Fatih Aker ile Röportaj
Beni kırmayarak sorularıma cevap verdi, kendisine peşinen teşekkürlerimi ileterek sizi de röportajla baş başa bırakıyorum…

- İyi günler, Fatih Aker ismi internet jargonunda çok büyük bir yere sahip peki internet olmadan Fatih Aker ne yapıyordu? Ve internet dışında ne yapar?
İnternete çok küçükken hastalık derecesinde bağlandığım için internetten öncesini fazla hatırlamıyorum. Bilkent Üniversitesi İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nü bitirdikten sonra kısa bir süre mesleğimi tam anlamıyla yaptım. Mesai saatleri içinde çalışmaya katlanamayınca işi bırakıp alkışlarlayaşıyorum.com’u bugünkü haline getirmek için çalışmaya başladım. Site belli bir noktaya geldikten sonra bir yandan da inşaat işi ile uğraşmaya başladım. Şimdi asıl işim inşaat ve turizm ama keyif aldığım şey hala internet. İnternet ile ilgili daha büyük işler yapmak istiyordum. Bunun için bir hayli çaba da sarf ettim fakat gördüm ki bu ülkede internet işi yapmak delilik. Reklam ajansları ayrı dert, sansür ayrı dert, aşırı yüksek telif ücretleri ayrı dert. İnterneti iş olarak görmeye başlayınca keyif almamaya başladım ve bu düşüncemden vazgeçtim. Gündelik hayatımda anlatacağım özel bir durumum yok. Herkes gibi kendi halinde takılan birisiyim.
- İnternetle nasıl tanıştınız? İlk aklınıza gelen fikir neydi?
İnternetle ortaokul yıllarında tanıştım. O zamanlar internet siteleri yanıp sönen giflerin olduğu, herkesin kendi çapında bir şeyler denediği, internetin ne olduğunu anlamaya çalıştıkları yıllardı. İlk önce aklıma porno site açmak geldi. Açtım ve 1 hafta sonra kapatıldı. Sonra mp3 sitesi açtım. Murat Kekilli’nin “Bu Akşam Ölürüm Beni Kimse Tutamaz” şarkısını internete ilk koyan site olunca bir dönem kendi çapında bir sükse yaptı. Sonra ondan da sıkıldım ve kapattım. Sonunda turnayı gözünden vurdum ve yıllarca biriktirdiğim arşivi paylaşmak için açtığım alkışlarlayaşıyorum.com bugünlere geldi. Bu arada bu kadar site açtığıma bakma, hala site kodlamayı ve tasarlamayı bilmem. Photoshop bile kullanamam. Oradan buradan bi’ şeyler araklayarak sitelerin tasarımlarını, kodlarını oluşturdum. Tabii iş büyüyünce profesyonel insanlar ile çalışmaya başladım.
- İnternette bugüne dek çok Türk girişimci gördük, gerçekten haklarını vermemiz lazım çok başarılı işlere imza attılar. Peki ya sizce en iyi beş Türk girişimci ürünü nedir? Neden?
En iyi 5 Türk girişimci yerine internette gerçekten örneği olmayan bambaşka bir iş yaptığı için sadece Sedat Kapanoğlu’nu söyleyeyim. Ekşi Sözlük her türlü eleştiriye rağmen halen Türkiye’nin çıkarmış olduğu, bence bir yabancının kıskanmasını gerektirecek tek site. “Ekşi bozdu” diyorlar ama bozulan bir şey yok. Ekşi, standartlara uyduktan sonra herkesin yazar olabileceği özgür bir ortam. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama Türkiye ne ise, ekşisözlük odur. Kaliteyi korumak gibi bir amacı olması gereken bir platform değildir çünkü kalite görecelidir. Zaten onu geleneksel medyadan ayıran özelliği de bu.
- Alkışlarla Yaşıyorum olmasaydı ne kaybederdik?
alkışlarlayaşıyorum olmasaydı internetin ilk yıllarında efsane olmuş bir sürü fotoğraf, ses kaydı, video vb… belki de silinip gidecekti. alkışlarlayaşıyorum tüm bu arşivlik içeriği derleyip, toparlayan bir platform haline geldi. hala da bu konuda rakibi yok. gerçi bu rakipsizlik bizi de işimizi daha iyi yapmamız için gerekli motivasyonumuzun eksik olmasını beraberinde getirdi. şu an alkışlarlayaşıyorum çok daha iyi bir noktada olabilirdi. Özellikle benim iyi bir internet kullanıcısı olmam ama interneti iş olarak iyi bilmemem dolayısıyla olması gereken yere gelemedi. Reklam olayını çözemediğimiz için siteye yeterince kaynak ayıramadık ve teknolojik olarak geride kaldık. Kafamızdaki fikirleri hayata geçiremedik. Rakam olarak bilmiyorum ama ettiğimiz maddi zararın haddi hesabı yok. alkışlarlayaşıyorum 7 senede toplasan 5000 liralık reklam alamamıştır. Sadece hosting masrafı ayda 3000 lira civarı olan bir site için bu çok büyük bir ticari başarısızlıktır. Şimdi buna telif hakları, sansür gibi sorunlar da eklenince sitenin artık profesyonel bir yapının parçası olması gerektiği gerçeğini anladım. Yoksa alkışlarlayaşıyorum ne yazık ki bir zuxxi, chivi gibi kaybolup gidecek.
- Peki, 6. yılını kutlayan bir alkislarlayasiyorum gerçeği var. Yeni nesil girişimcilere tavsiyeleriniz nedir? Ne yaparlarsa “tutar”?
7.yılımızı kutlamamıza aylar kaldı ve benim hayatım boyunca yaptığım en keyifli şey bu site oldu. Kendi kendinize evinizde oturup, yarım yamalak bilginizle yarattığınız bir şeyin bu kadar büyümesinin verdiği haz inanılmaz. Ama dediğim gibi girişimcilik açısından bakınca çok da başarılı bir proje değil. Onun için girişimcilik tavsiyesi vermeye hakkı olan birisi miyim bilemiyorum. Devir paylaşma çağı. İnsanların paylaşmak istedikleri yeni bir şey keşfedip bunu site haline getiren kazanacaktır. Ama şunu da unutmamak lazım biz hep başarı hikayelerini dinliyoruz. Aslında binlerce site içinden sadece bir tanesi tutuyor ve bir sitenin tutmasında çok fazla etken var. Onun için “Şu tutar!” diye kesin bir şey söylemek imkansız.
- Geçtiğimiz ağustosta altıncı yaş dolayısıyla içerikleri bu temada aldığınız bir dönem oldu. Sizce Alkışlarla Yaşıyorum’a en güzel altıncı yaş hediyesini kim verdi?
Altıncı yaşımızı kutlamak için gelen içerikler açıkçası beklediğimiz kadar mükemmel ya da şaşırtıcı şeyler olmadı ama 6. yılımızda Cem Yılmaz “Ah Bu Gönül Şarkıları” isimli parçayı seslendirip sitemize kendi hesabından yolladı. Benim için 6 senenin en şaşırtıcı ve en güzel hediyesi bu oldu.
- Twitter’da da çok aktifsiniz. Sizce Twitter’ı en iyi kullanan kullanıcılar (en azından sizin takip ettikleriniz) kimler? Bir nevi #followingfriday sorusu oldu bu…
twitter’da her türlü kullanıcıyı takip ediyorum. Saçmalayanı da, siyaset yazanı da, fikrime uyanı da, uymayanı da takip ediyorum. İzmir’de kısıtlı görüşlerin hakim olduğu bir çevrede yaşıyorum onun için twitter sayesinde bir sürü farklı insanı ve görüşü tanımaya, anlamaya çalışıyorum. Sevdiğim çok fazla kullanıcı var ama son zamanlarda en çok nivranar ve ege_bamyası’nın kendi aralarında saçmalamalarına gülüyorum.
- Zaman zaman siyasi çıkışlarınıza da rastlamıyor değiliz. Çok fazla yelpazede ilgi alanına sahip olmayı nasıl başarıyorsunuz? Bu kadar şeyi takip edecek vakti nasıl buluyorsunuz?
Açıkçası ben biraz tuzu kuru birisiyim. Çok ağır tempoda çalışmıyorum. Madem çoğu insanın sahip olmadığı böyle bir şansım var, ben de gerekli gereksiz ayırt etmeden her şeyi okumaya, araştırmaya çalışıyorum. Siyasi düşüncelerim bundan 3-4 sene önce şu andaki düşüncelerimin tam zıttıydı. Çok bildiğimi zannediyordum ama bu konulara ilgi duyup araştırmaya başladıktan sonra bana öğretilen neredeyse her şeyin yalan olduğunu fark ettim ve çok büyük bir dönüşüm yaşadım. Hala da çok eksiğim var bilgi konusunda ama kendimi mümkün oldukça geliştirmeye çalışıyorum. Hoşuma gitmeyen düşünceleri, kişileri bile araştırmaya çalışıyorum. Eskiden taptığım iki üç salak köşe yazarının beni yönetmesi, bak bu iyi bu kötü diyerek beni yönlendirmesine gerek kalmadı. Mümkün mertebe empati yapmaya, tam zıttım düşüncedeki insanları bile anlamaya çalışıyorum. Kimse eski Türk filmlerindeki gibi katıksız kötü de değil, katıksız iyi de değil. Hayat benim için siyah ya da beyazdı. Artık gri noktaları da görebiliyorum.
- Ben çok teşekkür ediyorum, kırmadan teklfimi olumlu değerlendirdiğiniz için. Alkışınız bol olsun.
Ben teşekkür ederim. Haftalar önce cevaplamış olmam gereken bu soruları ancak şimdi cevaplayabildiğim ve seni beklettiğim için de samimiyetle özür dilerim.
