Alper Kaya ‘Valiz’ini Anlattı

Alper Kaya, 1990 Ankara doğumlu. 2010 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden “Yılın Spor Köşe Yazısı Övgü Ödülü”nü almıştı. Alper Kaya yeni romanı Valiz’i Posta.com.tr’ye anlattı

– Valiz… Öncelikle, kitabınızın yolu açık ve okuru bol olsun; ilk olarak yeni çıkan romanınız Valiz’den bahsedebilir misiniz?

Valiz, bir aşk hikayesi. Ancak, rüya içinde rüya denir ya; biraz da o şekilde. Eski kız arkadaşını unuttuğunu düşünen bir baş karakteri var, sonra bu karakterin karşısına çıkan bir kız var; kitabın odak noktasında ise savaş var. Karakterin dedesinin ölümüne ithafen “Bir hayat kaç bavula sığar” cümlesiyle başlıyor hikaye. Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekatı’na dair, tarihsel olma iddiası taşımayan bir roman Valiz. Bu savaşlarda yer alıp, o yöreden birilerine aşık olmuş askerlerin hikayesinin yer aldığı bir kitap.

– Peki, Valiz’in yazarı Alper Kaya kimdir?

Alper Kaya, 1990 Ankara doğumludur. Hayatının büyük çoğunluğunu Zonguldak’ta, 6 yılını İstanbul’da, son bir yılını da İzmir’de geçirmiştir. 2010 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden “Yılın Spor Köşe Yazısı Övgü Ödülü”nü almıştı.

2011 yılında ilk romanı 08:00 çıkmıştır. Son olarak da daha dağıtıma verilmeden, Selçuk Efes Kent Belleği müzesinin Selçuklu Yazarlar Köşesi’nde yer alıp bir nebze ölümsüzlüğe dokunabilmiş olan romanı Valiz’le okurlara ulaşma çabasını devam ettirmiş bir yazım emekçisidir.

– Valiz’in ilginç bir sloganı var: Bu kitapta müzik var! Nasıl yani?

Şöyle, kitabın içinde bazı sahnelerde arka planda müzik var. Yani baş karakterimiz Taksim’de yürürken arkada çalan bir müziği duyuyor. Bu sahnenin yanında bir yıldız işareti, sayfanın altında yıldız işaretinin karşılığı olarak da bir QR Kod var. Okuyucu o kodu telefonuna veya tabletine okutarak o sahnede çalan müziği dinleyebiliyor. Bir yerde, karaktere eşlik etmiş oluyor. Öte yerde, benim romanı yazarken ağırlıklı olarak dinlediğim şarkıları da dinlemiş oluyor.

– Gerçekten de Valiz’de müzik varmış… Peki bu nereden aklınıza geldi?

İlk romanım 08:00’da da her bölümün başında bir görsel vardı. O bölümlerle alakalı, yarı soyut yarı somut çalışmalar yer alıyordu. Yani okuyucunun sadece okumasını değil, gözünde bir şeylerin canlanmasını da istemiştim. Valiz’de de sadece gözleriyle değil, işitme duyularıyla da hikayeye eşlik etmelerini ve biraz olsun interaktif bir yapısı olmasını istedim. Bu biraz da teknolojiyle, daha ziyade sosyal medyayla, alakadar olmamla ilgili sanırım. – Kullandığı teknolojik cihazlar buna müsait olmayan okuyucular ne yapacak? Onlar için de kitabın en arka sayfasında bir müzik çalar görseli ve tüm şarkıların sıralı listesi var. O listedeki linkleri sırayla açarak eşlik edebilirler kurgusal akışa…

– Peki ilk romanınız neyi anlatıyordu?

08:00’da, bir bardaki altı kişinin dört saatlik zaman dilimi sırasında Rus ruleti oynayarak tanışmaları anlatılıyordu.

Bu romanım “çok satanlar” listesine hiç girememiş olsa da Özyeğin Üniversitesi’ndeki bir öğrenci tarafından ödev konusu olarak seçilip analiz edildi, bu bile benim için büyük bir gururdu.

– İlk romanınızdaki tarzınızla Alfred Hitchcock’a benzetilmişsiniz,

Valiz tür olarak da ilk romandan farklı; tarzınız mı değişti, ne oldu? Tarz değişikliği demeyelim, zira bitmiş ve hala bir yerle anlaşamadığım iki tane polisiye – gerilim romanlarım var. Tam olarak tarz değişikliği yapmadım. Bu ilham meselesi bir yerde, zihne veya kalbe ne geliyorsa kağıda da o gidiyor.

– Bir romanı ortalama ne kadar sürede yazıyorsunuz?

Eğer kurgu kafamda oturmuşsa, sadece iş parmaklarıma kalmışsa vücudum ne zaman iflas etmeyecek kadar hızlı ilerlerse o kadar kısa sürede yazıyorum. Zaten kurgu kafamda oturmadan pek kağıdın başına da oturduğum vaki değildir.

– Kitap bastırmak kolay mı peki Türkiye’de?

Medyatik değilseniz, gündeme uygun bir hikayeniz daha ziyade dokümanter bir yapısı olan bir kitabınız yoksa biraz zor. Artık çoğu yayınevi yeni bir yazar keşfetmektense yeni bir para akışı keşfetmeyi tercih ediyor ve pek çoğu adresten dönüş dahi alamadığı oluyor yazarların. Ancak dediğim gibi, medyatikseniz ve biraz popülariteniz varsa son çıkarttığınız kitabın satıp satmadığına bakmadan kolayca bastırabilirsiniz Türkiye’de.

– Sizinle aynı durumda olan yazarlar için ne tavsiye edersiniz?

Zor bir tavsiye olacak ama umutlarını yitirmemeleri gerekiyor. Bazı yayınevlerinden cevap alamayabilirler, daha da kötüsü bazılarından onur kırıcı cevaplar da alabilirler. Eğer yazdıkları metinlere güveniyorlarsa yola devam etsinler. Metinleri düzeltsinler, gerekiyorsa kırpsınlar; klasik editöryal düzenlemeden bahsediyorum. Bunu yaptıktan sonra başka adreslerin kapılarını çalsınlar.

– Son bir soru, yakın ölçekli projeleriniz neler?

Bir süredir kendi web sitemde tefrika halinde yayınladığım bir roman vardı, Ölüm Melodisi adında. Bu romanın ana karakteri olan Komiser Tahsin’in farklı öykülerini de yazmıştım. Geçtiğimiz ay, bu karakterin adıyla bir web sitesi açtım ve kurguları o adrese yükledim. Yakın ölçekli projelerim arasında Komiser Tahsin için birkaç kitaplık bir seri hazırlamak -ve tabii işin zor olan kısmı da bu seriyi bir yayınevine kabul ettirebilmek- var.

-Her şey için teşekkürler! Valiz’in ve sizin yolunuz açık olsun!

Ben teşekkür ediyorum…

posta.com.tr | 13 Ekim 2014