İçeriğe geç

Ya Hep Birlikte Ya Hiç Kimse

Koronavirüs gündemi, ölümler ve bulaşı devam ettiği müddetçe bize eşlik edeceğe benziyor. Zira geçtiğimiz hafta toplanan ve tam altı saat süren bir toplantı gerçekleştiren TFF heyeti; 2. ve 3. Lig için son altı haftasının 18 Temmuz itibarıyla oynanmaya devam etmesine dönük kararını kesinleştirme yoluna gitti. İddialara göre, alt liglerdeki 89 kulübün 73’ü, liderlerin doğrudan bir üst lige çıkmasını ve küme düşmenin uygulanmadan liglerin tescil edilmesini istiyordu… Ancak karar değişmedi.

Tabii, bazı futbolcular da liglerin oynanmasından yana. Bir kısmı, bu salgının etkisinde bir azalma olmayacağını ancak zaten yeni sezon hazırlıklarının da er geç başlaması gerektiğini düşünerek ‘yeni normal’ oyun düzenine bir an önce geçmekten yana. Zaten şimdiye dek, sadece futbolda da değil, genel olarak çoğunluğun iştirak etmek zorunda kaldığı bu tahakkümler nedeniyle en çok da toplumun hep emekçi kesimi mağdur olmamış mıdır?

Ortada, bir mağduriyet olacaksa bundan en çok etkilenecek olan; evde kendisini bekleyen çocuğuna, eşine, ailesine virüs bulaştırma ihtimaliyle maça çıkacak futbolcu sınıfıyken en çok onların karşı çıkması gereken bir kararda; bir de destek olduklarını görmek insanı biraz üzüyor açıkçası.

Benzer gelişmeleri, 3. Lig ve Bölgesel Amatör Lig’de yaş kontenjanı konulunca da yaşamıştık. Kontenjan konulduğunda bu kuraldan etkilenerek işsiz kalan 30 yaş üstü futbolcuların bir kısmı buna isyan ederken bir kısmı da vakit kaybetmeden 2. Lig takımlarına çok düşük meblağlarda sözleşmelerle transfer olmuştu. Bu iki ayrımın eleştirilecek bir yönü yok. İnsanların ekmek derdindeyken aldıkları kararları eleştirmek, tarihi ve sosyolojik bir ihaneti içermiyorsa kimsenin haddine değildir.

Ancak o günlerde, sezon başı maç sayısının artacağını ve dolayısıyla transfer ücretinde zam yapabileceğini düşünerek içten içe sevinen alt yaş grubu futbolcuları aradan geçen 10 yılda bu kontenjana takılmaya başladığında, bağırmaya da başladı.

Oysa o günlerde “ya hep birlikte ya hiç kimse” düsturuyla hareket edilseydi; bir şeyler değiştirilebilirdi elbette.

Benzer şeyler, şu anda yaşanıyor. Fakat bu kez konu koronavirüs.

İşsiz kalmaya, futbolu erken bırakmaya, daha düşük meblağlarda top koşturmaya benzemiyor pek.

Bu kaleye atılan her gol, hayatın bir kez daha mağlup olması anlamına gelecek.

İnatla oynatılmaya, bir takım futbol dışı odakların istekleri karşılanmaya gayret edilecek. Maçlarda uygulanacak boykot, maçlar öncesi yapılacak bazı grev veya maç sonrasında sunulacak demeçlerle bir bilinç oluşturulması muhtemel.

Koronavirüsten önceki son çıkış bu:

Ya hep birlikte mağlup olunacak ya da hiç kimse mağlup olmayacak.

Bu maçın üçüncü bir ihtimali yok…

Evrensel Gazetesi | 30 Haziran 2020

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir