Yenilerin İlk Sınavı

3. Lig’de 2019-2020 sezonunun ilk düdüğü, geride bıraktığımız hafta sonunda çaldı. Üç grupta 53 takımın mücadelede edeceği sezonda, iki grupta üçer bir grupta ise iki takım küme düşecek. Bu yılın yeni takımlarının ilk doksan dakikaları nasıl geçti, inceleyelim…

Önce hangi takımların yeni olduğunu hatırlamak icap eder elbette. Ağrı 1970 Spor, 1877 Alemdağspor, Somaspor, Kelkit Belediyespor, Malatya Yeşilyurt Belediyespor, Belediye Derincespor, Modafenspor, 68 Aksaray Belediyespor, Yozgatspor 1959 FK takımları Bölgesel Amatör’den yükselen kulüpler olurken; Bayrampaşa, Manisaspor, Fethiyespor, Tokatspor A.Ş. ve Darıca Gençlerbirliği A.Ş. kulüpleri ise 2. Lig’den düşen takımlar oldu.

Bu kulüplerden Somaspor, Bayrampaşa, Fethiyespor, Darıca Gençlerbirliği ilk maçlarından üç puanla ayrılırken; Darıca ekibi üç puanı, kendisi gibi 3. Lig’in yenilerinden olan Modafenspor ile yaptığı maçta hanesine yazdırdı.

68 Aksaray Belediyespor, Ağrı 1970 Spor, Yozgatspor 1959, Derincespor ve 1877 Alemdağspor ise ilk haftadan bir puanla ayrılan kulüpler olurken; Derince ve Alemdağ ekipleri ilk maçta karşılaşma fırsatı yakalayan takımlar arasındaydı…

1954 Kelkit ismini alan Kelkit Belediyespor*, Malatya Yeşilyurt Belediyespor, Manisaspor ve Tokatspor ise ilk haftadan mağlubiyet tadan kulüpler oldu.

Aslında 3. Lig’de ilk hafta, genel manada oldukça vasat başladı. -5 puanlı Manisaspor’u ve haftayı bay geçen Kozan Spor’u saymazsak 16 takımın sıfır puanda olduğu bir doksan dakikayı geride bıraktık. Yani ilk haftada üç puan alan neredeyse tüm takımlar haftayı play off hattında kapattı.

Bu rakam, geçtiğimiz yılın ilk haftasında da aynıydı. 17 kulübün sıfır puanla ilk haftayı kapattığı sezonun son düdüğüne geldiğimiz zaman pek çok kulüp üç puanla kümede kalabilmişti. Bir önceki sezon ise 18 kulüp sıfır puanla lige başlamış, sezon sonu ise bazı kulüpler hariç kalan kulüplerin puan farkı düşenlerden çok da uzak şekillenmemişti.

3. Lig’in uzun süredir bir oyun hamuru misali belli bir güzergâha itildiğini savunuyorum. Bu bilinçli olarak yapılıyor; şekillendirilerek, şahı da veziri de piyonu da baştan belli bir oyuna dönüştürülmeye çalışılıyor. Ha başarıldı, ha başarılacak. Neticede rakamlar yalan söylemez, istatistikler ortada. Düşenler, kalanlar, çıkanlar ve çıkamayanlar; belli bir aşamadan sonra bizim için sadece bir tiyatro sahnesinde sırası gelip rolünü icra etmiş birer oyuncu gibi kalacak.

Peki bu tabloyu destekleyen başka nasıl bir veri elde edilebilir?

O da önümüzdeki haftanın konusu olsun…

* Bu isim değişikliği hikâyesine 30 Haziran 2019’da bu köşede “Belediyelere Veda” başlıklı yazımda yer vermiştim.

Evrensel Gazetesi | 3 Eylül 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 + eight =