüp, Silivrispor’la puandaş olsa da averajla sondan ikinci sırada yer alıyor.

3. Lig 1. Grup’ta son sırada yer alan ve sahip olduğu üç puanla çoktan düşmüş gibi görünen kulüp ise, bir dönem bizzat Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın girişimiyle, Kocaeli Valisi’nin, Kocaeli BŞB ve İzmit Belediye Başkanlarının, sanayi odası ve ticaret odası başkanlarının, Gençlik Spor il müdürünün yönetimde olduğu bir yapıyla şekillendirilen Körfez FK. Benzerlerine başka pek çok şehirde rastladığımız, yönetimine istenilen kişiler giremeyince bir belediyesporun parlatılarak şehrin asıl takımının güçten düşürülmesi örneklerine (Gaziantepspor ve Çorumspor’un yaşadıkları gibi) Kocaeli’de de rastlamak üzereydik. Zira Körfez FK, Kocaelispor’dan bir yığın oyuncu transfer etmiş; transfer yapamayacak durumdaki Kocaelispor gençlerle ve eski futbolculardan oluşan yönetimiyle mücadele verirken protokol tribünü bol yıldızlı olan Körfez FK rahat şartlarda yola devam etmişti. Ancak hesaplar, çarşıya uymadı. Kocaelispor Bölgesel Amatör Lig’de “kefeni yırtarken”, Körfez FK tam tersine gitti ve en sonunda kulüp geçtiğimiz yıl Gölcüklü bir işadamına “devredildi”. 2008 yılında 2. Lig’e yükselen ve 9 sezon boyunca orada mücadele eden Körfez, 2007’den tam on iki sezon sonra tekrar boy gösterdiği 3. Lig’de şimdiye dek toplayabildiği üç puanla düştü, düşüyor.

Emsallerine tarih boyunca farklı isimlerle, farklı mücadelelerle, farklı çerçevelerde rastladığımız bu güç dengeleri üzerine inşa edilmiş; amacı belli olmayan, düzensiz ilerlemelerini bir şekle sığdıramayan bu üç kulüp; 3. Lig 1. Grup’ta son üç sırayı alan kulüpler.

Yönetime sırf siyasi olarak eli güçlü olsun diye girenler, liglerde (en azından gözle görülür) bir amaç gütmeden ‘öylesine’ mücadele edenler, siyasi odakların güç dengelerini tasarlama çabasının bir mahsulü olan yapay kulüpler; er geç o bedeli ödüyorlar. Mühim olan, bundan yıllar sonra birilerinin onları sadece bir isim, liglerde mücadele etmiş birer “anı” olarak kabul etmemesi. Tarihin en büyük yanılgısı bu olur.

Siyasi ve sosyokültürel anlamda, Türkiye’nin son döneminin en ciddi göstergeleri; bu gibi kulüpler. Hakları verilmeli, teslim edilmeli. Aksi takdirde, daha çok Tepecikspor, Körfez FK ve Silivrispor görürüz. Şimdiye dek gördüğümüz gibi…

Evrensel Gazetesi | 19 Şubat 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

20 + twelve =