Maç Yazısı | Silivrispor – Manisaspor

“Profesyonel Liglerde Son Tango”

3. Lig 1. Grup’ta geçtiğimiz hafta izlediğim, zirveyi ilgilendiren Çatalcaspor – Serik Belediyespor maçının ardından gene aynı gruptan fakat bu kez düşme hattını ilgilendiren Silivrispor – Manisaspor maçı ile beşinci haftayı geride bıraktık… Geride kalan ilk dört haftada galibiyetle tanışamamış iki kulübün mücadelesinden üç puanı çıkaran,tecrübe faktörü oldu ve Emrah Bedir’in ayağından bulduğu iki penaltı golü ile Silivrispor 2-0 galibiyeti hanesine yazdırdı.

Tecrübe Faktörü

Silivrispor’a maçı kazandıran, girişte de belirttiğim üzere ‘tecrübe faktörü’ oldu zira kulübün ilk 18’inde yer alan futbolcular 3. Lig’deki pek çok kulübe nazaran tecrübeli isimler. Günün yıldızı Emrah Bedir‘in uzun yıllar 2. Lig’de, kısa bir müddet 1. Lig’de tecrübeleri bulunuyor ve profesyonel kategorilerde 60’dan fazla gol kaydetmiş bir isim. Hakeza kaleci Burak Kapan‘ın 10 yılı aşkın profesyonel lig tecrübesi var ve bu tecrübenin büyük kısmı 3. Lig’i kapsıyor. Gene benzer şekilde -oyuna sonradan giren- Eren Açıkgöz‘ün de 12 yıla varan profesyonel lig tecrübesi olduğu ortada. Bu tecrübe olayı, 2. Lig için geçer akçe değil ancak 3. Lig’de kulüpler için kritik önem teşkil edebiliyor. Misal Eren’i yıllar önce ilk kez Bayrampaşa – Keçiören Sportif maçında izlemiştim, sonra Bayrampaşa’ya transfer oldu ve ben İstanbul’da da birkaç kez onu seyretme fırsatı buldum. Enteresan bir oyuncu; boşa koşup, beyhude pas yaparak pek çok atağı tabir-i caizse ‘ezen’ ve buna rağmen iki kez sezonu 12 golle kapatabilmiş bir forvet bulmak zor. Bu tecrübesine rağmen Silivrispor – Manisaspor maçında 2011-2012 sezonunda izlediğim Eren’den farklı bir futbolcuyu göremedim. Hatta daha bile gerilemiş gibi duruyordu…

Tecrübe faktörüne dönecek olursak; lokal mantıkla yürütülen, ağırlıklı olarak bölgenin ‘çocuklarının’ tercih edildiği kulüplerde birkaç tane tecrübeli futbolcu olması takımları çoğu zaman ipten alan hamlelerin yapılabilmesine fırsat tanıyor. Nitekim bugün de öyle oldu. Kaleci Burak Kapan, rakip takımın hücumunun yoğunlaştığı dakikalar başta olmak üzere pek çok pozisyonda oyunu soğutmadan nasıl oyun duraksatılır konusunda başarılı bir performans ortaya koydu. Emrah da benzer şekilde hücum hattının kilit olduğu anlarda sahne alarak takım arkadaşlarına çok müsait gol pozisyonları yaratsa da Silivri hücumu ona ayak uyduramadı. Nitekim en sonunda kendisi sazı eline alıp birisi 21’de, diğeri 84’te olmak üzere iki penaltı golü ile takımına üç puanı kazandırdı.

Bir Kulüp Nasıl Yönetilmez?

2012 yılında Manisaspor‘da bir başkanlık seçimi oldu. Ben o dönemler yazarı olduğum spor sitesinde bu seçime dair bir yazı yazdım. O dönem başkan seçilen Emre Hasgör’ün, tek aday olarak çıktığı seçimde kongreye katılan 431 üyenin sadece 213’ünün oyunu almasına ve mevcut başkan Kenan Yaralı’nın güle oynaya kulübü devretmesine değinmiş; Hasgör’ün bir projesinin olmadığı izlenimini uyandıran, hiç konuşma yapılmadan sona ermiş kongreyi yazmıştım. Ardından kulübün 2015-2016’da 3. Lig’e düşmesi hâlinde bu duruma ses çıkarmamış kongre üyelerinin de sorumluluğu olduğunu vurguladığım yazıma Emre Hasgör Twitter’dan cevap yazmış, beni bekleyip görmeye ve Manisaspor’un güzel günlerini seyretmeye davet etmişti. Günümüzde geldiğimiz nokta ortada: Manisaspor (benim tahminimden birkaç yıl sonra olsa da) -4 puanla 3. Lig 1. Grup’ta son sırada.

Oysa bundan daha birkaç yıl önce, günümüzde pek moda bir tabir olan pozitif ayrımcılığın en âlâsı Manisaspor için yapılmıştı. Şampiyonluğa koşan kulübün medyada ve kamuoyunda çok ciddi destekçileri vardı. O dönemde neler yaşandıysa, günümüzde sahada birkaç yıl öncenin Kocaelispor’undan veya Çanakkale Dardanelspor’undan çok daha kötü bir takım var artık.

Maçta Neler Oldu?

Gelelim doksan dakikalık mücadeleye… İlk devre Silivrispor çok ciddi anlamda ataklar ortaya koyamadıysa da üç net pozisyon yarattı, ikisinde Manisaspor kalecisi Kubilay İsmail Zihni‘ye takılan İstanbul temsilcisi, İsmail’in hatalı çıkışında kazandıkları penaltıyı gole çevirerek devreyi 1-0 önde kapattı… Sonrasında bir gol daha bulan Silivrispor’un golü ise ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Bu süreçte Manisaspor’da Ferit Cankut Özdek doğru bir oyun sergilese de takım arkadaşları arasında ona eşlik edebilecek bir oyuncu olmadığı veya en azından uyum anlamında problemler yaşandığı için defanstan hücuma top akışı sağlanması mümkün olmadı. Nadir anlarda Bilal Budak‘ın hareketlenmesi ve başarılı ara pasları ile çalımları; gene aynı problemden ötürü sonuçsuz kaldı. Tek tek ele alındığında muhtemelen tüm oyuncuların kapasiteleri iyidir ancak Bayram Büstaç örneğinde gördüğümüz üzere teknik yeterliliğine mukabil fiziksel anlamda bu ligi kaldırabilecek oyuncular değiller.

İkinci devre, aradaki fizik farkını gözeten Manisa teknik heyetinin başarılı taktiği gereği Silivrispor’un yorulup oyundan düşmeye başladığı 50. ve 60. dakikalar arasında Manisaspor ciddi anlamda rakip yarı sahaya yığıldı ve birkaç atak denemesi yaptı. Fakat Silivri defansının çakılı oyun anlayışı ve fiziksel olarak bire bir pozisyonlarda Manisaspor’a kurduğu bariz üstünlük nedeniyle Ege temsilcisinin uzaktan şut atmak dışında bir şansı kalmadı. Bunu da iki kez deneyip başarısız olan siyah beyazlı kulüp iyiden iyiye oyunu kendi yarı sahasında kabul etmeye başladı.

Silivri hücumunda Emrah Bedir’e uyum sağlayabilen bir oyuncunun olmayışı en büyük handikap oldu. Oyuna sonradan giren Eren Açıkgöz’ün toptan kaçarcasına pozisyon değiştirdiği veya ayağına gelen topu bir an önce çıkarmak için vurduğu gelişigüzel paslar özellikle 80. dakikadan sonra kulübün golü bulmasında engel teşkil etti. İkinci devrede Silivri adına bir iyi, bir de kötü vardı net bir şekilde: İyiden başlarsak, Galatasaray altyapısı çıkışlı Gökhan Göksu yüksek özgüveni ve rahat top hâkimiyeti ile ileride çok daha büyük işler yapacağının ilk sinyallerini verdi. Deniz Bağlan ise ileriye dönük oynamaya çalıştıkça daha fazla hata yaptı ve günün (Eren’den sonraki) en vasat ismi oldu Silivri perspektifinde. İkinci devre Manisa adına ön plana çıkan isim ise bu sezon profesyonel liglerdeki ilk tecrübesini yaşayan Vahap Aydemir oldu. Sahada ayak basmadık yer bırakmayan Vahap’ın hücumda yaratıcı sayılabilecek atak girişimlerinde takım arkadaşlarının uygun pozisyonda olmayışı Manisaspor’u olası bir golden etti. Son dakikalarda Manisa’nın olası bir ‘şans golü’ karşısında 84. dakikada Emrah Bedir sahneye çıkarak kazanılan penaltıyı gole çevirip maçın skorunu belirledi. Zira oyuna 80’de giren Barış Güner’in tehlike yaratmaya müsait birkaç denemesine o kısa sürede şahit olmuştuk.

Maçın hakemine gelecek olursak, 3. Lig’in son dönemdeki tecrübeli hakemlerinden olan Barkın Kara’nın gerginlikten uzak, güler yüzlü ve pozisyonlara hâkim yönetimi maçın seyir keyfini fazlasıyla artırdı. Silivrispor da Manisaspor da oyunu çirkinleştirmeden oynamaya çalıştıkları için hakemin de işi biraz kolaydı ancak tartışma yaratabilecek pozisyonlarda otoritesini ‘dostane’ bir şekilde kurmayı fazlasıyla başardı.

Sonuç olarak, maça giderken bu iki takımdan en az birisinin bu yıl profesyonel liglerdeki son dönemi olduğunu düşünüyordum. Maç bittiğinde de bu fikrim değişmedi. Ancak bu ‘en az’ kavramının ucu geniş… Kazanan Silivrispor için de tünelin ucu çok aydınlık görünmüyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fourteen + eighteen =