Başarı Ne Yöne Düşer, Başarısızlık Ne Yöne?

Başarı ve başarısızlık kavramları, sanki birbirlerinden çok farklıymış gibi ele alınsalar da; Türkiye’de bilhassa spor dendiği zaman çoğunlukla iç içe, birbirinden hiçbir farkı olmayan iki kavramdır. Örneğin küme düşme dediğimiz olayı ele alalım. Dünyanın her yerinde, küme düşme bir başarısızlık kabul edilir. Doğrudur. Pekala, bir kulübün küme düşmesinin akabinde yenilenerek daha güçlü dönmesi, küme düşmedeki başarısızlık damgasının üstüne bir sünger çekmesini sağlamaz mı? Tabii, bu dediğimiz örnek ile “asansör” tabir edilen ve bir dönem sıklıkla 1. Lig ile Süper Lig arasında mekik dokuyan kulüpler kastedilmemektedir…

Bölgesel Amatör Lig’e göz attığımız takdirde, bu iki kavram hakkında bizi düşünmeye davet edecek bir tablo oluşmuş durumdadır. Ancak biraz daha derinlemesine düşünmeye itmektedir bu tablo bizleri… Nitekim, başarısızlığı ele aldık ve somut bir şekilde örnekleştirdik… Peki başarı ne yöne düşer? Bir takımın kadro düzeyi, yaş grubu, tecrübesi ve bilumum etkenleri göz önünde bulundurulduğu takdirde ciddi anlamda uçta olduğu bir ligden şampiyon çıkması başarı mıdır? Yahut böyle bir kulübün bulunduğu bir ligde şampiyonluğu kaçıran takımlar gerçek manada başarısızlıkla atfedilebilir mi?

Bölgesel Amatör Lig 2. grupta zirvede yer alan Adıyaman 1954’ü ele alalım mesela… 2018-2019 sezonunda, tarihinde ilk kez mücadele ettiği 3. Lig’den sezon sonu itibarıyla düşmüş olan Adıyaman temsilcisi, bir yıl aradan sonra döndüğü BAL’da zirveyi kimseye bırakmadı ilk dokuz hafta neticesinde.

Yahut 3. grup zirve mücadelesinin değişmeyecek isimlerinden görünen, lideri bir puanla takip eden 1461 Trabzon’a göz atalım. Bir dönem Süper Lig’e yükselme/yükselememe tartışmalarının odağında olan, Trabzonspor’un pilot takımı 1461 Trabzon; iki sezonluk 3. Lig tecrübesinin akabinde bu sezon BAL’daki mücadelesini şimdiden zirveye odaklamış durumda…

Yahut 8. grup lideri, 10 haftadır namağlup ligi götüren Bergama Belediyespor’a değinelim. Profesyonel liglerdeki son sezonlarında küme düşmekten bir, iki, üç puanla yahut averajla kurtulan; dengesiz ve düzensiz bir takım imajını en azından kağıt üzerinde fazlasıyla sunan Bergama Belediyespor’un yıllardır profesyonel sistemde edindiği tecrübe ve kadrosunun amatör olarak nitelendirilen ve çoğunluğunu belediye takımlarının oluşturduğu bir grupta şampiyon olması Bergama ekibinin üstün başarısına mı delalettir, yoksa sadece şartların uyumuna mı?

Bu gibi örneklerin yanı sıra ele alınabilecek pek çok “başarılı” kulüp de bulunuyor elbette BAL’da. Belediye Kütahyaspor ve Çarşambaspor gibi örnekler de buna delalet. Fakat genel manada, sistem eksikliğinin ve eşitsizliğin göze çarptığı en net örnekleri Bölgesel Amatör Lig’de bulabiliyoruz. Dolayısıyla, “Birileri bu lige el atsın” vari bir çığlık değil bittabi ancak, bu ligin düzelmeye olan ihtiyacı da günden güne artış göstermektedir, bunu da söylememiz icap etmektedir.

Velhasılıkelam, spor yapmanın; sporu taçlandırmanın bu ülkede amatör ve profesyonel statü fark etmeksizin çok bir esprisi de kalmışa benzememektedir. Bu hususa karşın ihtiyacımız olan köklü yapılanmalar, gerekirse en alt statülerden yeniden doğuş prensibini benimsemiş asırlık kulüplerdir. Direnç gösterilmediği ve mücadele edilmediği takdirde başta BAL’da peydahlanmış yüksek sayıda belediye takımı ve BAL’da ucu gittikçe açılan bir pergel gibi son sıra ve üst sıra arasındaki ön görülebilir farkın önüne geçilemeyecektir…

Evrensel Gazetesi | 26 Kasım 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19 + six =