İçeriğe geç

Koronavirüs (COVID-19) Çağında Dijital İletişim

Dijital pazarlama ve sosyal medya, ülkemizde internetin kullanımına başlandığından bu yana ilk kez son beş yıldır KOBİ olarak nitelendirdiğimiz orta ölçekli işletmelerce de, küçük ve büyük işletmelerce de ciddiye alınan bir alan hâline geldi. Bu alanda yıllardır çalışan birisi olarak son yaşadığımız gelişmeler eşliğinde markalar için dijital iletişimin COVID-19 adıyla bilinen koronavirüs eşliğinde nasıl gerçekleştirilmesi gerektiğini yazmak istedim.

Netice olarak, gelişmeler herkesin mâlumudur. Gol videolarına bile paylaşım yasağı koyan yayıncı kuruluş maç yayınlarını şifresiz yapacağını açıkladı, okullarda haftaları bulan tatiller ilan edildi, pek çok kamu kuruluşu da ebeveynlere idari izin ilan etti. Oysa kullanıcılar bazında iki ayrı âlem var: Birisi bu ciddi ve insanı endişeye sevk edici haberlerle dolu ‘gerçek’ dünya. Bu dünyaya televizyonlarla, geleneksel iletişim araçlarıyla, çoğu zaman yeni medyadaki haber kanalları ve kullanıcı paylaşımlarıyla bol bol maruz kalınıyor. Bizim işimiz ikinci dünya ile. Yani Star Wars’taki ‘dark-side’ ile: Marka pazarlama tarafı!

Youtube, yaptığı açıklamada koronavirüs hakkındaki videolardan reklam geliri elde edilemeyeceğini açıkladı. Bunun da biraz olsun bizlere fikir vermesi gerekiyor. Nasıl mı?

Kamu yararı.

Markanız hangi alanda hizmet veriyor olursa olsun, şu anda potansiyel kitlenizin tek bir gündemi var. Hele hele yaş grubu genç bir kitleye hitap ediyorsanız başka gündemi hiçbir şekilde yok. En nihayetinde bu yüzden “tatil”deler. Bu yüzden markanızı kamu yararı gözeterek önerilerde bulunan, kullanıcılarının sağlığını düşünen, onların yanında olan bir mevziye konumlandırmanız icap ediyor. Fakat burada unutmamanız gereken şey de şu: ‘Real time marketing’ maalesef bu durumda da fazlasıyla geçerli. Birkaç saat önce sunacağınız bir öneri, olası tatsız haberler ile bir anda geçerliliğini yitirebilir.

Kriz dönemlerini göz önünde bulundurarak bazı politikalar belirlemeli, insanları sükunete sevk etme adına zaman zaman stok bilgisi gibi bilgiler paylaşmalı, çalışanlarınızın bu hastalığa yakalanması durumunda uygun bir biçimde bunu duyurmayı düşünmelisiniz. Unutmayın ki kullanıcılar dürüstlüğe prim verir.

WARC Global Marketing Index‘in son yaptığı araştırma, dijital mecralardaki reklamların salgından neredeyse hiç etkilenmediğini ortaya koydu. Rapor, düşüş yaşanabilecek olası sektörleri de ulaşım, restoran ve eğlence olarak ilan ediyor. Tabii bu çerçevede bir reklam politikası belirlemek de tek başına yanlış. Karantina kapsamında değişecek olan kullanıcı davranışlarını da gözetmek gerekiyor.

Kullanıcı davranışları nasıl değişecek?

Her şeyden önce, sosyal medyada geçirilen süre artacak. Zaten dünyanın bu alandaki en çok hacme sahip ülkelerinden birisiyiz ama gitgide artacak bir istatistik bu.

Bunun yanı sıra, online dizi – film izleme ve müzik dinleme mecralarının kullanımı ve gıda ile gıda dışı alışverişlerde e-ticaret sitelerine yönelim de hatırı sayılır bir ölçüde artacak.

Koronavirüs çağında dijital iletişim, daha yalnız ve daha online bir kullanıcı göz önünde bulundurularak yapılmalı. Markanın onun yanında olduğunu bilmek isteyen ancak içinde bulunduğu buhrandan nemalanmak istemeyen bir markaya sahip olduğunu görmesi gereken bir kullanıcı… Yani aslında dijital çağın en postmodern figürü.

Markalar da, modern yaklaşımdan ziyade bireysel bir üsluba yönelerek bu krizi dijital iletişim stratejileri açısından kayıpsız atlatmayı hedefleyebilir.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir