İçeriğe geç

Futbol Ekonomisinin Cambazı Koronavirüs

Koronavirüs nedeniyle tatil edilen ligler nedeniyle tamamen durma noktasına gelen futbol ekonomisinde odaklar, krizden değişimle çıkılabileceğini söylüyor. Fakat bu değişimin nedenlerini sorgulamaktan ne denli uzak olursak, değişim de o denli sakil duracağa benziyor.

Nitekim, başta Manchester United’ın başkan yardımcısı olan Ed Woodward’dan FIFPro (Uluslararası Profesyonel Futbolcular Birliği) Genel Sekreteri Jonas Baer-Hoffman’a değin pek çok isim; önümüzdeki dönemlerde transfer piyasalarında ciddi yaklaşım değişiklikleri yapılması gerektiğini söylemeye başladı. Bu isimlerin pek çoğunun hemfikir olduğu nokta aynı. Futbolcu transferlerinde astronomik rakamların konuşulmasını gerçekçi bulmuyorlar. Öyle ki, günümüzde pek çok ülkede kulüplerin futbolcularına maaş indirimi teklif ederken (ne hikmetse herkesin birkaç ay sonra başlayabileceğine kanaat getirdiği) futbol ortamında astronomik transfer tekliflerinin hiç inandırıcı olmadığını vurguluyor bu isimler.

Buraya kadar sorun yok doğrusu. Gerçekten de üç aşağı beş yukarı herkesin ortak görüşü bu. Fakat ortada daha derinlemesine sorgulanması gereken bir şey yok mu?

Örneğin, daha birkaç ay önce ara transferde pek çok kulüp yepyeni transferler gerçekleştirdi, birçok oyuncu satışı ve alımı yapıldı. Bu dönemde havada uçuşan rakamların onda biri gerçek olsaydı şu anda kulüpler bu kadar darboğaza girer miydi? Ya da farklı bir perspektiften bakmak gerekirse; transfer piyasasını belirleyen rakamların kaynağı nereden geliyordu?

Topyekûn bir revizyona gidilmesinin elzem olduğu futbol ekonomisi, son yıllarda Katarlı iş insanlarının bavullarla para taşıtarak gövde gösterisi yapmak suretiyle transfer ettiği süper yıldızlardan, vergi soruşturmalarının ana odağına alınan ultra yeteneklere kadar ciddi bir alarm veriyor, bilinçli seyirciler için mide bulandırıcı bir görgüsüzlük seremonisine dönüşüyordu. Bir kulübü batıranın, başka bir kulübe el attığı ülkemiz futbolu da bu görgüsüzlükten nasibini alıyor; şehir takımlarının ne geçmişleri önemsenerek ne de taraftarlarına kıymet verilerek birer birer tarihe karışmalarına göz yumuluyordu. Ekonomiyi sadece transfer döneminde senet keserek esnafa olan borcu ertelemek sanan kulüp başkanlarından hesap soran bir merci olmadığı için, borçlar da ya bir sonraki yönetime kalıyor ya da mevcut başkanın kendisine dönük yapılandırdığı ve kulübü kendisine muhtaç hâle soktuğu bir biçimde varoluşsal bir komedyaya bürünüyordu.

Meşhur yankesicilik hikâyesini bilmeyen yoktur. ‘Cambaza bak’ şeklinde özetlenen bu hikâyede kumpanyalarda gösteri yapan cambazları seyredenlerin ceplerini boşaltmak isteyen yankesicilerin, potansiyel avları gösteriyi seyretmiyor ise “Cambaza bak, nasıl yürüyor yahu” gibi monologlarla hedeflerinin dikkatini dağıttıkları rivayet edilir.

Koronavirüs, futbol ekonomisinin bomboş midesini istifra edememe krizinden çıkış için bulduğu nefis bir cambaz oldu. Öyle ya, cambaz ipte yürürken kim ‘ipler’ yolsuzlukları, haddini aşmış transfer giderlerini, yapay ‘fair-play ekonomi’ demeçlerini ve hatta şehir esnafına kesilmiş, bir önceki yönetimleri aklamaya yeten usulsüz senetleri…

Hele bir de cambaz düşmeyegörsün, siz o zaman seyredin asıl tiyatroyu.

Evrensel Gazetesi | 28 Nisan 2020

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir