İçeriğe geç

Kategori: Okuduklarım

İnsomnia Café – M.K. Perker

Perker’in, yıllar evvel mizah dergilerinde denk geldiğim ancak düzenli takip edemediğim çizgi hikâyesi İnsomnia Café bir hafta önce KaraKarga Yayınları’ndan tekmili birden tam macera olarak çıktı. Hemen edindim tabii ki. Bir çırpıda da bitirdim. KaraKarga’dan çıkan bir başka çizgi romanı (Arakçı) çok beğenmemiş ve hatta Evrensel’de de yazmıştım. Fakat İnsomnia Café bambaşka bir şeydi!

M.K. Perker’in çizimlerine zaten diyecek bir şey yok. Sinema güzelliğinde çiziyor resmen. Öyle ki, onun herhangi bir çizimine denk geldiğin zaman sadece sırtını yaslayıp; önünden akıp giden bantları izlemek istiyorsun. Tabii, bu çok da mümkün değil. Sayfayı çevirecek birisi lazım.

Yorum Bırak

Shoplifter | Michael Cho

Michael Cho‘nun, hem yazdığı hem çizdiği ilk grafik romanı “Arakçı” / “Shoplifter” ile geç de olsa tanışma fırsatı buldum.

İstanbul’a tekrar taşındığımdan beri, yerinde bulamadığım için üzüldüğüm GON Çizgi Roman Dükkanı’nın aslında Robinson ile aynı mekanda yer almaya başladığını bugün tesadüfen fark ettim. Haliyle neler var neler yok diye bakarken dayanamayıp Arakçı‘yı aldım.

İlk olarak çizimlerden bahsetmek istiyorum. Gerçekten, söylendiği kadar var. Persepolis’e rakip olabilecek güzellikte çizimler. Üstelik o kadar güzel bir akış içinde ilerliyor ki, bir çizgi roman değil de fotoroman okuyormuş gibi hissetmemek elde değil.

Ancak hikâye için aynı şeyi söylemek maalesef mümkün değil.

Başkahramanımız, İngiliz Edebiyatı mezunu bir reklam yazarı. Her reklamcının yaptığı gibi, bir gün “Neden bu işi yapıyorum ki?” sorusunu soruyor kendi kendisine. Asıl hayali yazar olmak. Bu ikilemle geçen bir hafta sonunun hikâyesi aslında “Arakçı”.

Yorum Bırak

Gölgesi Ağrıyan Bir Memenin Suçuyum

İnsan sesi için bestelenmiş şarkılara arya denilirken, insan kalbi için yazdığı şiirlerine aşk’arya demeyi tercih eden bir suçlunun suçuna ortak oldum ben.

Suçumuz büyük!

İnsan iki şekilde konuşuyor evet, bir tanesi ağzından çıkan kelimeler, diğeri yüreğinden süzülenler. Hüseyin Bozkurt ise tek şekilde konuşmuş; ağzını susturup yüreğiyle bağırmış… Yüreğiyle dinleyenlere konuşmuş, en ücra sırlarını afişe etmiş…

Yorum Bırak