TGC
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 2010 yılında spor köşe yazısı dalında BirGün’de yayınlanan “Sadece Bir Deli” başlıklı yazımı övgüye değer bulup beni ödüllendirerek onore etmişti. 28 Mart 2011′de de ödül töreni vardı…
Ama bu sürece giden yolu özetlemek istiyorum kısaca. Yani 4 Mart – 28 Mart arasını.
Önce, BirGün’ün spor editörü Kemal Ilıkkan’ı tesadüfen Gazeteciler Cemiyeti’nin önündeyken arayıp sohbet ederken haberi aldım… Şok yaşadım, bir şekilde atlattım o şoku ve sevinç hissine kapıldım…
İlk yer veren, üç yıldır köşe yazarlığı yaptığım Belirtiyorum sitesi oldu:

Ardından, BirGün’de de yer aldık:
Sonra uzun bir süre içimizde yaşadık sevincimizi, ta ki cemiyet BirGün’e benim adıma tebrik kağıdı yollayana kadar. Tebrik kağıdının peşinden -yaklaşık bir hafta sonrasında- davetiye geldi. Tören 28 Mart 2011′de, Sabancı Center’daydı…
Törene teşrif ettik.
Törenin olduğu Sabancı Kulesi’nin girişinde dağıtılan kitapçıkta heyecanla kendimi aramışlığım da oldu bu vesileyle :)
Sıra bana gelene dek çok heyecanlanmamıştım ancak adım -ve yazım- anons edildiğinde kalbimin yerinden fırlayacakmış gibi çarptığını hissettim. Hatta ödül verilen platforma çıkarken hiçbir ses duymadım. Sonradan yanımdaki arkadaşıma sorduğumda çıkarken alkış aldığımı söyledi… Neyse, platformda beni Arif Kızılyalın bekliyordu. Benim için çok özel -ve çok önemli- birkaç cümle fısıldadı kulağıma; objektiflere baktık ve flaşlar patladı.
Verilen ödül, bir taban üstüne kondurulmuş papirüs kağıtları ve yanında mürekkebin içinde bir tüy kalem, kağıtların üstünde fesli bir çocuk elinde gazete tutarken resmedilmiş, en üstte Türkiye Gazeteciler Cemiyeti en altta ise sene ve ödülün adıyla -ehm ehm- kendi adım yazılı bir figür. Ve tabii “onur belgesi”.
Birkaç saniye konuşabileceğimiz törenin başında ifade edilmişti, ben de dolayısıyla mikrofona gittim ve törenin başından beri hemen hemen her çıkanın Silivri’ye gönderme yapmasını önce desteklediğimi belirttim, ardından sansürün sadece yazılı basında olmadığını ve tek kalemde milyonlarca internet sitesinin kapatılabildiğini söyledim. Bu sansür ortamına inat bu ödülü bana layık görenlere teşekkür ettiğimi de belirtip platformdan indim.
Kokteyl kısmını geçiyorum, yediğim içtiğim bana kalsın, bugün (30.03.2010) gazeteleri açtığımda çoğunda ufak ufak geçiştirilmiş bir tören havası olduğunu gördüm ama Radikal’de tam tersi bir tablo vardı. Şöyle ki:
Ayrıca, sonradan bu ödül vesilesiyle Sabah Gazetesi’nin “İşte Genç” ekinden Canberk Beygova benimle bir röportaj gerçekleştirdi.








