Eylül Elgalp ile Röportaj
Kadın Futbol Ligi’nde tanıdık bir isim olan, Lüleburgazgücü’nün yeni isimlerinden Eylül Elgalp ile milli takımdan, eski takımına attığı gole; Trabzonspor’dan lige kadar çok geniş çerçevede bir röportaj yaptık… Buyrun…
- Merhaba… Eylül Elgalp ismine kadın futbolu takipçileri aşinadır elbette. Dikkatimi çeken bir husus var, bu sezon 23 gole imza atmışsın. Profesyonel ligler için bile fazla bir sayı bu, buradan hareketle “Kadınlar Ligi”ne dair olan ilgisizliğe dikkat çekebilir sanırım. Nasıl hissediyorsun, bu kadar çalışıp, bu kadar “kazanıp” da bu kadar dışlanmayı neye bağlıyorsun?
- Medyaya çok iş düşüyor burada. Bayan basketbol, hentbol, voleybol, branşlarının ligleri spor haberlerinde aktarılıyor ancak bayan futbolu hala yer almıyor. Bayan ya da erkek sporu diye bir şey olmadığına göre futbolun da bayanı ve erkeği yoktur. Medya sürekli olumsuz haberleri gündeme getiriyor. Onca güzellik hiçe sayılıyor. Trabzonspor ve Ankara Gazi Üniversitesi Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edip ülkemizi temsil etti. Bu oldukça önemli bir başarı. Ülkede hala bayan futbolunun olduğundan habersiz insanlar var. “Siz hangi sporla ilgileniyorsunuz?” diyorlar, “Futbol” diyoruz; “Ayak futbolu mu?” diyorlar. Çok üzücü!
Trabzonspor ligden çekilmiş ve bayan futbol takımını dondurmuştur. Lige köklü takımların katılması büyük önem taşıyor. Ligin kalitesi yükseliyor. Ve böyle büyük bir kulübün ve camianın Bayan Futbol 1. Ligi’nde mücadele etmesine rağmen medyadan hiç ilgi görmedik. Takımlar manevi yönden teşvik edilmiyor. Medya bu işin içine girse aileler kız çocuklarının elinden tutarak bayan futbol kulübüne götürecek ve yüzlerce kız çocuğu futbol oynayacak. Nihayetinde hayatı değişecek. Birçok kulüp takım kuracak ve birçok sporcu bu işten para kazanacak.
- Trabzonspor’a nasıl transfer oldun? Nasıl keşfedildin?
Milli takım geçmişim oldukça kabarık. Tüm kategorilerde yer aldığım için artık tüm kulüpler, oyuncular tanıyorlar zaten. Ama Trabzonspor’daki hocam bana hep şunu söylerdi: 2009-2010 sezonunda onları şampiyonluktan eden golü atmıştım ve yenmiştik hiçbir iddiamız olmamasına rağmen. O zamanlar Adana İdmanyurdu’nda oynuyordum. Frikikten atmıştım golü . “Bizi yine şampiyonluktan etme diye takıma transfer ettik seni…” diyorlardı. (Gülüyor)
– Trabzon ve Adana arasında şehir, sportif imkanlar, sosyal hayat bazında ne gibi farklılıklar gözlemliyorsun?
Trabzon Adana’ya göre oldukça küçük. Trabzon’da sporcuysan sporculuk dışında yapacak pek bir şeyiniz yok çünkü sosyal hayat bazında pek bir şey yok. Tamamen kendinizi işinize adıyorsunuz ve başka bir şey düşünemiyorsunuz. Adana bu konuda Trabzon’a göre oldukça hareketli. Taraftarları cok ilgili, maçları sürekli takip ediyorlar. Sokağa çıktığımızda herkes bizi tanıyordu. “Bu hafta maçı ne yapacağız?”, “Attığın gol çok iyiydi…”, “Bugün sen iyi oynadın/sen kötü oynadın”, “Neden topa şöyle vurmadın?” sürekli bu sorularla ve yorumlarla karşılaşıyorduk! (Gülüyor) Taraftarın ilgisi, takibi çok iyiydi. Trabzonspor A takımıyla aynı sportif imkanlara sahiptik. Ulaşım, tesis, formalar, antrenman malzemeleri… Her şeyimiz aynıydı. Bayramlarda ve bunun gibi özel günlerde kulüp, tüm branşların ( futbol, basketbol, hentbol, bayan futbol ) A takımlarının katıldığı yemek düzenlerdi aynı masada yemek yenirdi. Bizim için çok büyük bir motivasyondu. Değerli olduğun hissettiriliyordu. Tesisteki tüm imkanlardan yararlanılıyordu Fitness, sahalar, doktor, masör, malzemeci, fizyoterapist. Başka hiçbir takım bu imkanlara sahip değildi.
– Bu sezon Adana’daki maçta eski takımına karşı gol attın. Nasıl bir duyguydu? Neler geçti içinden o an?
Adana İdmanyurdu’na karşı ilk maçımı Trabzon’da oynadım. Oldukça heyecanlıydım. 8 yıl Adana forması altında oynamıştım ve ilk defa başka armalı forma giyinip eski takımıma karsı oynayacaktım. Bundan olsa gerek maç 0-0’ken 4 kez kaleciyle karşı karşıya net pozisyonu gole çeviremedim. Taraftarlardan oldukça tepki aldım maç sonrasında. “Eski takımın diye mi atmadın bilerek?” dediler. Ama ben Trabzonspor formasıyla mücadele ediyordum ve her şey takımımın kazanması içindi… Çok heyecanlıydım tek sebebi buydu. Daha sonraki, Adana’da oynanan, maçta çok iyi motive oldum; 2 gol attım bir de asist yaptım. Golden sonra sevindim içimden ama eski takımım olması dolayısıyla bunu dışarıya hiç yansıtmadım. Adana İdmanyurdu’nda uzun süre oynadığım için başkan ve hocalar ailem oldular. Hala görüşüyoruz. Ve ben kulüp başkanı Metin Taylancı’ya, teknik direktör M. Tevfik Işık’a ve antrenör Ayla İzitaş’a teşekkür ediyorum.
- 2010 – 2011 sezonunu Trabzonspor çerçevesinden kısaca özetler misin? Neler yapabildiniz, hatalarınız neler oldu? Neleri yapabilecekken kıl payı kaçırdınız?
İyi bir takımdık, iyi oyuncu grubumuz vardı. Ama sahaya yansıtamadık. Biraz istikrarsızdık. Şanssızlıklar yaşadık… Yendiğimiz takımın farkla yendiği takıma yenildik. İyi takımla iyi oynuyorduk, bizden zayıf takımla kötü oynuyorduk.

- Milli takım seviyesine yükselmeyi özetler misin? Çoğu kategoride, uzun süredir oynuyorsun bildiğim kadarıyla… Nasıl bir atmosfer oluyor kamplarda?
12 yaşımda milli takım hazırlık kampına davet edildim. Sonrasında federasyon bayan futbol ligine ve milli takıma ara verdi. 2 sene aradan sonra tekrar yapılanma evresinde Türkiye genelinden takımlar için İstanbul’da düzenlenen turnuvalara katıldık. Burada milli takım hocaları tarafından izlendim ve yeni yapılanmadaki ilk kadroya davet edildim Ocak 2006′da. U-17 – U-19 ve A takımda oynuyordum. U-19 kampı başlıyordu hemen sonrasında A takım kampı oluyordu… Herkes şehrine dönüyordu, ben o kamptan diğerine katılıyordum.2006′dan bu yana milli formayı giyiyorum. Her bireyin hayali olduğu gibi benim de hayalimdi. Çok kez formayı giymeme rağmen hala milli maça çıkarken ilk günkü heyecanımı yasıyorum. O formayı giydiğinde 70 milyon insanı temsil ediyor olmak çok büyük sorumluluk heyecan ve gurur.
– Milli takım için görüşlerin neler? Güzel bir ekol yetişiyor mu?
Küçük yas gruplarında iyi futbolcular yetişiyor. Federasyon bu konuda girişimlerini basarıyla sürdürüyor. Yaz tatillerinde her bölgede kamp düzenleniyor ve bir kampta 80 kız çocuğuna ulaşılıyor çocuklar burada hem sosyalleşiyor hem de futbol oynamayı öğreniyorlar. Bu çalışmalar sonucunda U-15 takımı oluşturuldu ve Singapur’da düzenlenen Dünya Olimpiyatı’nda 3.lük elde ettiler. Belki de hayatlarında gidemeyecekleri bir yere gittiler ve hayal edemeyecekleri olimpiyat organizasyonuna katıldılar.
- Diğer ülkelerde branşına bakışı nasıl değerlendiriyorsun?
Diğer ülkeler bayan futboluna daha profesyonel bakıyorlar bizim Super Lig’de mücadele eden takımlar gibi değerlendiriyorlar. Sadece futbola odaklılar. Alt yapıya çok önem veriliyor çocuklar 6 yasında futbola başlıyor. Okulu bir yere kadar okuyorlar çünkü onlar için futbol daha tatmin edici. Kulüplerde çok profesyonel çalışıyorlar. Teknik anlamda diğer takımlara göre daha teknik olduğumuz söyleniyor hocalar tarafından. Ancak kondisyon ve kuvvet futbolda oldukça önemli. Ülkemizdeki bayan futbolcuların çoğu üniversite okuyor, mezun ya da beden eğitimi öğretmeni. Futbol oynamanın yanında okulumuza da gidiyoruz. Antrenman saatleri herkesin dersine uymadığı için tüm takım bir arada antrenman yapamıyor. Bayan futbolu bugün profesyonel olsaydı ve medya önem verseydi çok farklı yerlerde olurduk. İngiltere’de İngiltere ile oynadığımız Dünya Kupası ön eleme grup maçını 6800 biletli seyirci karsısında oynadık. Maç canlı olarak İngiltere televizyonlarında da izlendi. Bayan futboluna verilen önemi gösteriyor açıkça. Bizim ülkemizde maçlar ücretsiz olmasına rağmen tribünlerin boş olması ise şaşırtıcı.
– Yeni sezon için hangi takımları dikkat çekici buluyorsun? Lige dair bir bakışını alabilir miyim?
Yeni sezonda LÜLEBURGAZGÜCÜ bayan futbol takımında forma giyeceğim. Milli takımda uzun süre beraber olduğum birkaç arkadaşımla da aynı takımda oynayacağız. Yerinde transferlerle iyi bir takım olduk. Hedefimiz şampiyonluk… Umarım amacımıza ulaşırız. Bunun yanında ligde Adana İdmanyurdu, Ataşehir Belediyespor da transferlerle kadrosunu genişletiyor. Heyecanlı ve zorlu bir maraton olacak bu sezon. Yeni sezonda tüm takımlara basarılar diliyorum. Umarım hiçbir futbolcunun sakatlanmadığı bir sezon olur.
– Yetiştiğin şehirde, Adanaspor ve Adana Demir Spor gibi köklü iki kulüp var fakat kadın takımları yok. Bu konuda şehirde bir girişim olursa Çukurova’ya döner misin?
Doğduğum şehrin ve desteklediğim iki takımın bayan takımı kurması Çukurova’ya tekrar dönmeyi düşündürebilir bana. Büyük bir şehrin sadece 1 tane bayan futbol takımı olması üzücü. Adanaspor ve Adana Demirspor gibi büyük bir camianın bayan takımıyla da lige katılmasını diliyorum. Bu isimler altında oynamak isteyen çok futbolcu olacağını düşünüyorum. Bu takımların fanatik taraftarlarının kızlarını, kız kardeşlerini seve seve göndereceğine eminim ve futbolun sağladığı imkanlarla
- Teşekkürler, yoğun çalışma temponda zaman ayırdığın ve içten cevapların için…
