Browsing Category

Gezenti

Gezenti

Kapıdaki Sır (2018)

Yerli korku filmlerinin sayısı arttıkça ve artmaya da devam edecekleri belli oldukça insan umutlanmıyor değil ama 16 Şubat’ta vizyona giren Kapıdaki Sır gibi filmlerle karşılaşınca da o umutta biraz kırılma oluyor doğrusu.

Filmin konusu çeşitli sinema sitelerinde “Günümüzden 200 yıl önce köyde yaşıyan bir adam, kökü çok eskilere dayanan bir tarikatla yaptığı anlaşmaya uymayınca korkunç bir şekilde öldürülür. Karısının da oğlu elinden alınır ve bir kuyuya hapsedilir. Ama aradan geçen yüzyıllarda kadının ateşi sönmemiş, öfkesi giderek artmıştır. Cehennemin kapıları artık açılmıştır.” olarak belirtilse de; sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Filmin bir konusu yok.

Gerçekten yok!

DEVAMINI OKU

Gezenti

Cebimdeki Yabancı (2018)

Serra Yılmaz’ın ilk kez yönetmenlik koltuğuna oturduğu Cebimdeki Yabancı filmi, geçtiğimiz hafta itibarıyla vizyona girdi. İtalyan yönetmen Paolo Genovese’nin 2016 yapımı “Perfetti Sconosciuti” isimli filminin yerli uyarlaması olan yapımda Ferzan Özpetek ve BKM Film de yapımcı olarak destekçi konumda…

Film, ülkemizde az işlenen bir tema üzerinden ilerliyor: Arkadaş toplantısı konseptli gerilim! Sahiden de arkadaşlık, dostluk ve aile kavramlarının bizimki gibi tartışmalı olabildiği bir ülkede şimdiye dek neden bu konuda yaratıcı adımlar atılmamış ki?

Cebimdeki Yabancı, bir yemek hazırlama sahnesiyle açılıyor. Bu hâliyle de barındırdığı İtalyan filmi dokusunu fazlasıyla hissettiriyor. Sonrasında, iki farklı çiftin yola çıkış sahnelerini görüyoruz ve en nihayetinde bir çiftin evinde buluşup yemeğe oturuyorlar yedi arkadaş. Tabii, bir oyun teklifiyle gece ilerliyor: Herkes telefonlarını masaya koyuyor ve gelen her şey herkese okunuyor.

DEVAMINI OKU

Gezenti

Cingöz Recai: Dönen, Gerçekten Bir “Efsane” mi?

Türkiye’de ilk polisiye seri olma özelliği taşıyan, Peyami Safa’nın annesinin adından devşirerek kendisine mahlas ürettiği Server Bedi adıyla yazdığı Cingöz Recai serisini bilir misiniz? Ben bundan yıllar yıllar önce, henüz ortaokula giderken yaşadığım küçük Karadeniz kasabasındaki izbe bir kitapçıda tüm kitaplarını bulduğum için kendisiyle tanışmıştım.

Tabii, daha evvel sinemaya uyarlanan iki versiyonu da büyük keyifle, ama en çok da Ayhan Işık versiyonunu büyük keyifle, izlemiştim. Haliyle, “Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü” filmini de vizyona girer girmez izledim.

Peşinen iki noktayı vurgulayıp, yazıya öyle geçmek istiyorum.

Bir polisiye yazarı olarak, Türkiye’de ‘polisiye’ namına kim bir tuğla koyarsa duvara; onu desteklerim. Hem de gönülden. En iyiye ulaşan yolların hep kötü girişimlere de gebe olduğunu daha önce de farklı alanlarda gördük. Bu yüzden, bu filmin de başarılı olmasını istiyorum.

DEVAMINI OKU

Gezenti

Hiç Kimsenin Öyküsü

Krops, henüz yeni bir tiyatro oluşumu. Özel tiyatroların, lanse edildiği kadar tiyatro ruhunu öldüren ‘profesyonel’ PR’ından uzak kalarak bir şeyler yapmaya gayret ediyorlar. Bunu da oldukça iyi şekilde yapıyorlar! Geçtiğimiz sezon izleyemediğim ve bu sezon da 8 Ekim’de Moda Sahnesi’nde sezonu açtıkları oyunları Hiç Kimsenin Öyküsü, izleme fırsatı bulduğum ilk oyunları oldu.

Dekorların hazırlanışından, ışık ve test ayarlamalarının yapıldığı anlara dek; hemen hemen sahnelenişinin tüm aşamalarına şahitlik ettiğim ilk oyun da Hiç Kimsenin Öyküsü oldu böylece. Kısaca oyundan bahsetmek istiyorum. Aynı tren kompartımanına tesadüfen düşmüş iki askerin, bir önceki gün ilan edilen barış sonrası ilk kez karşı cepheden bir askerle karşılaşma hikâyesi anlatılıyor 80 dakikalık oyunda.

DEVAMINI OKU