TFF’ye sormuşlar; “Boynun neden eğri?”
Sporx / onaltı ekim ikibinonbir
Yeni TFF yönetimi, göreve geldiğinden beri başlıktaki soruyu sormamıza fırsat bırakmadan cevabı yapıştırıyor: “Nerem doğru ki!”
Evvela, son yılların en şanssız yönetimlerinden biri olduğunu kabul edip hakkını verelim. Ancak! Şanssızlık, bir yere kadar sizi haklı çıkartır. Sonrasında artık kontrolü devralmalı ve şans-kader-yazgı kavramlarını bir kenara itip oturduğunuz devasa koltukların hakkını vermelisiniz.
Mevcut TFF yönetimi göreve geldiğinden beri, ülke futbolunda bir kaos havası! Üstelik, al(ama)dıkları kararlar nedeniyle futbol zevkimizin bir beş yılını ipotek altında tutuyorlar. Rezillik, fiyasko!
Şikeyle yatıp şikeyle kalktığımız yaz sezonunu tekrar özetleme ihtiyacı duymuyorum. Sonuçları daha önemli bence… Mesela, Fenerbahçe’ye (ve adı geçen tüm kulüplere) bir yaptırım uygulamadıklarından dolayı önce Avrupa arenasında bir belirsizlik yarattılar. Lig ikincisi olduğu halde, şampiyonmuş gibi Şampiyonlar Ligi’ne giden Trabzonspor örneği varken, üçüncü Bursaspor niye bu kadar çile çekti? Fenerbahçe taraftarı, büyük bir belirsizliğe neden itildi? Trabzon ön eleme oynamadan bu kararlar alınamaz mıydı?
Gelecek yıllarda, bu aciz duruşun bedeli ödenmeyecek mi?
Tüm takımları mağdur eden uygulamaları sadece Avrupa defteriyle kalmadı tabii. Fenerbahçe şikeyle yargılanırken 6 kasımdaki 6-0′lık maçı vererek anlamsız bir desteğe girişen Lig TV lobisinin herkesçe malumu olan “Play Off” zırvalığını dayatmasına da sessiz ve seyirci kalan TFF, Türk futbolunu bir oyun hamuruymuş gibi kullanmayı sürdürdü.
Play Off sistemi, dünya futbolunda sözü asla geçmeyen ülkelerde kullanılan bir sistem. Bizi koymak istedikleri yer de o ülkelerin yanı. Daha doğrusu, onlar bizim futbolumuzu önemsemiyor. Kaybolan gelirleri ve toplum gözünde yitirdikleri konumlarını önemsiyor. Haydi onları geçtik, Anadolu kulüplerinin -bilhassa Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav’ın- gerek şike süreci gerekse play off tartışmalarında takındığı tutum beni derinden üzdü. Açık açık olmasa da şike serbestisine dair görüşler bildiren yöneticilerin akıl tutulması dolu demeçleri, Yıldırım Demirören’le tavan yaptı ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı zat-ı muhterem televizyon yöneticisi gibi, ‘dekoder almaları’ yönünde taraftarına demeç verdi!
Ülke futbolunda geçirdiğimiz kahır dolu süreç, gittikçe azıttı ve Fenerbahçe’nin seyircisiz maç cezası, “Kadın ve çocuklu maç”a evrilttirildi. Bu uygulamanın doğruluğu veya yanlışlığı tartışılır, asıl tartışılması gereken nokta başlama düdüğü çalındıktan sonra sahadaki kuralları değiştiren federasyondur.
Ve bir bilmece: Ülke futbolu adına, Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar gibi iki isme MHK Başkanlığı dahil olmak üzere çeşitli mevkiler teklif ederek gündemi biraz olsun kontrol altına alabileceğini sanan bir başkana sahip olmaktan daha acı olan şey nedir? Tabii ki onları bile ikna edemeyen bir başkana sahip olmaktır. Teşekkürler Mehmet Ali Aydınlar!
