İçeriğe geç

Edirneli Yazardan İkinci Kitap

Edirneli yazar Umut Çalışan ilk kitabı “Yalnız Adam”dan sonra kendisinin de içinde olduğu ortak bir çalışma olan ikinci kitap “Aslında Yaşanmadı” basılarak yayınlandı.
Alper Kaya’nın derlediği “Aslında Yaşanmadı” adlı kitapta Umut Çalışan ile birlikte dört yazar bir araya gelip birer polisiye  öykü yazarak bunu paylaşıyor.
Umut Çalışan’ın “Fedai” öyküsüyle başlıyor polisiye okuma ziyafeti. Umut çalışan öyküsüne sokağının ince tasvirleri, sokakta yaşanan kaosun ardından çizdiği Filiz karakteriyle okuyucusunu öykünün içinde esrarengiz bir yolculuğa hazırlarken aniden işlenen, ama çözülemeyen bir cinayetle baş başa bırakıveriyor
Filiz karakteri öyküye canlılık katmış. Yayınlamış olduğu ilk roman “Yanlış Adam”dan sonra ikinci belki de üçüncü romanın karakter hazırlıkları içindeymiş gibi.
Çocukların gözünden bakıyor sanki öykü kahramanımız bizlere. Bu da yazarımızın iki küçük çocuk sahibi olması, onlarla yakından ilgilenirken onları çok iyi çözümlediğini çıkarabiliyoruz öykünün satır aralarından.
Kitabın ikinci öyküsünde daha önce hiçbir çalışmasını okumadığım yazarımız Murat S.Dural’ın bu kitaptaki “Fareli Köyün Kavalcısı” öyküsünü büyük bir keyifle okuduğumu belirtmek isterim. Başlangıçta çizmiş olduğu silik, ezik karakter öykünün ilerleyen sayfalarında farklı bir kimliğe bürünüveriyor. Behzat Ç.’msi bir karakter olan Remzi gelecekte bir romanda baş karakter olarak mı karşımıza çıkacak diye düşünmedim değil satır aralarında.  Sahip olduğu özelliklere öykünün başlarında hayran kalsak ta öykünün sonlarına doğru kahramanımızın aslında insanüstü özellikleri ile donatılmış farklı bir yaratık olduğunu görmeye başlayınca öykünün sonunu merak etmeye başlayamadan gelişmeler beni hızlı bir okumaya sürükleyiverdi.
Ne kadar insanüstü olsa da yazarımız baba, oğul ve eşten oluşan aile yapısında baba/oğul, karı/koca arasındaki ilişkilerin portresini çizerken insanlığın en yalın haline bürünüverdi.
Huzur evindeki huzursuzluk. Ne desem bilmiyorum ki. En büyük hayallerimden biridir yaşamımın son yıllarını huzur evi içinde geçirmek. Belki her gün huzur evinin yanından geçiyor olup, orada yaşayanları yakından tanımış olmak beni bu duygulara sürüklemiş olabilir. Bırakalım şimdi beni de kitaba gelelim biz yeniden.
Sıra da 3. Yazarımız Alper Kaya ve “Zaman Aşımı”
Bir beyaz yakalının çıkmazından yola çıkarak yakın zamanda yapılan bir yolculukla şaşırtıyor okuyucusunu öyküsünün daha ilk satırlarında Alper Kaya. Günümüzden 70’lerin başlarına yapılan bir zaman yolculuğu aynı daireyi farklı zamanlarda kullanan iki kişinin aynı zamanda bir araya gelmesiyle başlıyor.  Öykünü ilerleyen sayfalarında günümüzün ve geçmişin ayrıntıları üzerinde titizlikle duruyor yazarımız.
Ve o bavul. Kahramanımızı 72 Türkiye’sinin İstanbul’unda bir yolculuğa çıkarıyor. Yaşanan işkenceler ve bavulun sonu. Bir polisiye gibi başlayıp bitse de aslında sorgulanan ülkemizin geçmişi.
4. Mehmet Mollaosmanoğlu. “Kayıp Ayla Olayı”
“İnsanların sormaları gereken asıl soruyu sormamaları için…”
“Bunların anlamı şu; bizler seçilmişleriz.”
“Hayır, hayvanların tercih yapma şuuru yok. Bizim var. Çocuk kaçıran gizli teşkilat mensubu bir militan olarak savcıların ve hakimlerin önüne atılmak ya da okulumuza ve teşkilatımıza dönerek devletin hizmetine girmek üzere iki istikametimiz var.”
Yazarımız öyküsünde kayıp olan Ayla üzerinden yola çıkarak ülkemiz de 12 Eylül öncesinde yaşanan sol kıyamının kıyılarında dolaşarak bir hesaplaşmayı aktarıyor bizlere satır aralarında.
“İkisi de tercih ettiğim şeyler değil!” sözleri o günlerden bu günlere aykırılan üçüncü yolun ölümle bittiği bir isyanın sesi gibi geldi bana.
4 yazarımızdan 4 güzel öykü. Klasiklere fazla takılmış bir kitap sever olan beni bu kitapla büyük bir keyif içinde polisiyenin labirentlerinde gezdiriverdiler. Umut Çalışan’ın hediyesi olan kitapta, 4 yazara da yazdıkları bu keyifli öyküler için teşekkürler.
Unutmadan; genç yazarları okumakta günden güne daha keyifli olmaya mı başladı ne?
Kitap okur dostlarıma öneririm. Okuyun “Aslında Yaşanmadı” isimli kolektif kitabı.
Seveceksiniz.

İsmail Demiray – Edirne Hudut Gazetesi | 17 Şubat 2020