İçeriğe geç

Yalan Yazan Tarih Utansın

Geçtiğimiz son on yılda, bir “yalan tarihe karşı” mücadele veren fakat her ne hikmetse verdikleri mücadelelere dönük bir kaynak gösteremeyen ve hatta ‘üretemeyen’ yığınla tarihçi sıfatlı kişilik piyasaya sürüldü. Bu kişilerin genel manada tek bir ortak noktası vardı: Hepsi, cumhuriyete ve rejimlerine karşıydı. Bunu da çoğu zaman küfre varan bir üslup ile ortaya koymaya çekinmiyorlardı.

Bu on yılın, futbolumuz açısından da gözle görülür bir revizyonu oldu: Hem profesyonel liglerdeki hem de amatör liglerdeki belediye takımları ve belediye destekli suni takımlar günden güne artış gösterdi. Çorumspor, Zonguldakspor, Gaziantepspor, Diyarbakırspor gibi pek çok kulüp tarihin derinliklerine gömülürken onların yerine yükseltilen kulüpler en üst ligleri zorlamaya başlamış; bu kulüplerin pek çoğu için de kamuoyunda gerçek şehir takımı onlarmışçasına bir imaj yaratılmaya çalışılmıştı.

Durumun vahameti, iki noktada kendisini gösterebilir. Bunların ilki, bu ‘hülle’ yönteminin kullanışlılığının getireceği sorumsuzluk, hesap vermezlik ve umursamazlıktır. Bu yöntem o kadar kullanışlı bir yöntemdir ki, beş ila on yıllık kulüpler dahi bunu kullanabilmeye cesaret edebilecektir. Nitekim efsanevi Bucaspor’un borçlarının altından kalkamayan yönetimi, Tire 1922’ye başkan olup Tire temsilcisinin ismini Buca FK yapmış; kulüp logosu ve renklerini de orijinal Bucaspor ile birebir aynı kılmıştır. Dolayısıyla bu yöntem artık oldukça kanıksanmış, spor kamuoyunca haber değeri bile taşımaz hale gelmiştir.

İkinci nokta ise, bu yöntemin getireceği hak kayıpları ve futbol emekçilerinin zaman zaman uzun yıllara varabilen tüm emeklerine bir sünger çekilmesini sağlamaktır. Futbolu yöneten odakların, futbolcuları ve emek denilen kavramı pek düşünmediğini biz zaten biliyoruz. Zira en son başkentte yaşanan kulübün kapanma ihtimalinin doğduğu dönemde Bugsaş yönetiminin futbolculara transfer sezonunun bitimine birkaç gün kala “Kendinize derhal kulüp bulun” demesi, sanki dün yaşanmış gibi tazedir hafızalarda.

Bayram değil, seyran değil; tarih yazarlığı ve hülle yöntemiyle hortlatılan kulüplere neden değindim? Spor kamuoyunda pek çok kesimin yakından takip ettiği Ahmet Çakır’ın hem sunduğu programda hem de yazdığı yazısında geçtiğimiz hafta yaptığı yalan tarih yazarlığı girişiminden ötürü, bu konuları gündeme taşımak elzem oldu.

Gaziantep Futbol Kulübünün çağırdığı bir grup, hafta sonunu Antep’te geçiriyor. Fakat ortada bir gariplik var. Ahmet Çakır, yazısında inatla Süper Lig’de yer alan Gaziantep FK’den, ‘orijinal’ Gaziantepspor gibi bahsediyor. Hata desek, iyi niyetli bir yaklaşım olacak muhtemelen. Zira yazısının finalinde Gaziantepspor-Yukatel Denizli maçından da bahsediyor. İnatla, Gaziantepspor demeye özen göstererek.

Önümüzdeki mücadelenin yönteminin ilk işaret fişeğini Ahmet Çakır atıyor böylece. Artık yalan yazılmaya çalışılacak kulüp tarihleriyle de mücadele etmemiz gerekecek. Hangi kulübün hülle yolu ile Süper Lig’e yükseltildiğini daha bir vurgulu, daha bir inatla dile getirmemiz icap edecek. Gaziantep FK ile Gaziantepspor’un birbirinden ne kadar da farklı kulüpler olduğunu dile getireceğiz.

İşimiz zor. Piyasanın favori spor yazarlarının bahis şirketlerinin reklamlarında oynadığı bir ortamda, tarih yazarlığına da soyunmamız gerekecek gibi görünüyor. Fakat mücadeleye devam etmekten başka, elimizde bir çare yok.

Biz de öyle yapacağız.

Evrensel Gazetesi | 10 Aralık 2019

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir