İçeriğe geç

Bazı Projeler Daha Şanslıdır

Osmanlıspor’un küme düştüğü gün Başakşehir’in şampiyon olması, ülke siyasetinin de tablosudur. Hem de su götürmez bir biçimde, ayan beyan resmedilmiş bir manzaradır.

Bir tarafta, yaptığı usulsüzlükler gün be gün ifşa edilen, torpil listeleri barkovizyonda paylaşılan, 10 kat pahalı biçimde kiraladığı kantinler ortaya çıkan Melih Gökçek’in gözü gibi sakındığı Osmanlıspor düşerken…

Diğer tarafta; uğruna sahte bir kulüp tarihi uydurulan, geçtiğimiz yerel seçime dek otoparklardan aldığı gelirlerle ihya olan, başkanı iktidar partisinin İstanbul meclis üyesi olan Başakşehir şampiyonluğu kucaklıyor.

2002 yılında AKP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak siyasete atılan Gümüşdağ, Süper Lig’de şampiyonluğa ulaşarak siyasetin futbol ile kesiştiği noktayı taçlandırma başarısını gösterdi. Melih Gökçek’in yıllarca başaramadığı şeyi yapabilmesi, onun için büyük bir gurur nişanesi olsa gerek…

Tabii, tıpkı “Hiç boş kalmayacak!” şeklinde ‘müjdelenen’ Şehitler Tepesi gibi şampiyonluk virajını boş bırakmamak adına (her ne kadar adındaki Büyükşehir Belediye kısmı söylenmeme kurnazlığına tabi tutulsa da) BB Erzurumspor da 1. Lig’den Süper Lig’e yükselme başarısı gösteren bir diğer proje takım olarak koronavirüs gölgesinde oynanan sezonun yeni bir proje kazanımı oldu.

Yeter mi? Yetmez tabi ki.

1. Lig play off’larında yer alacak olan Adana Demirspor’da ise geçtiğimiz aylarda yaşanan enteresan gelişmeler sonucunda Sancak grubu Demirspor yönetimine geçmişti. Yükselmeleri halinde önümüzdeki yıl Süper Lig’in gerçek bir ‘projeler savaşı’ haline dönüşeceğini öngörmemek çok zor!

Öyle ya bir dönemler Beykozspor, Eskişehirspor, Vefaspor, Diyarbakırspor, İzmirspor gibi şehirlerle ve semtlerle özdeşleşmiş takımların kıran kırana verdikleri mücadelelere şahitlik eden ‘Süper Lig’ arenası artık hangi bakanla veya bir aile üyesiyle bağlantısı varsa o bağlantının odağında mücadelesini sürdüren proje takımlarına ev sahipliği yapıyor.

“Türk futbolunda devrim yaptık” denilen Başakşehir’in şampiyonluğu da bu bakımdan evet, bir devrimdir ama…

Karşı devrimdir.

Türkiye’de futbolun artık şimdiye dek şikayet ettiğimiz eksenden de çok öteye kaydığının bir kanıtı ve maalesef herkesi bekleyen kötü günlerin habercisidir.

Makam odasında transferlere imza günü düzenleyen Kürşat Tüzmen zihniyetinin…

“Size Ronaldinho’yu getireceğim!” diye diye Sergen’i getiren Kemal Unakıtan yaklaşımının…

“Bu sene de bizim çocuklar kazansın!” diye Kasımpaşa’nın şampiyonluğunu müjdeleyenlerin…

Kazandığının kanıtıdır.

Yani…

Şehirler ve makamlar haricinde Türk futbolunda değişen hiçbir şey yoktur. Aksine, her şey şimdi tam olarak olması gerektiği gibidir.

Biz Başakşehir’iz. Ne bir fazla ne bir eksik. Yıllardır kendimizi kandırıyorduk, şimdi kandırmaya da yok mecalimiz. Hadi, şampiyonluğumuzu kutlayalım.

Evrensel Gazetesi | 21 Temmuz 2020

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir