Ankara’nın yaşına bak

sporx / yirmisekiz ekim ikibinonbir

Ankara’nın profesyonel liglerde mücadele eden 11 kulübü var. İstanbul kulüplerinden sonra en çok takımı olan il, başkent. Normaldir. Hem başkent olmasından dolayı hem de sporla -bilhassa futbolla- haddinden fazla ilgili bir belediye başkanı olmasından dolayı bunu normal buluyorum.

Ancak Ankara futbolunda hiçbir şey normal gitmiyor.

En alttan en üste kadar şu ilk haftalarda rezillik içinde debelenen Ankara kulüplerine değinelim mi?

TFF 3. Lig 1. Grup’ta mücadele eden eskinin Keçiören Belediyespor’u Keçiören Sportif AŞ mesela. Bir galibiyeti ve iki beraberliğiyle dokuz maçta beş puan toplamış bir halde, sondan ikinci sırada. Sonuncu da sıfır puanlı Sebat zaten…

Aynı gruptaki Hacettepe ise on maçta altı galibiyet alarak şaşılası bir performansla liderlik kovalıyor. Bunun sebebi açık; yıllardır hemen hemen sabit bir kadroyla tüm liglerde mücadele ettiler. Artık tecrübeli ve bulundukları ligin bir nebze üst seviyesindeler.

TFF 3. Lig 2. Grup’ta bulunan tek Ankara takımı, eskinin Hacettepespor’u Keçiörengücü dokuz maçta beş galibiyet ve üç beraberlikle Hacettepe’ye benzer bir performans içinde. E, ne de olsa kökenleri aynı (!)

TFF 3. Lig 3. Grup’un son sıra takımlarından yılların Ankara Demirspor’u ise, on maçta sadece üç galibiyet alabildi.

Toparlarsak; üçüncü ligde yer alan dört Ankara kulübünün ikisi küme düşme hattında, ikisi play off. Küme düşme hatlarında bulunan kulüplerin toplam galibiyeti ise dört. Rakamla: 4.

Geçelim bir üst lige; TFF 2. Lig.

Bildiğiniz gibi, TFF 2. Lig’te iki grup var. Bu iki gruptan Beyaz olanında tek bir Ankara kulübü var. BUGSAŞSPOR.

Ki BUGSAŞ da, bilen bilir, Ankaraspor federasyonca kapatıldıktan sonra Melih Gökçek tarafından el atılan yedek takımdır. Hali ortada. Altı maçta iki galibiyeti ve iki beraberliği var. Diğer gruba nispeten kolay bir grupta yer almasına karşın puan almakta zorlanıyor oluşu dikkate değer.

Kırmızı grupta ise üç takım var.

Biri, Sergen Yalçın transferiyle sükse yapan; sonra her “yıldızlar karması” Anadolu kulübü gibi çöküşe geçip üç kez el değiştiren (ve tabii üç kez isim de değiştiren) Beypazarı Şekerspor. Altı maçta sadece bir galibiyeti ve üç beraberliği var.

Diğeri, ondan da kötü halde olan Çankırıspor. Bir galibiyeti ve bir beraberliği var. Attığı gol sayısı ise “2″!

Grubun Ankara adına tek medar-ı iftiharı ise, adını yeni değiştirmiş olan eskinin Pursaklarspor’u, Kızılcahamam AŞ. Renkli bir takım aslında. Galibiyetlerinden sonra statta misket oynayan oyuncuları, top auta giderken takla atan kalecileri var. Bir nebze iyi durumdalar, liderliği bu hafta aldıkları mağlubiyetle devrettiler, ki şimdiye kadarki tek mağlubiyetleri. 2-0′dan 3-2 maç kaybettiler. Daha önceden de bir beraberlikleri var sadece…

Özet; TFF 2. Lig’te dört takım var. İkisi küme düşme hattında, biri liderlik kovalıyor, birisiyse orta sıraların hedefsiz takımı…

Resmi olarak Bank Asya 1. Lig’de Ankaraspor var. Ancak yaşadığı korkunç süreç hepinizin malumu. Anlamsızca verilen cezalar, federasyon ve Ankara Belediyesi’nin karşılıklı güç savaşları. Dengesizce olaylar ve heba olan bir ekol: U-15′te uluslararası turnuvalarda şampiyonlukları olan çocuklar!

Süper Lig’deki iki Ankara kulübünden Ankaragücü, tek beraberliğiyle son sıradayken; birazcık kıpırdanan Gençlerbirliği yavaşça yükselişe geçti. Üçüncü galibiyetini Soner’in attığı tek golle Kayserispor’dan alan Gençlerbirliği’nde Fuat Çapa’nın gayreti dikkat çekici.

Peki bunun sebebi ne? Ankara, bu kadar kulübü varken neden başarısız?

Evvela, yönetim kabiliyetsizlikleri. İşbilmez yönetimler.

Çok basit bir örnek; bir tanıdık teknik direktör, Çankırıspor ile görüşmeye gidiyor. Görüşme güzel, herşey yolunda. Ancak takımdaki mevcut ekibe bir bakıyor ki, anlamsız bir kadrolaşma. Teknik direktörün yapacağı işleri parça parça bölüp farklı insanlara vermişler. (Mental çalıştırıcılık vs) Bu noktada anlaşmazlık yaşanıyor ve maalesef o teknik direktör büyüğümüz Çankırı ile sözleşme imzalayamıyor.

Bunun dışında, Melih Gökçek’in tüm Ankara kulüpleri üzerindeki etkisi malumunuz. AŞTİ otoparkından alınan paraların Keçiörengücü’ne aktarılmasından, inşaat kamyonlarının hafriyat başına Ankaraspor’a bağış yapma zorunluluğuna kadar türlü ödeneklerle antipati toplanıyor kulüpler üzerinde. Ve bu antipati, bir yerde patlıyor. Kaldı ki, resmi olarak başkan olamasa da çoğu Ankara kulübünün başkanı konumundadır Melih Gökçek. Bu yüzdendir ki, Ankaragücü Başkanı Cemal Aydın’a “Ağabey” diyen Ankaraspor Başkanı Hilmi Gökçınar’ı apar topar kulüpten kovmuştur.

Ankaragücü’nün başına gelenler ise, değil ayrı bir yazı; resmen bir üniversite tezi konusu.

Yönetim kabiliyetsizlikleri, ekonomik sorunları doğuruyor. Ankara kulüplerinin hâlini bu durum çok iyi özetliyor. Belediyeden ödenek alamayan kulüpler, ya isim değiştiriyor ya da küme düşüyor. “Oldu olacak, şehir de değiştirsinler” diyecek oluyorum, aklıma bir önceki yerel seçimlerde küme düşme hattındaki Zonguldakspor için, sırf belediye başkanı kendi partisinden diye BUGSAŞ’ı çok uygun bir fiyata satma girişiminde bulunan Melih Gökçek geliyor.

Seçimde o bölgede kaybedince, “Ben Zonguldakspor’u çok severim” demecinin ise, havada kaldığını söylemeye ne hacet?

Velhasılı kelam, sadece Ankara’yı ve sadece futbolu seven insanların başkan, teknik direktör, futbolcu olmaları yetmiyor. “Futbolda dönen ayak oyunlarını siyasette görmedim” diyen başkanlardan ziyade, futbolu bilen yönetimler şart. Futbolcuyu ve taraftarı sadece para basma mekanizması olarak görenlerin, acilen ama acilen bu gidişten ders almaları da şart!

Ki, sahalarda daha fazla misket havasına şahit olalım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Alper Kaya nokta org © 2012, Alper KAYA