An English Man in Ankara

Goal.com’da 30 Haziran 2011′de yayınlanan yazım.

- – -

Türkiye’ye gelmiş, ve geçmiş, en sempatik yabancılardan birisi ellerimizin arasından uçup giderken biz nedense başka yerlere bakıyorduk.

Darius Vassell, gelişi olay; gidişi kolay olan yabancılardan ne ilki ne de sonuncusu. Ama hikayesi biraz ilginç. Ankara’nın ayazını en çok yiyenlerden birisi o oldu sanırım, üstelik sadece doğal sebeplerle de değil üstelik.
Cemal Aydın: Gelmesin demiştim

Ankaragücü 100. Yılını kutlamaya hazırlanırken yönetimi tam bir cadı kazanı gibi karışık halde. Bu süreci en sağlıklı şekilde atlatmak isteyen dönemin başkanı Cengiz Topel Yıldırım Darius Vassell’i transfer eder ve bir izdiham oluşur.

İngiliz gazeteleri bu duruma çok şaşırmıştır. “Kara vuran balina, süper star oldu” diye pek de şık olmayan bir üslupla anlatırlar bu durumu. Vassell’i karşılayan rekor kalabalık, siyahi golcüyü de bir hayli ürkütmüştür…

Vassell’in Türk futboluyla ilk tanışıklığı bu değildir üstelik. 2 Nisan 2003’te oynanan maçta Türkiye filelerine yollanan iki golden birisi onun ayağından çıkmıştır.

Darius Vassell, Türkiye’de bulunduğu süre içinde maalesef zanaatından çok skandallarla anıldı. Bu, belki bilinçli bir tabloydu. Ortalık karışmışken Cemal Aydın’ın, namı diğer “zorunlu onursal başkan”ın, çıkıp “Cengiz Topel’e Vassell’i almamasını, Ankaragücü’nün bu büyük oyuncuyu kaldıramayacağını izah etmeye çalışmıştım. Beni dinlemedi. Ne hali varsa görsün.” açıklaması yapması, belli bir planın parçası olamaz mıydı?

Vassell’in gecenin bir yarısı otelinden kovulup elinde Atatürk resmiyle hiç sorun çıkartmadan başka bir otele yerleşmiş olması da bittabi İngiliz tabloidlerinde çarşaf çarşaf, sütun sütun yer bulmuştu. Ama sempatik olduğu kadar alçakgönüllü olan Vassell başına gelen aksilikleri katî suretle Türkiye’ye ve Türk futboluna mal etmedi. Gittikten sonra bile, “Türkiye için konuşmuyorum, Ankaragücü karışıktı” diye açıklamalar yaptı.

Vassell Türkiye’de ne yaptı?

14 maça çıkan Vassell dört gol attı. Yaşadığı ikamet, maddi, adaptasyon olarak üç başlığa yayabileceğimiz bitmek tükenmek bilmeyen sorunlarının arasında takımın uyumunu bozmadan, ülkenin huzuruna ilişmeden sessiz ve bir hayli sedasız edalarla işini yapmaya çalıştı.

Tuttuğu günlük, bir dönem Türk basının bir hayli diline dolandı. Okuyan, dolayısıyla yazan ve dertlerini FIFA’da, CAS’da aramak yerine içli bir şekilde blog tutan futbolcuya alışık olmayan Türk seyircisi de Ekşi Sözlük başta olmak üzere çoğu mecrada Vassell ile alay etti.

Günlükte ne diyordu?

8 Aralık

Birşeyler olmaya başladığını hissediyorum. İşler değişiyor, sadece bilmek istediğim iyi mi olacak yoksa kötü mü? Bugün bana Ankaragücü taraftarının artık beni istemediği şeklinde haberler gösterildi. Şimdi annem kaygılandı.

15 Aralık

Burda yaşadığım problemleri ve çıkış yolunu düşünmekten uyuyamıyorum. Yatağımda uzanmış yatıyorum, havalandırma cihazının gürültüsü, stresli düşüncelerin makine dairesini andırıyor, acımasız. Bir hareket planı belirlemem lazım.

16 Aralık

Bugün otelimin önünde bir trafik kazasına şahit oldum. Bir taksi kontrolünü kaybetti ve bir
başkasına çarptı. Şok ediciydi ama burası için pek şaşırtıcı değildi. Odama dönüyorum. Ve bu dili öğrenip öğrenemeyeceğimi düşünüyorum. favori cümlem “bier cay lutfen”

21 Aralık

Bir kaç ay önce bir keçinin kurban edildiğini gördüm. O gün hayvan sever olduğumu anladığım gündü. Burada kurban törenleri normal ama hiç benim gibi rahatsız olabilecek insanların varlığını düşünmüyorlar mı? Bunun yardım için yapıldığını biliyorum, acaba daha başka nelerle karşılaşacağım?

2 OCAK – LONDRA’DAN AYRILIŞ

İhtiyacım olan bir araydı. Sevgilim Amani ile nişanlandığımızı duyurmaktan gururluyum. İngiltere’de bıraktığım köpeğimin odasına bir web cam kurdum, yakalandığı hastalık nedeniyle günleri sayılı, belki de bu onu son canlı görüşüm olacak.

Kendimi bir filmde gibi hissediyorum. Ailesi tarafından savaşa gönderilen başrol oyuncusuyum, fonda acıklı bir müzik var, izleyiciler ise patlamış mısırlarını yiyorlar.

Londra’nın soğuk havası, Türkiye’ye dönüşte Ankaragücü atkımı takmam gerektiğini hatırlatıyor. Ama boynuma doladığım atkı biraz sonra çok sıkı geliyor, acaba bu bir metafor mu yoksa ben mi çok hassasım? Atkıyı arabada unutuyorum. Acaba hayranlarımdan biri bana yeni bir atkı gönderebilir mi?

Vassell Ne Yaptı?

Gördüğü kötü muamelelere mukabil, ne bir hukuki yola başvurdu ne de takımını ihmal etti.

Dünyaca ünlü bir topçuyu, egolara kurban edenlere karşılık yaptığı tek şey yapacak başka bir şey bulamadığından mıdır nedir başbakana mektup yazmak oldu.

30 yaşına bile gelmemiş dünyaca ünlü forveti Metin Akan’ın yedeği yapıp medyaya “Darius henüz hazır değil, özel program hazırladık” diyerek bu tartışmada tarafını seçen Hikmet Karaman’ın sezon bitmeden yaşadığı sorunları düşünürsek yanlış tarafı seçmiş olduğundan pişmanlık duyduğunu düşünebiliriz.

Vassell Türkiye’yi çok sevdi. Blogunda en çok sevdiği on şeyi sıraladığı yazıda tesbihten kebaba, Atatürk’ten baklavaya kadar bir sürü çeşni sayan Vassell buruk ayrıldı ülkeden. Elinde bonservisiyle, çok naif bir şekilde, muhtemelen tekrar milli takım günlerine dönme ümidiyle eski milli takım çalıştırıcısı Erisson’un takımı Leicester City’e transfer oldu.

Peki bu sürede biz ne yaptık?

Şaka gibi bir gündem yarattık. Vassell’in otelden kovulduğu günlerde mesela, biz Tuncay neden yedi dakika oyunda kaldı diye yerimizden İngiltere’ye salvolar yolladık.

Az önce de belirttiğim gibi, Ekşi Sözlük başta bir çok mecrada dalga geçtik, alay ettik. Ve bir hayli örseledik Vassell’i… Bir hayli özür borçluyuz sanki?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Alper Kaya nokta org © 2012, Alper KAYA