Browsing Category

Gezenti

Gezenti

Cingöz Recai: Dönen, Gerçekten Bir “Efsane” mi?

Türkiye’de ilk polisiye seri olma özelliği taşıyan, Peyami Safa’nın annesinin adından devşirerek kendisine mahlas ürettiği Server Bedi adıyla yazdığı Cingöz Recai serisini bilir misiniz? Ben bundan yıllar yıllar önce, henüz ortaokula giderken yaşadığım küçük Karadeniz kasabasındaki izbe bir kitapçıda tüm kitaplarını bulduğum için kendisiyle tanışmıştım.

Tabii, daha evvel sinemaya uyarlanan iki versiyonu da büyük keyifle, ama en çok da Ayhan Işık versiyonunu büyük keyifle, izlemiştim. Haliyle, “Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü” filmini de vizyona girer girmez izledim.

Peşinen iki noktayı vurgulayıp, yazıya öyle geçmek istiyorum.

Bir polisiye yazarı olarak, Türkiye’de ‘polisiye’ namına kim bir tuğla koyarsa duvara; onu desteklerim. Hem de gönülden. En iyiye ulaşan yolların hep kötü girişimlere de gebe olduğunu daha önce de farklı alanlarda gördük. Bu yüzden, bu filmin de başarılı olmasını istiyorum.

DEVAMINI OKU

Gezenti

Hiç Kimsenin Öyküsü

Krops, henüz yeni bir tiyatro oluşumu. Özel tiyatroların, lanse edildiği kadar tiyatro ruhunu öldüren ‘profesyonel’ PR’ından uzak kalarak bir şeyler yapmaya gayret ediyorlar. Bunu da oldukça iyi şekilde yapıyorlar! Geçtiğimiz sezon izleyemediğim ve bu sezon da 8 Ekim’de Moda Sahnesi’nde sezonu açtıkları oyunları Hiç Kimsenin Öyküsü, izleme fırsatı bulduğum ilk oyunları oldu.

Dekorların hazırlanışından, ışık ve test ayarlamalarının yapıldığı anlara dek; hemen hemen sahnelenişinin tüm aşamalarına şahitlik ettiğim ilk oyun da Hiç Kimsenin Öyküsü oldu böylece. Kısaca oyundan bahsetmek istiyorum. Aynı tren kompartımanına tesadüfen düşmüş iki askerin, bir önceki gün ilan edilen barış sonrası ilk kez karşı cepheden bir askerle karşılaşma hikâyesi anlatılıyor 80 dakikalık oyunda.

DEVAMINI OKU

Gezenti

ODTÜMİST’te Nuray Atacık Söyleşisi

Nuray Atacık, hem Türkiye Polisiye Yazarları Birliği‘nden hem de aynı yayınevi çatısında oluşumuzdan mütevellit tanıdığım bir isimdi. Ancak hiç yüz yüze gelmemiştik. ODTÜMİST’te söyleşisi olacağını duyar duymaz tarihi not etmiştim. Çünkü henüz ilk romanı yayımlanmış olmasına rağmen polisiye konusunda gerçekten iddialı bir konumda duran birisinin söyleyeceklerini merak ediyordum.

Söyleşiye geçmeden önce, Fener Balığı’ndan bahsedeyim size biraz. Fener Balığı, bir antikahraman hikâyesi. Barlas diye bir kötü karakterimiz var, bir de bir torbacının cinayetini aydınlatmak isteyen Murat Amir önderliğindeki polislerimiz. Fakat klasik ve rutinleşmiş bir iyi-kötü mücadelesi değil Fener Balığı. Çok daha ötesinde bir şey. Karakterlerin özenli işlenişi de bu yapıtı öteye taşıyan bir unsur bittabi.

DEVAMINI OKU