İçeriğe geç

İnfialin Eşiğinde

Son birkaç yıla bakıldığında, pek çok farklı sektör için başlıktaki yakıştırma pek âlâ yapılabilir. Zira o denli gergin atmosferler bulunuyor ki, herkes patlayacak yer arıyor adeta. Baskı, sinir ve stres faktörleri bir araya geldiğinde insanlar için sudan sebepler dâhi patlama gerekçesi olabiliyor. Özellikle hizmet sektörleri olarak adlandırılabilecek, insanların başka insanlar ile doğrudan iletişim hâlinde olmak zorunda kaldığı iş alanlarında ciddi bir sinir sıkışması, zaman zaman da anlık patlamalar gözlenebilmektedir.

Tam manasıyla hizmet sektörüne dâhil olan bir iş alanı olmasa da taraftarından yönetimine; oyuncularından teknik heyetine dek tüm alanlarında bulunanların rakiplerle doğrudan yahut dolaylı iletişim / etkileşim hâlinde olduğu bir alan olan futbol da infialin eşiğinde bulunan branşlar arasında gösterilebilir. Ve hatta, çoktan gösterilmeliydi de…

Geçtiğimiz hafta sonu, devrenin kapanış haftasına istinaden 3. Lig 1. Grup maçlarından Çatalcaspor – Artvin Hopaspor mücadelesindeydim. Fakat ortam o kadar gergindi ki, play off mücadelesi yapan bu iki takımın sahaya koydukları oyun kadar bir taç pozisyonu sonrası Çatalca ve Hopa yönetimlerinin uzun süre devam eden kavgaları, maç içinde Çatalca teknik direktörü Cahit Erçevik’in yoğun itirazları nedeniyle gördüğü sarı kart ve maç sonunda (nedendir bilinmez) gene Cahit Erçevik’in rakip teknik direktöre yönelik fiziksel müdahaleye ramak kalacak itiş kakışı da dikkat çekiciydi. Maç ise, bu gerginliğe rağmen futbol oynamak isteyen iki takım ve onlara futbol oynatmaya niyetli bir hakemin çabalarına mukabil 0-0 sonuçlandı.

Bu sinir ve stres hâlinin farklı boyutlarda tezahürü söz konusu olabiliyor. Bundan iki hafta evvel gene bu köşede, “Ankara’dan Sokrates Çıkar mı?” başlıklı bir yazı yazmış ve Ankara Demirspor’un 2-2 sonlanan Kırşehir Belediyespor maçı sonrası internette de paylaştığı, maçın hakemi Mustafa Aydın’a dönük ültimatomu ve bu hakemin daha önceki vukuatlarını bu köşeye taşımıştım.

Aradan iki hafta geçmeden, bu kez başka bir takım gene hakem konulu bir yayınla sosyal medyaya teşrif buyurdu. Giresunspor, deplasmanda oynadıkları BB Erzurumspor maçı akabinde sosyal medyada yaptığı duyuruda “Maçın ‘sözde’ hakemi Emre Malok hakkında TFF ve MHK başta olmak üzere gerekli kurumlara başvurular yapılacaktır.” ifadesine yer verdi.

Peki Emre Malok kimdir?

İstanbul Bölgesi Üst Klasman hakemi olan Malok, şimdiye kadar 350’yi aşkın maçta görev almıştır.

Fakat işin bir enteresan noktası vardır. Emre Malok, yükselme adayı gösterildiği aşikâr bir biçimde özellikle geçtiğimiz sezon pek çok Süper Lig maçında dördüncü hakem olarak görev alırken; kendisinden bağımsız gelişen bir sürecin de nesnesi oluvermiştir. 11 Mayıs’ta oynanan Çaykur Rize – Galatasaray maçı sonrası Rıdvan Dilmen tarafından televizyonda “Maçın dördüncü hakemi Emre Malok. Hayatında Süper Lig maçı yönetmemiş. Serkan Çınar sakatlansa onun yerine maç yönetecek, hadi versenize Galatasaray – Başakşehir maçına…” denilerek TFF nezdinde açık biçimde ve manasız bir yaklaşımla hedef gösterilmiştir. Bu yaklaşım sonrası Malok, Kayserispor – BB Erzurumspor maçında da dördüncü hakemlik yapmış; fakat bu sezondan itibaren Süper Lig’de VAR hakemi olarak görevlendirilmeye başlanmıştır…

21 Şubat 2018’de oynanan Elazığspor – Giresunspor, 1 Ekim 2018’de oynanan Giresunspor – Adanaspor, 24 Aralık 2018’de oynanan Altınordu – Giresunspor ve 29 Eylül 2019’da oynanan Balıkesirspor – Giresunspor maçlarının hepsinin; maçlarda Giresun’un puan kaybetmesi dışındaki tek ortak noktaları maçın hakeminin Emre Malok oluşu…

İşin daha da ilginci, örneğin belli bir dönem peş peşe atandığı Altınordu maçları yahut hakemlik vazifesinde uzun sayılabilecek dönemlerde birinci hakem olarak değil de dördüncü hakem olarak atanması gibi detayların yer aldığı bir kariyeri var Emre Malok’un.

İnsanlar sinirli ve stresli. Toplumun her alanına sirayet etmiş olan gerginlikler zaman zaman herkesi infialin eşiğine getiriyor. Buraya kadar hemfikiriz de… TFF ve MHK de, şu atamalarda bazı şeyleri bile isteye yapıyormuş gibi görünmeseler mi?

Neticede bu kurumlar, İBB’nin bünyesinde çalışan bir adamı hakem olarak İBB’nin takımının maçlarına atamış insanlardan oluşmakta. Mimli oldukları ortada ve hâlâ bazı şeyleri göz göre göre yapabiliyorlar.

Bence sinir ve stres faktörleri kadar, iş ahlakı denilen unsurda da çoktan bazı şeyleri tüketmiş bir ülke olduk biz…

Evrensel Gazetesi | 17 Aralık 2019

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir