İçeriğe geç

Böyle Buyurdu Sermaye

2020 yılının eylül ayında, Türk futbolu için ‘tarihi günlerden biri’ olarak nitelendirilen ve bu şekilde pazarlanan bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmanın tarafları Yıldırım Demirören ve Nihat Özdemir’di. Elbette, bu gizli saklı bir anlaşma değil: misli.com isimli, Yıldırım Demirören’in himayesindeki bir kuruluşla Nihat Özdemir’in başkanlık koltuğunda oturduğu TFF arasında imzalanmış bir anlaşma.

İşin özeti, 2. ve 3. Lig maçlarının Demirören’in kuruluşunun mobil uygulamasında naklen yayımlanması temeline ve karşılığında bu liglerin isim sponsorluğunun mevzubahis kuruluşa zimmetlenmesine dayanan bir anlaşmaydı. İyi hoş, hatta gerçekten de önemli zira o tarihte de pandemi güçlüydü, hâlâ güçlü. Bazı imtiyazlı gruplar hariç maçlara taraftar alınmıyordu, hâlâ alınmıyor. Hele bir de 3. Lig’de kulüp sayısı artmışken, harika bir anlaşma değil mi?

Değil.

Zira mevzubahis kuruluş, kamuoyuna lanse edildiği kadar sıklıkta maç yayımlamadı. Pek çok 2. ve 3. Lig kulübü başkanı da canlı yayın takviminin uygulanmamasından şikayet etti. Ancak işin ‘pik noktası’ ise playoff maçlarında çıktı. Düşünün ki, bütün bir sezonun son noktası; taraflı tarafsız pek çok futbolseverin yakından takip etmek istediği, hadi işe ‘sermaye’ gözüyle de bakalım: Futbolcuların transfer borsasındaki hareketliliğinin nişanesi olan playoff maçlarında bu güzide kuruluş tek kamerayla, düşük çözünürlükle maç yayımlamaktan hicap duymadı.

Eh, koskoca sermayeden iyi bilecek değiliz. Bakın, 9 Eylül 2020’de bahsi geçen anlaşma imzalanırken kimler olay yerindeymiş:

Onur Alkın Kalkavan, Turkon Line CEO’su ve PTT Yönetim Kurulu Başkan Vekili (TFF Sponsorluklar ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi)

Sinan Oktay, Yıldırım Demirören’in yeğeni

Erdoğan Demirören, Yıldırım Demirören’in oğlu

Şenol Güneş, Milli Takım teknik direktörü

Volkan Can, 2. ve 3. Lig Kulüpler Birliği Derneği Başkanı

Sözün özü şu ki, TFF’nin eski başkanı ile yeni başkanı; el birliğiyle şimdiye kadarki en büyük başarısızlıklarına imza atarken isimlerini saydığım pek çoğu “aile üyesi” olan kişiler de şahitliklerini beyan ettiler.

Ancak kaçış yok.

Bu işe bir aile şirketi girişimi olarak bakamazsınız.

Er ya da geç, bu görkemli rezaletin detaylarını sunmanız gerekecek:

Kaç maçın yayımlanması vadedilmişti, kaç maç yayımlandı?

Neden kulüpler mağdur edildi?

Karşılığında kim, ne kazandı?

Açıklama yapılmadığı her gün, şu soru işareti daha da güçlenecektir:

TFF, bahis şirketlerinin vergi bareminde bir detay yapılacak kadar değersizleştirilmeye mahkum bir kurum mudur?

Evrensel Gazetesi | 18 Mayıs 2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alper Kaya Resmî Web Sitesi