Vedat Özdemiroğlu ile Röportaj

Vedat Özdemiroğlu, çoğu kişi reddetse de Türkiye’nin en orijinal komedi unsurlarına imzasını atan bir mizahçı. Hani Umut Sarıkaya veya Yiğit Özgür gibi herkesin hemfikir bir şekilde sevdiği insanlar vardır ya, VÖ bunların tam tersi; hem seveni, hem de soğuk duranı var! Ancak ne olursa olsun nev-î şahsına münhasır bu adamla, bir sohbet yapmak şarttı. Kendisi de, sağ olsun, kırmadı beni…

Alper Kaya – Merhaba, öncelikle Vedat Özdemiroğlu – kendi deyimiyle VÖ – kimdir, mizahi kişiliği dışında nelerle uğraşır?

Vedat Özdemiroğlu * VÖ, Gırgır’daki ilk yazılarımda yer darlığından kullandığım rumuzdu, kaldı işte öyle. Vedat Özdemiroğlu, 1968 doğumlu bir adamdır ve mizah dışında bir iş bilmez. Ama tüm sanat dalları ve futbolla ilgilenirim…

- Mizaha, mizah dergilerinde yazmaya nasıl başladınız? Hani iki çeşit başlama vardır, birincisi “hamili kart yakınımdır” olayı, diğeri de götürüp çalışmaları gösterme ve kendini bir şekilde kabul ettirme… Sizinki hangisiydi?

* Yazılarım önce Gırgır ve Fırt’ta amatör olarak yayınlandı. Sonra da o dergilerin yazarı oldum. Tamamen ikincisi yani. İlk içine yazdığım dergi Çarşaf’tı, unutmak olmaz.

- Resimli Roman adlı mizah dergisi oluşumunda Vedat Bey’in Görkemli Hayatı başlıklı bir köşeniz vardı, sonra Resimli Roman kapanınca o köşe de bitti mi, şimdi neden göremiyoruz?

* Vedat Bey, Resimli Roman’dan önce de vardı. Dıgıl, Öküz ve kısa bir süre Leman’da da yazdım. RR, benden yazı isteyince, çizgi roman ruhuna uygun olduğu için Vedat Bey’i yazdım. Vedat Bey, bir kahramanlık eleştrisi. Şu aralar yazmıyorum ama ilk fırsatta yazmak istiyorum. Belki ondan yola çıkarak senaryo da yazabilirim.

- Uykusuz’un orta sayfasında yazmanıza çoğu kişi anlam veremiyor, bu nasıl espri anlayışı diyerek küçümsedikleri bile oluyor… Peki sizin bir cevabınız var mı bu duruma, sonuçta sanatınıza hakaret bile sayılabilir aslında…

* Benim mizah anlayışım ortada, sokak dilini de şiir dilini de bilirim. Eleştrilere bakıyorum ama ciddiye almıyorum. o eleştriyi yapan adamın, ne zaman hakikatli bir esprisi olmuş acaba?

- Stand up gösterileriniz ve içeriklerinden bahsedebilir misiniz?

* Populer kültür, sosyal gerçekler, siyaset, psikolojik detaylar ve seks hakkında tek kişilik sayıklama. Çok espri denemesi var. Ben sahnede bir enstrüman gibi, esprilerimin hizmetinde oluyorum.

- Televizyon programı yapmaya nasıl karar verdiniz, sonuçta malum kara kutuda hele hele Türkiye’de reyting yoksa hiçbir şeysiniz, sizin böyle bir çekinceniz yok mu?

* Öneri kanaldan geldi, hem kitleye söyleyeceklerim var, hem de oğlumun okulu için para lazım diye kabul ettim. Sıkılırsam ya da izlenmiyosun, bırak derlerse bırakırım. Fakat iyi gidiyor şu an.

- MANGA’nın klibinde oynadınız (Dünyanın Sonuna Doğmuşum), klip öncesindeki görüşmelerinizi ve klip çekimini anlatır mısınız?

* Önce kabul etmedim, ısrar ve alkol fikrimi değiştirdi. Sonuçtan memnunum. Populer kültürü eleştiren bir şarkı olduğu için klibinde oynamak bana zevk verdi. Çekimlerde mizansen ne gerektiriyorsa onu oynamaya çalıştım. Medya esiri, topluma yabancılaşmış adamı canlandırmak, heyecanlı mesai oldu.

- Bir de ilginç bir şekilde genellemeye maruz kalan insanlar arasındasınız; “Eskiden görüşleri belliydi(siyasi anlamda), ancak şimdi sistemin esiri olmuş.” deniliyor banka reklamında oynamanız ve Kanaltürk’te program yapmanız hakkında. Siz ne diyorsunuz bu duruma peki?

* Ben profesyonel olarak işimi yapıyorum. Siyasal görüşüm sosyalist ve doğal olarak antiemperyalisttir. Ortada kullanma varsa, ben o kurumları kullanıyorum.

- Eskiden daha sık kitap çıkartırdınız sanki, zaman geçtikçe insan daha bir tembelleşiyor mu bu çabada yoksa?

* Hayır, tembellikten ziyade seçicilik. Selam Dünyalı Ben Türküm, büyük ilgi gördü, o çıtayı aşacak bir kitap tasarlıyorum.
Adı da Türkçe Sözlü Hafif Kitap olacak. Ayrıca polisiye roman yazmak istiyorum.

Bir de şiirlerimi kitapta toplamak…

- Şu ana kadar yazdığınız mizah dergileri arasında en iyi ortamı hangisinde bulmuştunuz, neden?

* Hepsi de iyiydi. Ama en çok Uykusuz’u seviyorum.

Belki de ‘En iyi gün bugündür, çünkü son gündür’ diye düşündüğüm içindir.

- Diğer takımların aksine Beşiktaşlı olmanın mutlaka bir hikayesi vardır. Sizin de var mı?

* Babam Beşiktaşlı, bana da Vedat Okyar’ın adını koymuş.

Daha doğrusu, ben iki günlükken,9 Kasım 1968′de, BJK-PTT maçı varmış, babam golü kim atarsa onun adı demiş ve penaltıda kaleciden dönen topu Vedat Okyar gole çevirmiş. Beşiktaşlı olmayıp da ne olacaktım?!

- Futbol konusunda da yazılarınızı görebilecek miyiz?

* Beşiktaş şiirleri yazdım, şampiyonlukla beraber piyasada olacak kitap. Maçları izleyip teknik analiz de yazmak isterim, uygun gazete bulursam. Futbolun mizahını bazen yapıyorum Uykusuz’da zaten.

- Yoğun temponuzda bir de sorularıma yanıt vermek için vakit ayırdığınız için çok ama çok teşekkürler, çalışmalarınızda başarılar!

* Ben teşekkür ederim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Alper Kaya nokta org © 2012, Alper KAYA