Ahmet Erzurumlu ile Röportaj

Ahmet Erzurumlu, biraz hızlı bir yükseliş gösterip spor medyasının tanınan simalarından biri oldu… Medyaspor’da sorumlu müdür olarak başladığı yayın hayatına Cem TV’de Spor Meydanı’nda yorumculuk ve Spor Express programında moderatörlük yapan Erzurumlu aynı zamanda Futbol Extra dergisinde de yazarlık ve moderatörlük yapmakta… Futbola bambaşka bir pencereden bakan Sayın Ahmet Erzurumlu, beni de kırmayarak sorduğum sorulara farklı bakış açısıyla getirdiği yorumlarıyla sizin de hoşunuza gidecek bir röportaj yapmamızı sağladı.

- Türk futbolu neden sürekli zor sınavlar veriyor?

Misal Milli Takım yıllardır her maça “kader maçı” misyonu yüklüyor… Misal Turkcell Süper Lig’de rezillikler diz boyu… Kim/ ne kurtarabilir bizi?

Bizim bir futbol planlamamız yok… Futbol planlaması derken herkesin diline pelesenk olan ancak kimsenin ne olduğunu bilmediği bir olgudan bahsediyorum…
Bu planlama sadece milli takımı veya ligleri değil Türk futbolunun tamamını içeren bir yapıda olmalı…
Yani altyapıdan tutun da naklen yayın gelirine, iddaa’dan seyirci profiline, yabancı oyuncu sayısından profesyonel/amatör liglere ve son olarak milli takıma kadar, birbirini tamamlayan,
gelecekle ilgili somut girişimleri olan, mevcut sorunları çözen, gelecekte karşımıza çıkabilecek sorunları ise şimdiden ortadan kaldıran bir planlama…

Peki bunu kim yapabilir?
Sadece TFF değil… Futbola dahil olan herkesin temsil edildiği bir komisyon kurulup, ayağı yere basan kararlar almalı…
Çünkü siyasi inisiyatiflerle bir yere varılamayacağını defalarca gördük…
Yani bizi biz kurtarırız…
Hep beraber ve topyekun…

- “Futbolda gördüğüm ayak oyunlarını siyasette görmedim” diyen İ. Melih Gökçek, Ankara’da futbolu bitirecek hamlelerine devam ediyor… Vassell gibi bir oyuncunun, Hikmet Karaman gibi bir hocanın düştüğü durumlar bir spor yazarı olarak size ne hissettirdi? Ankaragücü’nde neler oluyor? Federasyon neden bu kadar sessiz?

Melih Gökçek’in uzun zamandır Ankaragücü üzerinde beklentileri olduğunu biliyorduk…
“Futbolda gördüğüm ayak oyunlarını siyasette görmedim” diyen İ. Melih Gökçek, aslında siyasi kimliği olan futbol yöneticilerine güzel bir örnek…
Ankaragücü üzerinden siyasi rant sağlamak istediği çok açık olan Melih Gökçek, Ankaragücü camiasının gafletini çok iyi bir şekilde değerlendirmiş ve kulübü ele geçirmiştir…

Ben bangır bangır gelen bu durumu pek çok diğer meslektaşım gibi farkında olarak takip ediyordum…
Fakat bir futbolcunun transferi sonucu havaalanına 2500 kişi karşılamaya giderseniz ne söylediklerinizi, ne de yazdıklarınızı dinleyen olmaz…
Ankaragücü dokusunu kaybetmiş, anahtarı elleriyle teslim etmiştir…

Federasyon yetkilileri başlarına bela açılmaması için her nevi fedakarlığı(!) çekinmeden yapabilirler…
Ankaraspor’un küme düşürülmesi konusunda ise aslında bir danışıklı dövüş olduğunu düşünüyorum…
TFF’den habersiz bu tür birleşme olmasını mümkün görmüyorum…
Birleşmeden önce kime ne olacağı, kimin ne ceza alacağı belliydi…
Bence bu bilgilere göre hareket edildi…
Yani Ankaraspor çoktan gözden çıkarılmış, Ankaragücü ise Melih Gökçek’in hedef tahtasındaki yerini almıştı…
TFF bizzat kendisinin danışmanı olduğu bir hususta neden ses çıkarsın ki?

- FIFA’nın gol sevinçleri konusunda yasaklar koyması hakkındaki görüşleriniz neler? Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Antonio De Nigris mesela, Türkiye’de attığı ilk golde taktığı Aztek maskesi yüzünden sarı kart görmüştü… Niye bu kadar kısıtlanır bir sevinç?

Ben gol sevinçlerinin futbolu renklendiren öğelerden biri olduğunu düşünüyorum… Bu sevinçlerin rakibi küçültücü ve tahrik edici olması halinde cezalandırılmasını da doğru buluyorum…
Ancak bu tür sevinçleri hangi kriterlere göre kısıtlayabiliriz onu bilemiyorum…
Çünkü size güzel gelen bir başkasına çirkin gelebiliyor…
FIFA da kimseye düşünme payı bırakmadan, toptan bir çözüm bulmuş…
“Ver sarı kartı gitsin” diyor FIFA… Aslında tipik bir Türk işi çözüm… Demek ki FIFA’da etkin durumdayız J

- Gol sevinci demişken, geçtiğimiz günlerde Antalyaspor formalı Veysel’in Necati’yi “avuçladığı” gol sevincinin ardından bir de Beşiktaş’da Ekrem’in Fink’e uyguladığı “tacizli” gol sevinci uzun süre konuşuldu. Ben farklı bir şey sormak istiyorum; eşcinseller futbol oynayamaz mı? Ya da, yurt dışındaki gibi ekstradan “eşcinsel ligleri” olduğu gibi, normal liglerde neden oynayamasınlar? Niye birtakım “otoriteler(!)” karşı çıkıyor bu kadar? İtalya teknik direktörü Lippi’nin “Eşcinsel adamı takıma almam” açıklaması da keza, çok tartışılmıştı… Nedir bu “beyazlar yapamaz” sendromu?

Bu konuyu iki açıdan ele alabiliriz…

1-Eşcinsel olmayan bir sporcu, kendisini cinsel şekilde arzulayabilecek bir hemcinsi ile aynı ortamda bulunmak ister mi?
2-Eşcinsel olan bir sporcu, cinsel tercihini öğrendikten sonra kendisini sapık olarak görebilecek hemcinsleri ile aynı ortamda bulunmak ister mi?

Eşcinsellik bireysel bir tercih… Kimse bireyin kişisel tercihlerine, haklarına engel olamaz…
Fakat eşcinsellik kim ne derse desin hala bir tabudur…
Ve bu tabunun yıkılan parçalarından biri henüz spor değildir…
Bu durum batıda da böyle, doğuda da…
Hümanist, demokrat veya eşcinsel olan biri bunu “Haksızlık”, “Eşitsizlik” olarak değerlendirebilir…
Ancak bireyin özgürlüklerini kısıtlayan noktalar diğer insanları etkilediği anda başlar…
Özellikle takım sporlarında eşcinsel kimliği ile yer alan sporcuların çekeceği zorluklar tahmin edilenin çok daha üzerinde olur…

- Galatasaray – Fenerbahçe rekabeti canları sıkarken, kişisel bir tecrübemi anlatmak isterim; geçtiğimiz haftalarda Güngören Belediye – Zeytinburnu maçına gittim. Derbi ötesi bir durum, aynı ilçenin iki takımı… Kavga kıyamet diye düşündüm, ancak iki takım birbirine tezahüratlar yaptı, birbirlerini alkışladı vesaire… Neden Süper Lig’de, hadi onu geçtim, Bank Asya 1. Lig’de bunları göremiyoruz? Para bizi bozuyor mu? Nedir bunun sebebi?

Rekabetin temelleri günümüzde ve ülkemizde maddi kaygılardan hareket noktası almaktadır…
Bugün hangi yöneticinin salt takım sevgisinden o koltukta oturduğunu söyleyebiliriz ki?
Yöneticinin sorumsuzluğuna medyanın sorumsuzluğunu eklediğinizde ise ortaya berbat bir durum ortaya çıkıyor…

- Türkiye’de futbol İstanbul’dur. Aykut Kocaman’ın da dediği gibi “İstanbul’a kar yağınca Türkiye’ye kış geliyor” Sizce bu konuda Anadolu kulüplerinde hiç suç yok mu?

Anadolu kulüpleri futbolu, daha doğrusu sporu yıllarca hor gördüler…
Ve son 20 yıldır pek çoğu belediyelerin kucağına oturdu…
Daha küçük camialara sahip oldukları için otokontrolleri de daha zayıf olabiliyor…
Dolayısıyla devamlı kendilerini kurtaracak birilerini arıyorlar…
Bu arama hallerinde ise camialarına dışarıdan sahte kurtarıcılar getirip, zaten kısıtlı olan imkanlarını da yok ediyorlar…
Anadolu’yu kurtaracak tek bir çare vardır…
O da futbolcu yetiştirmeleri…
İstanbul takımları ile sidik yarışına girmek Anadolu kulüplerinin işi değil…
Onları ayakta tutacak, Türk futbolunda var edecek olan çözüm transfer değil, altyapıdır…

- Türkiye’de takımların düştüğü genel strateji hataları sizce nelerdir? Önüne nasıl geçilir?

En basit şekilde günü kurtarmak diyebiliriz…
Kısa, orta ve uzun vadeli planlarınız olmalı…
Peki bu var mı?
Yok…

- Spor medyası yozlaştı mı? Klişe başlıklar, taraflı yorumlar diz boyu… Medyanın içinden birisi olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Spor basını, medyanın diğer branşlarında yaşanan kirliliğe lokomotiflik ediyor…
Artık patronlar gazeteci değil, işadamı…
Peki işadamı ne yapar?
Devletle iş yapar, vatandaşla iş yapar, yabancıyla iş yapar…
Peki siz patronunuza zarar verecek bir hatayı, yanlışı yazmazsanız ne olur?
Gazeteci olmazsınız…
Ne olursunuz?
Tüccar olursunuz…
E işadamı medya patronunun çalıştırdığı gazeteci de tüccar olur…

- Yorumlarınızı esirgemediğiniz için çok teşekkür ederim…

 

Ben de sorularınız için teşekkür ederim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Alper Kaya nokta org © 2012, Alper KAYA