İçeriğe geç

Kategori: Gezenti

Yönetmenin Vicdanı

Ümit Ünal, seyir zevki yüksek izleyicilerin Teyzem ve Hayallerim, Aşkım ve Sen gibi filmlerin senaryosundan adını hatırlayabileceği; bilhassa gerilim türünde yönettiği Ses, Nar ve Gölgesizler gibi filmlerle de rüştünü ispat eden bir isim. Ünal, son dönemde Sofra Sırları filmiyle gündeme gelmiş; filmin vizyona girişini takiben Everest’ten yayımlanan “Bana Göre Kıyamet” romanıyla da 2012 yılındaki “Işık Gölge Oyunları” kitabından sonra edebiyatta tekrar boy göstermişti. Aynı zamanda 2018 yılında İstanbul Concept Gallery’nin 10×10 sergisinde de ‘Kuşlar’ serisiyle yer almıştı.

Başarılı yönetmen, ufuktaki resim sergisinin ilk sinyallerini ise esasında 2017 yılında Mehmet Yaşın’ın “Abuk” ve Hasan Ali Toptaş’ın “Gecenin Gecesi” kitaplarını resimleyerek vermişti.

Yazar ve yönetmen Ümit Ünal’ın 2016 yılında açtığı ‘Mahlukat Bahçesi’ sergisinin ardından “Kuşlar, yüzler ve diğer şeyler” ismini verdiği ikinci sergisi İstanbul Concept Gallery’de sanatseverlerle buluştu.

Yorum Bırak

Cingöz Recai: Dönen, Gerçekten Bir “Efsane” mi?

Türkiye’de ilk polisiye seri olma özelliği taşıyan, Peyami Safa’nın annesinin adından devşirerek kendisine mahlas ürettiği Server Bedi adıyla yazdığı Cingöz Recai serisini bilir misiniz? Ben bundan yıllar yıllar önce, henüz ortaokula giderken yaşadığım küçük Karadeniz kasabasındaki izbe bir kitapçıda tüm kitaplarını bulduğum için kendisiyle tanışmıştım.

Tabii, daha evvel sinemaya uyarlanan iki versiyonu da büyük keyifle, ama en çok da Ayhan Işık versiyonunu büyük keyifle, izlemiştim. Haliyle, “Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü” filmini de vizyona girer girmez izledim.

Peşinen iki noktayı vurgulayıp, yazıya öyle geçmek istiyorum.

Bir polisiye yazarı olarak, Türkiye’de ‘polisiye’ namına kim bir tuğla koyarsa duvara; onu desteklerim. Hem de gönülden. En iyiye ulaşan yolların hep kötü girişimlere de gebe olduğunu daha önce de farklı alanlarda gördük. Bu yüzden, bu filmin de başarılı olmasını istiyorum.

Yorum Bırak

ODTÜMİST’te Nuray Atacık Söyleşisi

Nuray Atacık, hem Türkiye Polisiye Yazarları Birliği‘nden hem de aynı yayınevi çatısında oluşumuzdan mütevellit tanıdığım bir isimdi. Ancak hiç yüz yüze gelmemiştik. ODTÜMİST’te söyleşisi olacağını duyar duymaz tarihi not etmiştim. Çünkü henüz ilk romanı yayımlanmış olmasına rağmen polisiye konusunda gerçekten iddialı bir konumda duran birisinin söyleyeceklerini merak ediyordum.

Söyleşiye geçmeden önce, Fener Balığı’ndan bahsedeyim size biraz. Fener Balığı, bir antikahraman hikâyesi. Barlas diye bir kötü karakterimiz var, bir de bir torbacının cinayetini aydınlatmak isteyen Murat Amir önderliğindeki polislerimiz. Fakat klasik ve rutinleşmiş bir iyi-kötü mücadelesi değil Fener Balığı. Çok daha ötesinde bir şey. Karakterlerin özenli işlenişi de bu yapıtı öteye taşıyan bir unsur bittabi.

Yorum Bırak