Diyarbakırspor realitesinin değişkenliği
sporx / yirmibeş ekim ikibinonbir
Haftasonu Kocaelispor – Diyarbakırspor maçındaydım… Maçta düşünecek çok da vaktim oldu…
Ben kendimi bildim bileli adına “Kürt Sorunu” denilen bir sorun var ve sürekli kayıplar verilen bir çatışma hâli. Tabii esas sorun, benden çok öncesine dayanıyor ya, o ayrı. Kısa birkaç bilgi aktarmak istedim bu konuya dair ve esas konuya sonra gireceğim…
Atatürk, cumhuriyeti kurduğunda ve şu meşhur Dersim isyanı başladığında önünde halihazırda birkaç “Kürt Raporu” vardı. Hani şu çok bilmiş tarihçiler Atatürk’e “tek adam”, amiyane tabirle “diktatör”, derler ya; yanlış olduğunu bilin. Öyle ki, Atatürk 1935 yılında İsmet İnönü’yü Doğu’ya gönderir. Karış karış gezsin ve geniş bir rapor hazırlasın diye. O raporun ayrıntısına girmeye hacet yok.
Zira hemen hemen cumhuriyet döneminin tüm partileri başka başka “Kürt Raporları” hazırlamış. Beşer beşer, ikişer ikişer! Rapor çok olup, çözüme geçiş aşaması olmayınca veya olamayınca da konu günümüze kadar gelmiş.
2000′li yıllarda ise mücadele farklı bir boyut almış. TBMM’de kurulan bir heyet, PKK’nın terör örgütü olduğunu dünyaya duyurma adına bir belgesel çektirmeye karar vermiş. Belgesel için kılı kırk yaran ve yönetmen olarak belirledikleri Mukadder Kızılca’ya sürekli müdahale eden ekip, senaryosunu Mim Kemal Öke’nin yazdığı bu belgeseli bir türlü bitirttirememiş. Ve en nihayetinde tonlarca lira, çöpe gitmiş. Ancak haklarını verelim, tutanaklara “Kurulun müdahaleleri nedeniyle zamanında bitirilemedi” diye geçmiş.
Diyarbakırspor, sahada mücadele ediyor ama asıl mücadelesi yıllardır yeşil sahaların dışında sürüyor. Kulüpleri var eden, armaları formaları ve renkleri mi; yoksa sahiplenildikleri camia mı? Bu konu Diyarbakır için kesinlikle ikincisi. Uzun süre, bölge halkının devlete kafa tutma aracı olarak -ve tabii kulübün yönetimlerinin de- gördüğü Diyarbakırspor, bir belediye takımının çıkartılmasıyla gözden düştü. Gözden ırak olan, gönülden de ırak oldu ve Diyarbakır mücadele ettiği liglere tutunamadı.
Devletin Kürt filmi gibi, uzun süre üzerinde müdahalelerde bulunulan ve bir ekol yapılmaya çalışılan takım; realitesini en azından o camianın gözünde yitirdi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin, 1. Lig’e çıkan ilk kulübü halen Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele ediyor.
Bu sezonki ilk galibiyetini ise, Kocaeli deplasmanında 3-0 gibi bir skorla aldı. Maça geçelim mi?
Artık esas sorunun “Kürt” meselesi olmadığını tribündeki yaşı küçük, sayısı az Kocaelispor taraftarı çok iyi anlamıştı. Öyle ki, ilk defa şahit olduğum bir şey yaşandı ve maçtan önce Diyarbakırspor takımı da tribünlere çağırıldı. Bu durum sanırım Diyarbakırspor futbolcularını da şaşırttı. Diyarbakır’daki Diyarbakırspor realitesinin değişkenliğini şuradan da anlayabiliyoruz: Kalecileri Trabzonlu. Çok basit fakat çok önemli bir ayrıntı.
Maça şaşılacak bir şekilde Kocaelisporlu çocuklar hakim olarak başladı. Birkaç haftadır medyada ve forumlarda yazıldığı kadar yerin dibine sokulacak bir oyunları da yoktu. Bu süreçte Diyarbakırsporlu topçular, oyuna fazla müdahil olmamakla beraber varlıklarını da sürekli hissettirdiler.
Kocaelispor, sık sık sol kanattan atak yapıyordu. Bu ataklardan ikisinde kale önüne kadar gelmelerine karşın Diyarbakır defansını aşamamanın bedelini üçüncü atakta ödüyorlardı: Geriyi biraz boş bırakan yeşil siyahlı takımın açığını iyi değerlendiren konuk takım çabucak ceza alanına sızdı ve topu filelere bırakıverdi.
Kocaeli, maçı bırakmadı. Fakat on dakika kadar sonra, ceza alanının biraz dışından usta işi bir aşırtma vuruşla Diyarbakır farkı ikiye çıkardı. Bu, ilk yarının da skorunu belirliyordu.
İkinci yarı, Kocaelispor’un ataklarıyla geçti. Ender gelişen Diyarbakırspor ataklarında ise yeşil siyahlıların defansı, başarı gösterdi. Maç tam 2-0 bitecekken son dakikada birkaç gün önce Burak Yılmaz’ın kazandırttığı penaltının benzerini İsmetpaşa Stadyumu’nda izledik. Maçı 3-0′a getiren Diyarbakır, resmen iki kez ciddi pozisyona girip üç gol atıp üç puanla evine dönüyordu. Sanırım kurulduğundan beri -bilhassa son dönemde- en rahat deplasmanını yaşamıştı. Birkaç münferit tezahürat haricinde dostane bir ortamda maç yaptılar.
Kocaelili gençler, her başarısız ataklarından sonra yere yığılıveriyorlar. Üzüntüleri, iç parçalayıcı. Güzel bir şeyler yapılmaya çalışıyor, bu apaçık belli. Hırs, kondüsyonu aşıyor. Sorun burada. Futbolun adaleti varsa er geç şansları döner… Taraftarsız ve sahipsiz görünümleri, izbe bir şato gibi. Biliyorsunuz, aslında zamanında çok şeyler başarmış. Ama… Ama’lar yağmurunda, kimsesiz kalakalmış…
Diyarbakırspor’un imajı, sadece bölge halkında değil; anlaşıldığı kadarıyla Türkiye genelinde de değişime uğruyor. Bu kabuk değişimini küme düşmeden atlatabilirse ve eski ceketini yeniden giymezse; çok yakışıklı bir şekilde Süper Lig’e dönebilir. Neden olmasın?
* İlk paragraflarda raporlara ve belgesele dair kaynağım: Devletin Kürt Filmi, bir Belma Akçura kitabı. Postiga Yayınları çıkışlı.
